20.09.2026
SON DAKİKA
48,7543 55,9992 65,3125 6.865,06
Atina'dan ilham verici mesajlar
GÜNCEL SON DAKİKA MANŞET

Atina'dan ilham verici mesajlar

Henüz 17 yaşındayken yaşadığı sakatlıklar yüzünden parkelere veda etmek zorunda kalan Selen Erdem, pes etmek yerine yazgısını parke kenarında yeniden yazdı. Türkiye kadın basketbol tarihinin olimpiyat gören ilk kadın koçu ünvanını elinde bulunduran Erdem, Panathinaikos'un tarihindeki ilk yabancı başantrenör olarak da adını altın harflerle yazdırdı. Yüksek topuklu ayakkabıları, sarsılmaz disiplini ve ödün vermeyen liderlik kültürüyle sadece bir spor insanı değil, ilham veren bir sembol haline gelen Erdem, Habertürk’e verdiği röportajda hemcinslerine güçlü mesajlar verdi

L
Lumout Medya 20 Eylül 2026, 09:35
7 11 dk

Bir sporcunun en büyük korkusu, şüphesiz sakatlıklar yaşaması. Kâbusu ise henüz baharındayken kariyerini sonlandırmak zorunda kalması.

2002'de henüz 17 yaşındayken yaşadığı talihsiz sakatlıklar nedeniyle basketbol oyunculuğuna veda eden Selen Erdem için de senaryo tam olarak böyle başladı. Ancak Erdem'in hikâyesi, bir kapının kapanışıyla sönüp giden hayallerin değil; küllerinden doğan, liderliğe kadar varan görkemli bir liderlik yolculuğunun hikâyesi...

Oyuncu olarak pota altında veremediği mücadelenin fazlasını parke kenarına taşımaya kararname veren Selen Erdem için işler hiç de kolay olmadı. Genç yaşta antrenörlük kariyerine adım attığı dönemin spor ikliminde, bir kadın koçun varlığı hâlâ alışılagelmişin dışındaydı. Basketbolun eril ezberlerle yönetildiği bir alanda, "Ben bunu yapabilirim" diyebilmek ve bu inancı kanıtlamak dikenli bir yolu göze almayı gerektiriyordu. O yolda yürürken batan dikenler, günün sürecin tamamlanmasıyla yerini sarsılmaz bir özgüven testinin takdirine ve gerçek bir yaşama sevincine bıraktı.

Konu hakkında yapılan değerlendirmelerde, kariyerine altyapı takımlarında başlayan Selen Erdem, kulüp kademelerinde pişerek, emeğin ve sabrın en güzel örneklerinden birini sergiledi. Erdem'in azmi ve taktiksel aklı, kısa sürede ulusal ölçekte karşılık buldu. 2014-2018 arasında Türkiye Kadın A Millî Takımı teknik kadrosunda koç olarak görev almasıyla genç yaşta Türk kadın basketbolunda sorumluluk üstlenen Selen Erdem, olimpiyatlarda görev yapan tek Türk kadın basketbol koçu ünvanını elinde bulundurarak adını Türk spor tarihine yazdırdı.

Elde edilen bilgilere göre, türkiye Kadın A Millî Takımı teknik kadrosunda koç olarak 2016 Rio Olimpiyatları ve 2018 FIBA Kadınlar Dünya Şampiyonası gibi dünya sporunun zirve organizasyonlarında boy gösteren Selen Erdem, bunun yanı sıra iki Avrupa Şampiyonası ve bir Avrupa Gençlik Olimpik Festivali'nde millî takımın başarısı için ter döktü.

2024'te Yunanistan'ın PAS Giannina takımının başına geçerek kariyerini uluslararası boyuta taşıyan Selen Erdem, bu kulüpteki çıkışının ardından komşu ülkenin en köklü ve taraftar baskısına sahip kulüplerinden Panathinaikos'un antrenörlüğüne getirildi. Selen Erdem, imza töreniyle kulüp tarihinin ilk yabancı başantrenörü ünvanına da sahip oldu.

Sosyal medyada da geniş yankı bulan gelişmede, takımını Yunanistan A1 Ligi'nde finale taşıması ve Avrupa'nın kulüpler bazındaki en prestijli organizasyonlarından EuroCup Women'da 64 takım arasında ilk 8'e adını yazdırmasıyla antrenörlük ışıltısını yükselten Selen Erdem'in bu başarısı, Panathinaikos Kadın Basketbol Takımı'nın tarihinde bir ilk oldu.

Selen Erdem'in hikâyesi; kadınların spor dünyasında yalnızca sahada ter döken kişiler değil; saha kenarında strateji çizen, oyunun akışını değiştiren, yöneten ve liderlik eden en güçlü iradeler olabileceğini gösteren ilham verici bir başarı manifestosu olarak göze çarpıyor.

Yunanistan'da yalnızca sportif skorlarıyla değil, inşa ettiği liderlik kültürüyle de takdir toplayan Selen Erdem, saha kenarındaki duruşunu şu temel taşlarla örüyor:

Belirtmek gerekir ki, ♦ Samimi İletişim ve Aidiyet: Teknik bilginin ötesinde, oyuncularıyla kurduğu güven temelli bağ ve ortak akıl kültürü başarısının merkezinde yer alıyor.

♦ Yüksek Enerji ve Kararlılık: Maç boyunca sergilediği dinamik duruş, hem parkedeki beşliye hem de tribünlere mutlak bir kazanma iradesi aşılıyor.

Panathinaikos ile yeni sezon hazırlıklarına devam eden Selen Erdem, tüm yoğunluğuna rağmen röportaj teklifimi kabul ederek hemcinslerine ilham dolu mesajlardan geleceğe dair hedeflerine kadar birçok konuda açıklamada bulundu.

♦ Yüksek topuklar sizin imzanız haline geldi. Bu sadece estetik bir tercih mi, yoksa kadın gücünü göstermenin bir yolu mu?

Aslında benim için topuklu ayakkabı hiçbir zaman sadece estetik bir tercih olmadı. Çocukluğumdan beri annemden gördüğüm, kendimi iyi ve güçlü hissettiğim bir şey. Sahaya çıktığımda nasıl bir kıyafet giydiğimden çok, o kıyafetin içinde kendimi nasıl hissettiğim kritik. Sahaya çıktığım anda tamamen maça, takımıma ve mücadeleye odaklanıyorum. Topuklu ayakkabının üzerinde durmak benim için zor değil. Çünkü yıllardır kendimle, karakterimle ve işimle çok sağlam bir denge kurdum. Belki insanlar dışarıdan sadece topukları görüyor ama benim için asıl mesele o topukların üzerinde ne söylediğim. Kadınların güçlü olmak için kendilerinden, tarzlarından ya da kadınlıklarından vazgeçmek zorunda olmadığını düşünüyorum ve gösteriyorum. Güçlü olmak için ille de erkek gibi görünmek gerekmiyor. Kadın bütünsel gücün sembolüdür, kararlı ve mücadeleci olabilirsiniz. Ben de elimden geldiğince bunu yansıtmaya çalışıyorum.

♦ Yunanistan gibi ateşli taraftarları olan bir ülkede, Panathinaikos'un başında bu hırslı ve agresif tarzı korumak taraftarlarla bağınızı nasıl etkiledi?

Konuyla ilgili değerlendirmelere göre, ben taraftarın duygusunu çok iyi anlıyorum. Çünkü ben de maçı kenardan sadece seyreden bir koç değilim; o maçın içinde yaşıyorum. Onların heyecanını, öfkesini, sevincini hissediyorum. Panathinaikos taraftarı büyük bir kültürün yarattığı çok tutkulu bir taraftar grubu. Bu tutkuyu doğru anlamak gerekiyor. Benim sahadaki enerjimle onların tribündeki enerjisi aslında birbirini tamamlıyor. Benim için en kritik şey, taraftarla aramızdaki bağın sadece kazanılan maçlara bağlı olmaması. Onlara mücadele eden, son saniyeye kadar savaşan bir takım göstermek istiyorum. Bazen kazanırsınız, bazen kaybedersiniz ama insanlar sizin gerçekten elinizden gelen her şeyi yaptığınızı gördüğünde size inanıyor. Sanıyorum Panathinaikos'ta kurduğumuz bağın temelinde de bu var: Aynı duyguyla mücadele etmek.

♦ Saha kenarında çok sert ve dominant görünüyorsunuz. Maçtan sonra oyuncularınızla ilişkiniz nasıl? Sahadaki Selen ile soyunma odasındaki Selen arasında aslında bir fark yok. Sadece farklı yönlerim ortaya çıkıyor. Oyuncularıma karşı çok netim. Kurallarım vardır, disiplin konusunda taviz vermem. Çünkü bir takımın birbirine güvenebilmesi için önce herkesin sorumluluğunu bilmesi gerektiğine inanıyorum. Oyuncularım benim için sadece oyuncu değil; onların hayatlarını, korkularını, mutluluklarını, zorlandıkları dönemleri de önemsiyorum. Bir oyuncunun sadece performansına değil, insan olarak kendisine de dokunmanız gerektiğine inanıyorum. Maç sırasında onlardan maksimumunu isterim. Çünkü onlara inanıyorum. Maç bittiğinde ise sarılmam gerekiyorsa sarılırım, konuşmam gerekiyorsa konuşurum, bazen sadece yanlarında onlara destek olurum. Benim için liderlik, insanlara sürekli ne yapmaları gerektiğini söylemek değil, gerektiğinde onların önünde durmak, gerektiğinde de yanlarında yürümektir.

"GÖZLERİM HÂLÂ DOLUYOR" ♦ Henüz çok gençken yaşadığınız sakatlıklar nedeniyle basketbol oynamayı bırakmak zorunda kaldınız. Olimpiyat gören ilk Türk kadın koç ve Yunanistan'da tarih yazan biri olarak o gün dünyası başına yıkılan o genç kıza bakınca neler hissediyorsunuz, ona sarılıp neler söylemek istersiniz?

Benim hayatımdaki en özel sorulardan biri. Gözlerim hâlâ doluyor… Çok gençtim ve basketbolu bırakmak zorunda kaldığımda gerçekten dünyam başıma yıkılmıştı. O yaşta insan geleceğini basketbolun içinde hayal ediyor, bir anda o hayalin elinizden alınması çok ağır geliyor. O genç kıza bugün sarılabilseydim, ona sadece; "Bir gün olimpiyat göreceksin" demezdim. "Bir gün çok zor günlerden geçeceksin ama vazgeçme" derdim. Çünkü bugün bulunduğum yere sadece başarılarla gelmedim. Bu hikâyenin içinde çok fazla hayal kırıklığı, çok fazla mücadele ve çok fazla yeniden başlama var. Belki de bu yüzden bugün genç bir oyuncuya "Devam et" dediğimde bunu gerçekten hissederek söylüyorum. Çünkü ben de bir zamanlar devam etmenin ne kadar zor olduğunu biliyordum. Kırılganlığın olmadığı yerde cesaret ve başarı olmaz.

♦ Videolarınız Türkiye dışında başta İran olmak üzere birçok ülkede milyonlarca kadın tarafından izlendi ve bir güç sembolü haline geldi. Bu sizin hayatınızda neleri değiştirdi?

İlk başlarda bunun bu kadar büyük bir yere ulaşacağını hiç düşünmedim. Ben sadece işimi yapıyordum. Sahada nasıl hissediyorsam öyle davranıyordum. Sonra farklı ülkelerden kadınların bana mesajlar göndermeye başladığını gördüm. "Sizi izlediğimde kendimi daha güçlü hissediyorum", "Sizi gördüğümde kendimin de yapabileceğini düşünüyorum" diyen kadınlar oldu. Bu benim için inanılmaz değerli ama aynı zamanda çok büyük bir sorumluluk. Çünkü hiçbir zaman kendimi bir sembol olarak görmedim. Ben sadece olduğum kişi olarak yaşamaya çalışıyorum ama eğer bir kadın benim sahadaki, hayattaki duruşumu görüp kendi yaşamında biraz daha cesur oluyorsa, bir konuda "Ben de yapabilirim" diyebiliyorsa, bundan daha güzel bir şey düşünemiyorum. Benim kadınlara vermek istediğim mesaj çok net... "Kendinizden vazgeçmeyin. Size biçilen kalıplara sığmak zorunda değilsiniz. Güçlü olmakla zarif olmak, sert olmakla duygusal olmak birbirinin zıttı değil." Kadının gücü bunları birlikte hissedebilmesi. Bir kadın bunların hepsi olabilir.

♦ Bir antrenör olarak kariyerinizdeki zirve noktası neresi? Erkek takımı veya WNBA hedefiniz var mı? Kariyerimin zirvesi diye tek bir an seçmek istemiyorum. Çünkü her dönem bana başka bir şey öğretti. Olimpiyat benim için çok özel bir deneyimdi. Türkiye'de millî takım süreçleri, farklı kulüpler, ardından Yunanistan'a gelmek ve bugün Panathinaikos'un başında olmak… Hepsinin bende ayrı bir yeri var. Benim için kariyerin gerçek zirvesi, hâlâ ulaşmak istediğim noktada. Hedef belirlerken cinsiyet üzerinden düşünmüyorum. Benim için kadın takımı, erkek takımı diye bir sınır yok. Ben, bir basketbol antrenörüyüm. Fakat kadın takımlarında dâhi erkek antrenör varken, bazen bu yüzden sadece kadın takımında kalmak istiyorum. Bu duygusal tarafım; bazı alışkanlıklara kafa tutma arzusu diyelim. Kadınlar burada da daha çok var olmalı. Bir gün şartlar ve doğru proje oluşursa erkek takımını da çalıştırmak isterim tabi ki... WNBA de dünyanın en önemli basketbol organizasyonlarından biri ve orada çalışmak elbette benim için çok değerli bir hedef olur ama bugün için önümde olan işe odaklanıyorum. Çünkü ben geleceği konuşmaktan çok, bugünü hakkıyla yaşamayı tercih ediyorum. Önümde Avrupa kupası mücadelesi var ki… Geçen sene 64 takımdan Avrupa'nın ilk 8 takımı arasına girmeyi başarmış bir ekibim var ve tabii ki... Bir Yunan kupası kazanmak, şampiyon olmak... Bu gururu yaşamak ilk hedefim…

♦ Son olarak özellikle değinmek istediğiniz bir konu var mı? Şunu söylemek isterim. İnsanlar çoğu zaman sonuçları görüyor. Kupayı, galibiyeti, alkışları, kameraları görüyor ama o sonucun arkasında görünmeyen çok uzun bir yol var. Ben hayatım boyunca kolay olanı seçmedim. Bazen çok yalnız kaldım, bazen çok yoruldum, bazen "Artık yeter" dediğim anlar oldu ama her seferinde yeniden ayağa kalktım. Bugün hâlâ aynı şeyi yapıyorum. Benim için başarı sadece kupa kazanmak değil. Bir takımın bir şehrin birbirine inanmasını sağlamak, bir oyuncunun kendine güvenmesini görmek, genç bir kızın bana "Seni gördüm ve ben de cesaret ettim" demesi de başarı. Ve sanıyorum hayatım boyunca en çok savunduğum ilke şu oldu; "İnsanların sizin için çizdiği sınırlar, sizin sınırlarınız olmak zorunda değil." Hâlâ hayallerimin peşindeyim, hâlâ yazılmamış çok fazla hikâyem olduğuna inanıyorum. Ve bundan sonra da sahaya çıktığım her gün, o hikâyeye yeni bir sayfa eklemek istiyorum.

Bu haberi paylaş: Facebook Twitter WhatsApp
L
Bu Haberi Hazırlayan
Lumout Medya
Lumout Medya haber ekibi tarafından derlenen bu haber, editoryal standartlarımız çerçevesinde hazırlanmıştır.
20 Eylül 2026, 09:35 11 dk okuma 7 görüntülenme

Yorumlar 0

Yorum Yap

0 / 1000