Önemli Açıklama: Almanya iç siyasetinde Türk kökenliler
Almanya'daki Türkiye kökenli nüfus bundan böyle siyasetin kenarında duran bir göçmen topluluğu olarak tanımlanamaz. Yaklaşık 2,8 milyon kişilik bu nüfus, Federal Meclis'ten eyalet parlamentolarına, belediyelerden parti yönetimlerine kadar Alman siyasetinin farklı katmanlarında görünür durumda. Yetkili çevrelerin aktardığına göre, asıl değişim temsilin niceliğinden çok niteliğinde yaşanıyor. Türkiy
Almanya'daki Türkiye kökenli nüfus bundan böyle siyasetin kenarında duran bir göçmen topluluğu olarak tanımlanamaz. Yaklaşık 2,8 milyon kişilik bu nüfus, Federal Meclis'ten eyalet parlamentolarına, belediyelerden parti yönetimlerine kadar Alman siyasetinin farklı katmanlarında görünür durumda. Yetkili çevrelerin aktardığına göre, asıl değişim temsilin niceliğinden çok niteliğinde yaşanıyor. Türkiye kökenli siyasetçiler bundan böyle göç ve uyum başlıklarıyla sınırlı alanlarda görev almıyor. Bu süreçte dikkat çekici bir diğer nokta, ekonomi, maliye, dış politika, güvenlik ve yönetim yönetimi gibi temel yönetimi elinde bulunduranlar alanlarında da sorumluluk üstleniyor. Bu dönüşümün başlangıç noktalarından biri 1994 Federal Meclis seçimleri oldu. Cem Özdemir'in Yeşiller listesinden parlamentoya girmesi, Türkiye kökenli bir siyasetçinin federal düzeyde kritik bir eşiği aşması anlamına geliyordu. Sonraki yıllarda sayı arttı. 2009'da 5 olan Türkiye kökenli yasama organı üyesi sayısı 2013'te 11'e, 2017'de 14'e tırmandı. 2021'de sayı 19 ve 21 arasında değişirken, 2025 seçimleri sonrasında yeni Federal Meclis'te yaklaşık 18 ve 20 Türkiye kökenli yasama organı üyesi bulunduğu hesaplandı. Peki bu siyasetçiler hangi partilerde toplanıyor? Bugünkü tablo belirgin bir sol ağırlığa işaret ediyor. 21. dönem Federal Meclis'te 19 Türkiye kökenli yasama organı üyesi bulunduğu hesaplamasına göre SPD ve Die Linke yedişer vekille başı çekiyor. Yeşiller iki, CDU iki, CSU ise bir milletvekiliyle temsil ediliyor. Aşırı sağcı AfD'de Türkiye kökenli yasama organı üyesi bulunmuyor. Parti üyelerinin etnik kökenine ilişkin düzenli resmi veri tutulmadığı için parlamentodaki temsil en güvenilir gösterge olarak öne çıkıyor. Ancak siyasetçilerin dağılımı ve seçmen davranışı aynı tabloyu vermiyor. Türkiye kökenli seçmenlerin SPD ve tarihsel bağı son yıllarda belirgin biçimde zayıfladı. Geçmişte vatandaşlığa geçen Türkiye kökenlilerin yüzde 60'ından fazlası SPD'ye oy verirken, sonraki araştırmalarda bu oranın ciddi biçimde gerilediği görülüyor. Adenauer Vakfı'nın 2025 seçimleri öncesindeki çalışmasında Türkiye kökenli katılımcıların yüzde 35'i SPD'yi tercih ederken BSW yüzde 18, Die Linke yüzde 14 ve Union yüzde 12 düzeyinde görünüyordu. Örneklemin küçük olması nedeniyle bu rakamlar kesin seçim sonucu olarak okunmamalı. Buna rağmen genel eğilim açık. Geleneksel SPD üstünlüğü zayıflıyor ve seçmen farklı partilere dağılıyor. Bu değişimin arkasında kuşak farklılaşması var. Birinci kuşak Türkiye kökenli işçilerin sendikalar ve SPD ve kurduğu bağ, üçüncü ve dördüncü kuşaklarda aynı biçimde devam etmedi. Eğitim düzeyinin yükselmesi, girişimcilik ve serbest mesleklerin yaygınlaşması yeni bir orta sınıfın ortaya çıkmasına yol açtı. Dış politika, Gazze, Ukrayna savaşı, göç politikası ve kültürel değerler konusundaki ayrışmalar da parti tercihlerinde etkili oluyor. Bu tablo, Türkiye seçimlerindeki tercihlerle Almanya'daki siyasi davranış arasındaki farkı da dikkat çekici hale getiriyor. 2023 Türkiye Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turunda Almanya'daki seçmenlerin yaklaşık yüzde 67'si Recep Tayyip Erdoğan'a oy sundu. Aynı topluluk Almanya'daki seçimlerde ağırlıklı olarak merkez sol ve sol partilere yöneliyor. İki sandıkta iki farklı siyasi mantığın ortaya çıkması, Türkiye kökenli seçmenin tek bir siyasi kimlikle açıklanamayacağını gösteriyor. Siyasetçilerin kariyerleri de bu çeşitlenmeyi doğruluyor. Cem Özdemir, Yeşiller içinde parti eş genel başkanlığından federal bakanlığa uzanan bir kariyer kurdu. SPD'den Aydan Özoğuz Federal Meclis Başkanvekilliğine kadar tırmandı. CDU'da Serap Güler federal düzeyde dış politika ve güvenlik alanında görev aldı. Die Linke'de ise Türkiye ve Kürt meselesiyle yakından ilgilenen güçlü bir siyaset insanı grubu ortaya çıktı. Melis Sekmen'in 2024'te Yeşiller'den ayrılarak CDU'ya geçmesi de Türkiye kökenli siyasetçilerin belirli bir ideolojik hatta sabitlenmediğini gösteren örneklerden biri. Peki Ankara ve Berlin arasındaki ilişki bu tabloda nereye oturuyor? Türkiye kökenli siyasetçilerin Alman siyasetindeki varlığı, otomatik olarak Ankara'nın siyasi etkisinin arttığı anlamına gelmiyor. Özellikle Die Linke ve Yeşiller içindeki bazı isimler Türkiye hükümetinin politikalarını sert biçimde eleştiriyor. Kürt meselesi, insan hakları, Suriye politikası ve silah ihracatı bu tartışmaların başlıca başlıkları. Çifte vatandaşlık da bu dönüşümün kritik unsurlarından biri. Haziran 2024'te yürürlüğe giren vatandaşlık reformuyla çifte vatandaşlık genel bir ilke haline ulaştı ve vatandaşlığa geçiş süresi kısaldı. Bu düzenleme Türkiye kökenli nüfusun Alman siyasi sistemine katılımını artırabilecek yeni bir seçmen havuzu oluşturuyor. 2024'te 22 binden fazla Türk vatandaşının Alman vatandaşlığına geçmesi de dönüşümün boyutunu gösteriyor. Önümüzdeki dönemin temel sorusu şu: Türkiye kökenli seçmen yeniden belirli bir parti etrafında toplanacak mı? Bugünkü veriler böyle bir sonuca işaret etmiyor. SPD'nin tarihsel bağı zayıflarken CDU, Die Linke, Yeşiller ve BSW farklı kesimlerden destek arıyor. DAVA gibi kimlik temelli girişimler ise ana akım partilere alternatif oluşturma arayışının henüz sınırlı kaldığını gösteriyor. Almanya'daki Türkiye kökenlilerin siyasi hikâyesi bundan böyle bir entegrasyon hikâyesinden ibaret değil. Alman siyasetinin kendi içindeki dönüşümün de bir parçası. Türkiye kökenli siyasetçiler parlamentoda daha görünür hale gelirken seçmenleri tek bir siyasi hatta bağlı kalmıyor. Ankara ve Berlin arasındaki ilişkiler de bu topluluk üzerinden otomatik bir siyasi kanala dönüşmüyor. Önümüzdeki yıllarda belirleyici mesele, Türkiye kökenli seçmenin hangi partiye oy verdiğinden çok, Alman partilerinin bu seçmenin giderek çeşitlenen ekonomik, sosyal ve siyasi taleplerine nasıl karşılık vereceği olacak. *Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer bölge görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. almanyatürklerElif EralpDr. Osman Gazi KandemirDr. Osman Gazi Kandemir Independent Türkçe için yazdıDr. Osman Gazi KandemirSalı, Eylül 22, 2026 - 08:30Main image:
Türkiye kökenli siyasetçiler, Alman siyasetinde farklı partilerde ve farklı alanlarda giderek daha görünür hale geliyor / Kolaj: Independent Türkçe
TÜRKİYE'DEN SESLERType: newsSEO Title: Almanya iç siyasetinde Türk kökenlilercopyright Independentturkish:
Yorumlar 0
Yorum Yap