Önemli Açıklama: Aksa İntifadası'nın üzerinden 26 yıl geçmesine rağmen Filistin topraklarında acı ve ölümler dinmiyor
DünyaFilistinAksa İntifadası'nın üzerinden 26 yıl geçmesine rağmen Filistin topraklarında acı ve ölümler dinmiyorİşgal altındaki Filistin topraklarında İsrail'e karşı 2005 yılına kadar devam eden 2. İntifada'nın üzerinden 26 yıl geçmesine rağmen Filistinliler, ölümler, yıkımlar, baskınlar ve zorla yerinden edilmelerle karşı karşıya kalmaya sürmektedir.Qais O
DünyaFilistinAksa İntifadası'nın üzerinden 26 yıl geçmesine rağmen Filistin topraklarında acı ve ölümler dinmiyorİşgal altındaki Filistin topraklarında İsrail'e karşı 2005 yılına kadar devam eden 2. İntifada'nın üzerinden 26 yıl geçmesine rağmen Filistinliler, ölümler, yıkımlar, baskınlar ve zorla yerinden edilmelerle karşı karşıya kalmaya sürmektedir.Qais Omar Darwesh Omar, Halime Afra Aksoy, Mehmet Nuri Uçar28 Eylül 2026•Güncelleme: 28 Eylül 2026RAMALLAHBundan 26 yıl evvelden bu gün itibarıyla, İsrail'de dönemin Likud Partisi lideri Ariel Şaron, Doğu Kudüs'teki Mescid-i Aksa'ya baskın düzenledi. Konuya ilişkin, süregelen ihlaller konusunda bardağı taşıran son damla mesabesinde olan bu baskının ardından Aksa İntifadası patlak sundu.
İsrail askerleri, yaklaşık 5 yıl süren intifada boyunca Filistin kentlerine ve mülteci kamplarına geniş çaplı baskınlar, hava saldırıları, suikastlar düzenledi, yıkımlar gerçekleştirdi.
Mısır'ın Şarm eş-Şeyh kentinde 2005'te düzenlenen zirvenin ardından fiilen sona eren 2. İntifada'da resmi verilere göre 4 bin 412 Filistinli hayatını kaybetti, 48 bin 322 kişi yaralandı.
İsrail tarafında ise 1069 kişinin öldüğü, yaklaşık 4 bin 500 kişinin yaralandığı kamuoyuna duyuruldu. Yapılan açıklamaya göre, i̇kinci İntifada'nın başladığı 28 Eylül 2000'den bu yana İsrail'in işgal altında tuttuğu Doğu Kudüs, Batı Şeria ve Gazze Şeridi'nde saldırı ve ihlalleri sürüyor. Filistinliler, bu ihlallerden doğan ağır insani sonuçlara da maruz kalmaya sürmektedir.
Aksa İntifadası'nın başlamasından evvelden Filistin-İsrail barış süreci çıkmaza girmişti. ABD'nin arabuluculuğunda Temmuz 2000'de düzenlenen Camp David Zirvesi'nde nihai statü meseleleri konusunda anlaşmaya varılamaması, taraflar arasındaki gerilimi yükseltti.
Kudüs, sınırlar, mülteciler ve yerleşimler, çözüme kavuşturulamayan başlıca konular arasında yer aldı. 28 Eylül 2000'de Şaron, beraberindeki pek çok İsrail polisi ve güvenlik görevlisiyle Doğu Kudüs'teki Mescid-i Aksa'ya baskın düzenledi.
Gündeme gelen gelişmeye göre, bu baskın, Mescid-i Aksa çevresinde Filistinlilerin protestolarına ve çatışmalara yol açtı. Olaylar kısa sürede Kudüs, Batı Şeria ve Gazze Şeridi'ne yayılarak geniş çaplı bir çatışma dalgasına dönüştü.
Bu bağlamda, birleşmiş Milletler (BM), Şaron'un ziyaretini intifadanın doğrudan fitilini ateşleyen önemli olay olarak gösterirken, barış sürecinin çıkmaza girmesi ve siyasi çözüm yolu ihtimalinin zayıflamasını da gerilimin tırmanmasına katkıda bulunan faktörler arasında değerlendirdi.
Bilindiği üzere, i̇srail güçleri ertesi gün Mescid-i Aksa'nın avlusuna baskın düzenleyerek Filistinli cemaat ve göstericilere karşı gerçek mermi ve diğer baskı araçlarını kullandı. Olaylarda Filistinlilerden ölen ve yaralananlar oldu, çatışmalar daha akabinde başka bölgelere yayıldı.
Belirtmek gerekir ki, i̇srail'in işlediği suçlara ilişkin görüntüler, Filistinliler arasında öfkenin büyümesine ve protestoların yayılmasına neden oldu. Gazze'de 11 yaşındaki Muhammed Durra'nın babasının yanında İsrail askerlerinin açtığı ateş sonucu öldürülmesi de intifadanın sembollerinden biri haline ulaştı.
İsrail'in saldırıları ve ihlallerinin artmasıyla intifada, zamanla kitlesel protestolar ve çatışmalardan Filistinli gruplarla İsrail ordusu arasındaki silahlı çatışmalara dönüştü.
İsrail, intifada boyunca işgal altındaki Batı Şeria ve Gazze Şeridi'ndeki askeri faaliyetlerini artırırken Filistinli siyasi ve askeri liderlere yönelik suikastlar düzenledi, geniş çaplı gözaltılar gerçekleştirdi, kent ve mülteci kamplarını bombaladı ve buralara baskın gerçekleştirdi.
İsrail hükümeti, 3 Aralık 2001'de eski Filistin Devlet Başkanı Yasir Arafat'ı Ramallah'taki başkanlık yerleşkesinde kuşatma altına aldı.
Filistin resmi resmi açıklama ajansı WAFA'ya göre İsrail güçleri kuşatma sırasında başkanlık yerleşkesinin büyük bölümünü yıktı, Arafat'ın yardımcıları ve çalışma arkadaşlarıyla birlikte bulunduğu binayı tank ve uçaklarla defalarca bombaladı ve binayı içindekilerin üzerine yıkmakla tehdit etti.
Belirtmek gerekir ki, i̇srail ordusu, Gazze ve Batı Şeria'daki başkanlık yerleşkelerini bombaladı, Gazze Uluslararası Havalimanı'nı ve başkanlık helikopterlerini imha etti.
Arafat, sağlık durumunun kötüleşmesinin ardından tedavi için 29 Ekim’de Fransa'ya götürüldü. 11 Kasım 2004'te Paris’te Percy Askeri Hastanesinde 75 yaşında hayatını kaybetti.
Filistin tarafında Arafat'ın zehirlendiğine ilişkin suçlamalar ve şüpheler gündeme taşındı bu gelişmeyle paralel olarak bu konu daha sonraki soruşturmalara rağmen kesin olarak ortaya konan nihai bir yargı kararıyla sonuçlanmadı.
İsrail, Mart 2004'te Hamas'ın kurucusu Şeyh Ahmed Yasin'e, Nisan 2004'te ise Yasin'in ardından hareketin liderliğini üstlenen Abdülaziz Rantisi'ye suikast düzenleyerek öldürdü. İsrail bunun yanı sıra Hamas liderlerinden Salah Şehade ve İsmail Ebu Şeneb'i de suikastlarla öldürdü.
Ağustos 2001'de Filistin Halk Kurtuluş Cephesi Genel Sekreteri Ebu Ali Mustafa da İsrail'in Batı Şeria'nın El-Bire kentindeki ofisini hedef bölge hava saldırısıyla hayatını kaybetti.
2002 yılına gelindiğinde ise özellikle İsrail'in "Savunma Kalkanı Operasyonu"yla bölgedeki saldırılar en kanlı dönemlerinden birine ulaştı. Operasyon kapsamında Batı Şeria’daki kent, ilçe ve mülteci kamplarına geniş çaplı baskınlar düzenlendi.
İsrail ordusu bu dönemde, 1993 yılında Filistin Kurtuluş Örgütü ve İsrail arasında imzalanan Oslo Anlaşması kapsamında daha evvelden kısmen çekildiği Filistin kent merkezlerine yeniden askeri konuşlanma gerçekleştirdi.
"Savunma Kalkanı" kapsamında, İsrail, aralarında Batı Şeria'nın kuzeyindeki Cenin Mülteci Kampı'nın da bulunduğu pek çok kent ve mülteci kampında geniş çaplı askeri eylemler düzenledi.
Ayrıca Filistin bölgelerinde evler yıkıldı, tarım arazileri tahrip edildi, altyapı geniş çapta ekonomik yük gördü. İntifada yıllarında, Filistinli gruplar tarafından da İsrail içerisinde çeşitli eylemler gerçekleştirildi. İkinci İntifada'nın en kritik olaylarından biri de İsrail Turizm Bakanı Rehavam Zeevi'ye 2001'de düzenlenen suikasttı.
Aksa İntifadası'nda 1. İntifada'ya nispetle direniş güçlerinin silahlı kanatları ve kullandıkları savunma araçlarının da geliştiği gözlemlendi. İlkinde gösteri ve grevlerin düzenlendiği taş ve molotofkokteylinin atıldığı Birinci İntifada ve karşılaştırıldığında somut farklılıklar görüldü.
Hamas'ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, yerli üretim silahlarını geliştirdi ve İsrail'e karşı kullanmak üzere roket yapımına başlangıç yaptı.
Filistin topraklarında geçen beş kanlı yılın ardından 8 Şubat 2005'te Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, eski İsrail Başbakanı Ariel Şaron, eski Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek ve Ürdün Kralı II. Abdullah, İkinci İntifada'nın bölgede yol açtığı krize çözüm yolu için Mısır'ın Şarm eş-Şeyh kentinde bir araya gelerek görüştü.
Abbas ve Şaron, o dönemde yayımlanan açıklamalara göre, "şiddet eylemlerine" son verme konusunda mutabık kaldı. Bu doruk noktası, Aksa İntifadası'nın fiilen sona erdiği bir dönüm noktası olarak kabul edildi.
İsrail, birkaç ay akabinde, Eylül 2005'te Gazze Şeridi'nin iç kesimlerinden çekildi. Ancak Gazze Şeridi’nden çekilmesi, İsrail'in bölgedeki kontrolünü sona erdirmedi.
İsrail, Gazze'nin hava sahası ve deniz sahası üzerindeki kontrolünü sürdürdü; 2006’nın ortalarından itibaren de Gazze'yi abluka altına aldı.
Abluka altında tuttuğu bölgede pek çok ihlal gerçekleştiren İsrail, Ekim 2023'te ise Gazze'de ağır saldırılar başlattı. Yaklaşık 2 yıl süren saldırılar geride çok büyük bir yıkım bıraktı. Saldırılarda on binlerce Filistinli hayatını kaybetti.
Geride kalanlar, enkazların üzerinde, çadırlarda, iptidai bile denilemeyecek şartlarda hayatlarını sürdürme mücadelesi veriyor, saldırı tehdidiyle defalarca yerlerinden ediliyor.
İsrail, 10 Ekim 2025'te ateşkesin yürürlüğe girdiği Gazze Şeridi'nde çeşitli bahanelerle saldırılarına sürdürdü. Saldırıların yol açtığı kayıpların sadece rakamlara yansıyan kısmı bile maruz kalınan acının boyutlarını gözler önüne seriyor. Ateşkesten bu yana İsrail saldırılarında 1421 kişi hayatını kaybetti, 4 bin 983 kişi yaralandı.
İsrail'in Ekim 2023'ten bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda ise toplam 74 bin 22 Filistinli yaşamını yitirdi, 175 bin 98 kişi yaralandı.
Bölgedeki sivil savunma ekiplerinin çalışmalarıyla enkaz altından 800'den fazla Filistinlinin cenazesi çıkarılırken pek çok naaşa ise ulaşılamıyor.
Bununla birlikte bölgenin dünyaya açılan noktaları olan sınır kapıları da çok kısıtlı şekilde açılıyor. Bölgeye gerekli ürünlerin girişi de yok denecek kadar az iken hasta ve yaralılar da tedavi için uzayıp giden listelerde sıranın kendilerine gelmesini bekliyor.
Yakıt tedarikinin ciddi kesintilere uğradığı bölgede hastaneler gibi hayati öneme sahip kurumlardan art arda hizmetlerin durdurulmak zorunda olduğu değerlendirmeler yapılıyor.
İsrail'in ihlalleri, Gazze Şeridi ve sınırlı kalmıyor; Gazze Şeridi'ne saldırı başlattığı Ekim 2023'ten bu yana işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te de Filistinlilere yönelik gözaltı, baskın ve saldırılarda da tırmanış yaşanıyor.
İsrail ordusu ve Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler, Filistinlilere ve mülklerine saldırılar düzenliyor. Bu saldırılar Filistinlilerin öldürülmesi ve gözaltına alınması, ev ve yapıların yıkılması, cami ve araçların ateşe verilmesi, tarım arazilerinin tahrip edilmesi, çiftçilerin arazilerine erişiminin engellenmesi, Filistinlilerin yerlerinden edilmesi ve yasal düzenleme dışı yerleşim birimlerinin genişletilmesi şeklinde gerçekleştiriliyor.
Özellikle bölge sakinlerinin geçimlerini sağladığı tarım arazilerine baskınlar düzenleniyor, hasatları gasbediliyor; hayvanları çalınıyor, araçları kundaklanıyor.
İsrailliler bunun yanı sıra polisin koruması altında Mescid-i Aksa'ya baskınlar düzenlemeye sürmektedir. Bu baskınlara bakanlar başta olmak üzere İsrailli üst düzey ilgililer de eşlik ediyor.
BM raportörleri, haziran ayında yaptıkları açıklamada, işgal altındaki Filistin topraklarında İsrail devletinin desteği ve işbirliğiyle Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırılarındaki ciddi artışın Filistin toplumu açısından varoluşsal tehdit oluşturduğu uyarısında bulunmuştu.
Bu haberde bir hata mı var? Her türlü talep, şikâyet ve görüş için okur temsilcimize ulaşabilirsiniz. 💡 Neden Önemli? Ekonomik gelişmeler, vatandaşların alım gücünü, işletmelerin maliyet yapısını ve ülkenin genel rekabet gücünü doğrudan etkiler. Finansal okuryazarlık, bu tür haberleri doğru yorumlamak için kritik bir beceridir. Merkez bankası kararları, mali plan politikaları ve küresel piyasa hareketleri, ekonomik tablonun şekillenmesinde belirleyici rol oynar.
Yorumlar 0
Yorum Yap