04.11.2026
SON DAKİKA
Gündem Yaratıyor: Galatasaray'ın rakibini yıkan haber! Çapraz bağları koptu, sezonu kapattı • Son Dakika: ABD'deki işsizlik maaşı başvuruları, 6 bin kişi azaldı • Dev havayolu şirketi uyardı: Tarihin en kapsamlı zammına hazır olun • Son Dakika: İki ülke arasında tarihi takas: 300 asker ülkesine böyle döndü • Sergen Yalçın imza töreninde duyurdu: Gelmek için can atıyor! • Gündem Yaratıyor: Mercedes CLA çarpışma testi: İki hareketli araç 56 km/s hızla çarpıştırıldı • Son Dakika: Galatasaray ve Fenerbahçe için olay tahmin • Hayvanlarda görülen virüs tarihi bir ilk olarak insana bulaştı • Gündem Yaratıyor: Yılmaz Vural kendisi duyurdu! Satın alacağı takıma bakın • Önemli Açıklama: Beşiktaş'ta Lyon zaferi sonrası şok sakatlık! Yıldız isim en sınırlı 1 ay sahalardan uzak kalacak • Gündem Yaratıyor: Galatasaray'ın rakibini yıkan haber! Çapraz bağları koptu, sezonu kapattı • Son Dakika: ABD'deki işsizlik maaşı başvuruları, 6 bin kişi azaldı • Dev havayolu şirketi uyardı: Tarihin en kapsamlı zammına hazır olun • Son Dakika: İki ülke arasında tarihi takas: 300 asker ülkesine böyle döndü • Sergen Yalçın imza töreninde duyurdu: Gelmek için can atıyor! • Gündem Yaratıyor: Mercedes CLA çarpışma testi: İki hareketli araç 56 km/s hızla çarpıştırıldı • Son Dakika: Galatasaray ve Fenerbahçe için olay tahmin • Hayvanlarda görülen virüs tarihi bir ilk olarak insana bulaştı • Gündem Yaratıyor: Yılmaz Vural kendisi duyurdu! Satın alacağı takıma bakın • Önemli Açıklama: Beşiktaş'ta Lyon zaferi sonrası şok sakatlık! Yıldız isim en sınırlı 1 ay sahalardan uzak kalacak •
50,0166 56,2908 67,4628 6.497,67
Alman liderlerden Asya çıkarması: Avrupa, Asya'ya mı yöneliyor?
GÜNCEL SON DAKİKA MANŞET

Alman liderlerden Asya çıkarması: Avrupa, Asya'ya mı yöneliyor?

Almanya'nın ik lideri, birkaç gün arayla Asya'ya çıkarma gerçekleştirdi. Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, 27-31 Ekim tarihleri arasında 5 günlük Çin ziyaretinde bulundu. Öte yandan, almanya Başbakanı Friedrich Merz ise 26-30 Ekim tarihlerinde Singapur, Japonya ve Güney Kore'yi kapsayan 5 günlük Asya turu gerçekleştirdi. Özellikle Tokyo'daki temaslar, Almanya'nın Asya-Pasifik strateji

L
Lumout Medya 04 Kasım 2026, 11:20
64 10 dk
Almanya'nın ik lideri, birkaç gün arayla Asya'ya çıkarma gerçekleştirdi. Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, 27-31 Ekim tarihleri arasında 5 günlük Çin ziyaretinde bulundu. Öte yandan, almanya Başbakanı Friedrich Merz ise 26-30 Ekim tarihlerinde Singapur, Japonya ve Güney Kore'yi kapsayan 5 günlük Asya turu gerçekleştirdi. Özellikle Tokyo'daki temaslar, Almanya'nın Asya-Pasifik stratejisi bakımından dikkat çekiciydi. Aynı konu bağlamında, i̇lk bakışta birbirinden bağımsız görünen bu ziyaretlerin ortak bir anlamı var tartışmasız biçimde. O da şu ki Avrupa, değişen dünya düzeninde kendisine yeni bir hareket alanı arıyor. ABD'nin giderek daha fazla güvenlik ve ekonomik baskı aracına başvurduğu, Çin'in ekonomik ve teknolojik ağırlığının arttığı, Asya'nın dünya ekonomisindeki merkezî konumunu güçlendirdiği bir dönemde Avrupa, kendi çıkarlarını yeniden tanımlamak zorunda kalıyor. Henry Kissinger, Dünya Düzeni (World Order) kitabında Avrupa'nın geleceğini ve Avrasya'daki güç dengelerini ABD'nin stratejik çıkarları açısından ele almıştı. Kissinger'ın temel stratejik kaygılarından biri, Avrupa'nın Atlantik ittifakından bağımsız bir güç merkezi hâline gelmesi ve ABD'nin Avrasya üzerindeki nüfuzunun zayıflamasıydı. Avrupa'nın Çin ve Rusya ve daha yakın bir stratejik ilişki kurması, Washington açısından kritik bir jeopolitik mesele anlamına geliyor tartışmasız biçimde. Kissinger, "Avrupa'nın stratejik özerklik gütmesi veya Çin-Rusya safına yaklaşması Washington açısından felâket olur" diye açıklıyordu. Bugün yaşanan gelişmeler, bu tartışmayı yeniden gündeme getiriyor. Avrupa, ABD'nin çizdiği sınırların dışına çıkabilecek mi? Yoksa Asya'ya yöneliş, Washington'ın küresel stratejisinin yeni bir parçası mı olacak? Ukrayna savaşı Avrupa'yı çıkmaza soktu Avrupa'nın bugünkü arayışını anlamak için Ukrayna savaşına bakmak gerekiyor. 2022'den itibaren Almanya, ABD öncülüğündeki NATO çizgisine büyük ölçüde uyum sağladı. Rusya'ya yönelik yaptırımlara katıldı, Ukrayna'ya kapsamlı askerî ve ekonomik destek sundu ve Moskova ve ilişkilerini tarihsel olarak en düşük seviyelerden birine taşıdı. Özellikle Almanya açısından bu politikanın ağır ekonomik sonuçları oldu. Rus enerji kaynaklarına dayanan sanayi modeli ciddi bir dönüşüm geçirmek zorunda kaldı. Enerji maliyetleri, rekabet gücü ve sanayinin geleceği Alman ekonomisinin temel sorunları arasına girdi. Bir zamanlar Rusya ve ekonomik iş birliğini Avrupa güvenliğinin unsurlarından biri olarak gören Berlin, bu gün itibarıyla Moskova ve karşı karşıya gelen bir konuma yöneldi. Alman yönetiminin Ukrayna'ya askerî desteği önceleyen yaklaşımı, diplomatik çözüm yolu arayışlarının geri planda kalmasına ve savaşın uzamasına katkıda bulunan unsurlardan biri oldu. Avrupa, Rusya'yı ekonomik ve askerî baskıyla geri adım attırmaya çalışırken kendi ekonomik çıkarlarından da kritik ölçüde taviz sundu. Ancak savaşın uzaması, Avrupa'nın ABD'ye olan güvenlik bağımlılığını azaltmadı. Tam tersine, Avrupa'nın kendi savunma kapasitesi ve dış politika kararlarında Washington'a bağımlılığı yeniden tartışılmaya başlandı. Buna bir de ABD'nin Avrupa ve ticari ilişkilerinde izlediği korumacı politikalar eklenince, Berlin ve diğer Avrupa başkentleri için yeni ortaklıklar aramak bir tercih olmaktan çıkıp ekonomik bir zorunluluğa dönüşüyor. Çin ve ortaklık mı, rekabet mi? Almanya'nın Çin politikası bu çelişkinin en açık örneklerinden biri. Çin, Almanya'nın en büyük ticaret ortağı ve Alman sanayisi açısından vazgeçilmez pazarlardan biri. 2025 yılında Pekin-Berlin ortak ticaret hacmi 250 milyar doları geçti. Volkswagen, BMW ve Mercedes-Benz gibi Alman otomotiv devlerinin Çin pazarındaki varlığı, 2 ülke yönetimi arasındaki ekonomik ilişkinin boyutunu gösteriyor. 1,5 milyar dolarlık devasa Çin pazarı, Berlin için vazgeçilmez derecede kritik. Buna karşılık Almanya ve Avrupa Birliği, son yıllarda Çin'i giderek daha fazla ekonomik rakip olarak tanımlıyor. Avrupa Komisyonu'nun Çin politikasında kullandığı üçlü tanım bunu açıkça ortaya koyuyor: Çin, Avrupa için aynı anda bir iş birliği ortağı, ekonomik rakip ve sistemik rakip. Bu yaklaşımın somut sonuçları da var. Avrupa Birliği, 2024 yılında Çin'de üretilen elektrikli otomobillere yönelik sübvansiyon karşıtı ek gümrük vergileri uygulamaya başlangıç yaptı. BYD, Geely ve SAIC gibi üreticiler bu uygulamadan etkilendi. Almanya, kendi otomotiv şirketlerinin Çin pazarındaki çıkarlarını da düşünerek bu vergilere mesafeli yaklaşmıştı. Buna rağmen AB düzeyinde karar alındı. Bir başka kritik örnek telekomünikasyon sektörü. Almanya, Huawei ve ZTE'nin 5G altyapısındaki kritik bileşenlerini aşamalı olarak sistem dışına çıkarma kararı aldı. Alman hükümetinin mobil operatörlerle yaptığı anlaşmalar uyarınca bu şirketlerin kritik bileşenleri içinde bulunduğumuz yıl sonuna kadar 5G çekirdek ağlarından çıkarılacak. Erişim ve taşıma ağlarındaki kritik yönetim işlevlerinin ise 2029 sonuna kadar değiştirilmesi öngörülüyor. Avrupa'nın Çin'e yönelik kısıtlamaları bunlarla da sınırlı değil. Çin menşeli tıbbi cihazların kamu ihalelerine katılımına yönelik AB düzenlemesi, 5 milyon avronun üzerindeki ihalelerde Çinli şirketleri dışarıda bırakıyor ve ilgili sözleşmelerde Çin menşeli ürünlerin payını yüzde 50 ve sınırlıyor. Bütün bunlar, Almanya'nın Çin ve ilişkilerinde ortaklık söylemi ve rekabet politikasının yan yana yürüdüğünü gösteriyor. Berlin, Çin pazarından vazgeçmek istemiyor ama Çin'in teknolojik ve sanayi alanındaki yükselişini kendi ekonomik üstünlüğü açısından bir tehdit olarak da değerlendiriyor. Steinmeier'in "diyalog ve stratejik ortaklık" mesajı Steinmeier'in Çin ziyareti, Almanya'nın Pekin ve ilişkileri koparmak istemediğini gösteren kritik bir diplomatik adımdı. Yaklaşık 8 yıl aradan akabinde Çin'e ülke yönetimi ziyareti gerçekleştiren Alman Cumhurbaşkanı, Anhui ve Pekin'de temaslarda bulundu. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping'in yanı sıra Başbakan Li Qiang ve Ulusal Halk Kongresi Daimî Komitesi Başkanı Zhao Leji ve görüştü. Ziyaretin tartışmasız biçimde en kritik görüşmesi 30 Ekim'de Şi Cinping ve gerçekleştirildi. Şi, Çin ve Almanya'nın dünyanın 2. ve 3. büyük ekonomileri olarak küresel ekonomik istikrar ve Çin-Avrupa ilişkilerinin gelişmesi bakımından kritik sorumluluklar taşıdığını vurguladı. İki ülkenin eşitlik, karşılıklı fayda ve stratejik istikrar temelinde yeni bir iş birliği modeli oluşturması gerektiğini dile getirdi. Şi'nin mesajında özellikle iki nokta dikkat çekiciydi. Birincisi, Çin'in Almanya'nın Avrupa ve uluslararası siyasette daha etkin bir rol oynamasını desteklediğini belirtmesiydi. İkincisi ise Almanya'dan Çin'in gelişimine ve Çin ve ekonomik iş birliğine daha açık, rasyonel ve pragmatik yaklaşmasını istemesiydi. Elbette Pekin, AB'yi Washington'dan koparma stratejisini gütmeye sürmektedir. Şi, Alman şirketlerinin Çin pazarında faaliyetlerini genişletmesini desteklediklerini belirtirken Almanya'dan da Çinli şirketlere adil, şeffaf ve ayrımcı olmayan bir iş ortamı sağlamasını istedi. Yapay zekâ, yeşil dönüşüm, dijital ekonomi ve hizmet ticareti gelecekteki iş birliği alanları olarak öne çıktı. Steinmeier ise Çin'in son yıllardaki ekonomik, bilimsel ve teknolojik gelişimini takdir ettiklerini vurguladı. Almanya'nın Tek Çin politikasına bağlılığını yineledi. İki ülkenin ekonomik ve ticari anlaşmazlıklarını diyalog yoluyla çözebileceğini aktardı. Alman Cumhurbaşkanı'nın Pekin'deki konuşmalarında dikkat çeken bir diğer konu uluslararası düzen oldu. Steinmeier, uluslararası sistemin baskı altında olduğunu ve dünyanın Çin'in daha büyük bir rol üstlenmesini beklediğini dile getirdi. Birleşmiş Milletler Şartı'nın ilkelerine, uluslararası hukuka, serbest ticarete ve Dünya Ticaret Örgütü kurallarına bağlılık çağrısı gerçekleştirdi. Korumacılığa ve ticaret savaşlarına karşı ortak hareket edilmesini savundu. Ancak ziyaretin bir başka boyutu da vardı. Steinmeier, Pekin Üniversitesi'nde yaptığı konuşmada Çin'in ekonomik kendi kendine yeterlilik politikasının diğer ülkelerde bağımlılık ve kırılganlık yaratmaması gerektiğini dile getirdi. Çin ve Avrupa arasındaki ticaret dengesizliğine dikkat çekti. Dolayısıyla Berlin, Pekin ve diyaloğu sürdürürken ekonomik rekabet konusundaki itirazlarını da masada tutuyor. Merz'in Japonya çıkarması Steinmeier'in Çin ziyaretiyle aynı dönemde başlayan Alman Şansölyesi Merz'in Asya turu, Almanya'nın bölgeye yönelik daha geniş strateji çabasını ortaya koyuyor. Merz, 5 günlük ziyaretinde Singapur, Japonya ve Güney Kore'yi ziyarette bulundu. Turun Japonya ayağı özellikle önemliydi. Tokyo'da Japonya Başbakanı Sanae Takaichi ve görüşen Merz, 2 ülkenin ekonomik güvenlik, savunma ve teknoloji alanlarında iş birliğini derinleştirmesi gerektiğini vurguladı. Takaichi yönetiminde Tokyo'nun daha Pekin karşıtı, şahin bir çizgide olduğunu hatırlatalım. Görüşmeler sonucunda ekonomik güvenlik alanında ortak bir resmi açıklama ve iş birliğini geliştirmeye yönelik bir güvenlik önlemi paketi üzerinde anlaşmaya varıldı. Kritik tedarik zincirlerindeki bağımlılıkların azaltılması, savunma sanayisi iş birliği, yapay zekâ diyaloğu ve ileri teknoloji alanlarında ortak çalışmalar gündeme ulaştı. Merz'in Japonya ziyaretinde savunma iş birliği de kritik yer tuttu. İki ülke yönetimi, savunma üretiminde ortak projeleri ve özellikle askerî teçhizat alanındaki iş birliğini değerlendirme kararı aldı. Hükümetler arası istişarelerin 2027'de yeniden başlatılması, Japonya'nın 2028 Hannover Sanayi Fuarı'nda ortak ülke yönetimi olması da kararlaştırılan başlıklar arasındaydı. Merz'in açıklamalarında dikkat çeken bir diğer konu, Avrupa ve Asya arasında daha güçlü bir ekonomik ağ kurulmasıydı. Almanya Başbakanı, Japonya, Singapur ve Güney Kore gibi ülkelerle Avrupa'nın küresel ticaret dengesizliklerine karşı daha yakın çalışması gerektiğini dile getirdi. Avrupa Birliği ve ASEAN ülkeleri arasında ortak bir ticaret anlaşması müzakerelerinin yeniden başlatılmasını da gündeme getirdi. Merz'in turunun sonunda Güney Kore'de yaptığı değerlendirme ise Almanya'nın yaklaşımını özetliyor: Avrupa ve Asya-Pasifik ülkeleri, Amerikan hegemonyasının gerilediği ve giderek belirsizleşen dünyada ortak çıkarlarını korumak için daha güçlü iş birliği geliştirme çabasında. Burada kritik bir ayrıntı var. Merz'in Japonya ve Güney Kore ve kurmaya çalıştığı ilişkinin doğrudan Çin karşıtı bir ittifak ilanı olup olmayacağı kritik. Son dönemde bu 2 ülkenin NATO zirvelerine katılması, Pekin'de büyük rahatsızlık yaratıyor. Elbette 45 yıllık neoliberal politikalarla üretimden kopan Atlantik ittifakı, ekonomik güvenlik, teknoloji, savunma ve tedarik zincirleri başlıkları üzerinden Çin'e olan bağımlılığı azaltma arayışını da sürdürüyor. *Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer bölge görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. almanyaÇİNAsyaOrçun Göktürk Independent Türkçe için yazdı Orçun GöktürkÇarşamba, Kasım 4, 2026 - 11:15Main image: 

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, Pekin'deki resmî karşılama töreninde / Fotoğraf: Xinhua&AP

TÜRKİYE'DEN SESLERType: newsSEO Title: Alman liderlerden Asya çıkarması: Avrupa, Asya'ya mı yöneliyor?copyright Independentturkish: 
Bu haberi paylaş: Facebook Twitter WhatsApp
L
Bu Haberi Hazırlayan
Lumout Medya
Lumout Medya haber ekibi tarafından derlenen bu haber, editoryal standartlarımız çerçevesinde hazırlanmıştır.
04 Kasım 2026, 11:20 10 dk okuma 64 görüntülenme

Yorumlar 0

Yorum Yap

0 / 1000