Gündem Yaratıyor: Beşiktaş'ın kaybolan dereleri... Osmanlı'dan cumhuriyete, çocukluğumdan bugüne
Benim mahallem Dikilitaş'tı. Çocukluğumda Ihlamur, Fulya ve Dikilitaş çevresinde küçük sular akardı. Yetkili çevrelerin aktardığına göre, bunların bazıları yazın bile kurumazdı. Biz çocuklar o sularda oynardık. Konuya ilişkin, ayazma Deresi'nin açıkta kalan bazı bölümlerini de hatırlıyorum. Ambarlıdere'nin açıkta akan çok küçük bir bölümünü ise az hatırlıyorum. Bugün bu yerlerin çoğunda apartmanla
Benim mahallem Dikilitaş'tı. Çocukluğumda Ihlamur, Fulya ve Dikilitaş çevresinde küçük sular akardı. Yetkili çevrelerin aktardığına göre, bunların bazıları yazın bile kurumazdı. Biz çocuklar o sularda oynardık. Konuya ilişkin, ayazma Deresi'nin açıkta kalan bazı bölümlerini de hatırlıyorum. Ambarlıdere'nin açıkta akan çok küçük bir bölümünü ise az hatırlıyorum. Bugün bu yerlerin çoğunda apartmanlar, yollar ve parklar var. Beşiktaş'ın eski derelerini düşündüğümde evvelden bunlar aklıma geliyor. Fakat bu derelerin geçmişi bizim çocukluğumuzdan çok daha eskiye dayanıyor. Beşiktaş'ın yukarı mahallelerinden Boğaz'a doğru uzanan vadilerinde eskiden birçok dere vardı. Yıldız, Teşvikiye, Fulya, Dikilitaş, Balmumcu, Ulus ve Etiler tarafındaki yamaçlardan gelen sular, bu vadiler boyunca denize ulaşırdı. Derelerin çevresinde bağlar, bahçeler, bostanlar ve ağaçlık alanlar bulunurdu. Bunların en çok bilinenlerinden biri Ihlamur Deresi'ydi. Fulya tarafından gelen su, Ihlamur Vadisi'ne indikten akabinde Ihlamur Deresi adıyla devam ederdi. Bugünkü Ihlamurdere ve Ortabahçe caddelerinin bulunduğu yerlerden geçerek Hayrettin İskelesi yakınında Boğaz'a ulaşırdı. Yani Fulya ve Ihlamur, birbirinden bağımsız 2 dere olmaktan çok, aynı su yolunun farklı kesimlerinde kullanılan adlardı. Yamaçlardan gelen küçük sular da bu dereye karışırdı. Solda Ihlamur Deresi'nin 1937 yılına ait hava fotoğrafı, sağda ise günümüzdeki görünümü. Bir zamanlar Ihlamur Vadisi'nden geçerek Boğaz'a ulaşan dere, günümüzde büyük ölçüde kapalı kanalların altında kalıyor / Kolaj: Independent Türkçe Ihlamur Deresi'nin Roma ve Bizans dönemlerinde de bilindiği eski kaynaklarda anlatılıyor. Derenin üzerinde 12 kemerli bir taş köprü bulunduğundan söz ediliyor. Ancak bu köprünün tam olarak nerede olduğunu ve hangi tarihte yapıldığını bu gün itibarıyla kesin olarak bilmiyoruz. Osmanlı döneminde Ihlamur Vadisi, İstanbul'un bilinen mesire yerlerinden biriydi. Bugünkü Ihlamur Kasrı'nın bulunduğu çevre 18. yüzyılda Hacı Hüseyin Bağı adıyla anılıyordu. Sultan III. Ahmed döneminde padişaha ait bir bahçe hâline getirilen bu yer, daha sonraki yıllarda da önemini korudu. Vadide ıhlamur ve çınar ağaçları, çayırlıklar, meyve bahçeleri ve bostanlar vardı. Fulya tarafından gelen dere bu bahçelerin arasından akardı. Ihlamur yalnızca saray çevresinin değil, Beşiktaşlıların da gezmeye gittiği bir yerdi. Bayramlarda aileler buraya kazanç, çocuklar oynar, insanlar mesire alanlarında vakit geçirirdi. Sultan III. Selim ve II. Mahmud dönemlerinde Ihlamur çevresinde atış talimleri de yapılırdı. Padişahların tüfek atışlarında ulaştıkları mesafeleri göstermek için nişan taşları dikilirdi. Nişantaşı semtinin adı da bu taşlardan geliyor. Dikilitaş'taki taşın Sultan II. Mahmud'un atışıyla ilgili olduğu biliniyor. Benim çocukluğumun geçtiği mahallenin adı da böyle bir geçmişe dayanıyor. Sultan Abdülmecid döneminde Ihlamur'daki eski köşklerin yerine bugünkü Merasim Köşkü ve Maiyet Köşkü yaptırıldı. 1849–1855 yılları arasında inşa edilen bu yapılar bu gün itibarıyla Ihlamur Kasrı adıyla biliniyor. Padişahların kayıklarla dere boyunca ilerleyerek kasrın bulunduğu yere kadar geldikleri de rivayet edilir. Ihlamur Deresi'nin çevresinde geniş bostanlar bulunuyordu. Bunların bir bölümünü Arnavut bahçıvanlar işletirdi. Şaban'ın Bostanı, Çıngıraklı Bostan, Deli Sırrı'nın Bostanı ve Kör Nazmi'nin Bostanı gibi adlarla bilinen yerler vardı. Bostanlar derenin suyuyla ve kuyulardan çekilen sularla sulanırdı. Yetiştirilen sebzeler Beşiktaş pazarında satılırdı. Bahçelerde atlar ve eşekler de bulunurdu. Bunlar hem su çekmekte hem de ürünleri taşımakta kullanılırdı. Bugün Ihlamur Kasrı'nın çevresinde gördüğümüz apartmanların, yolların ve parkların bulunduğu yerlerde bir zamanlar bu bostanlar vardı. Ortaköy'ün de benzer bir geçmişi bulunuyor. Ulus ve Balmumcu tarafındaki yamaçlardan gelen sular Ortaköy Deresi'nde birleşir, bugünkü Dereboyu Caddesi boyunca Boğaz'a inerdi. Derenin çevresinde geniş bahçeler ve bostanlar vardı. Oluklu Bostan, Cavit'in Bostanı ve İbrahim'in Bahçesi gibi adlarla anılan yerler bunlardan bazılarıydı. Ortaköy'de bir zamanlar dere boyunca uzanan bahçeler ve bostanlar bulunuyordu. Dereboyu Caddesi ve çevresindeki eski yer adları, bölgenin tarım geçmişini hatırlatıyor / Fotoğraf: Foto Atlas Ortaköy'deki bostanları da çoğunlukla Arnavut aileler işletirdi. Yetiştirilen sebzeler atlarla ve eşeklerle pazarlara götürülürdü. Bu bahçelerin bir bölümü Cumhuriyet döneminde de varlığını sürdürdü. Ancak 1950'lerden akabinde başlayan yapılaşma, özellikle 1970'lerde hızlanınca bostanlar giderek azaldı. Dere de zamanla kapalı kanallara alındı. Bugünkü Dereboyu Caddesi'nin adı, o eski dereyi hatırlatıyor. Beşiktaş'ın bir başka kritik deresi Hasanpaşa Deresi'ydi. Bugünkü Barbaros Bulvarı'nın bulunduğu vadiden aşağıya akardı. Yıldız Yenimahalle yönünden gelen dere, Abbasağa, Serencebey ve Cihannüma çevresinden geçerek Boğaz'a ulaşırdı. Derenin 2 yanında ahşap evler, yukarı kesimlerinde bostanlar vardı. 1956 yılında başlayan imar çalışmaları sırasında Barbaros Bulvarı'nın açılmasıyla bu çevre büyük ölçüde değişti. Eski evlerin ve bostanların bir bölümü yıkıldı. Hasanpaşa Deresi'nin yatağı da gerçekleştirilen yolun ve altyapının altında kaldı. Bugün Beşiktaş Meydanı'ndan yukarıya doğru çıkan geniş bulvarın bulunduğu yerde eskiden bir dere aktığını pek az kişi bilir. Arnavutköy ve Bebek'te de yamaçlardan Boğaz'a inen dereler vardı. Arnavutköy Deresi çevresindeki bahçelerden geçerek denize ulaşırdı. Bebek Deresi ise Etiler sırtlarından gelen 2 kolla beslenirdi. Bu yerlerde de bağlar, bahçeler ve açık araziler bulunuyordu. Yerleşim arttıkça dere yatakları değişti, açıkta akan bölümlerin çoğu kapalı kanallara alındı. Beşiktaş'ın eski su yolları bunlarla sınırlı değildi. Eski kayıtlarda Karabali, Muradiye, Yahya Efendi ve Ekmekçioğlu derelerinin adları da geçiyor. Bunların bir kısmı daha erken tarihlerde, bir kısmı ise 20. yüzyıldaki yapılaşma sırasında ortadan kalktı. Bugün bazılarının adını bile pek duymuyoruz. Cumhuriyet'in ilk yıllarında Beşiktaş'ın görünümü bugünkünden çok farklıydı. Ihlamur Deresi'nin kritik bölümleri açıktaydı. Bostanlar derenin suyundan yararlanmaya devam ediyordu. Ortaköy'de tarım yapılıyordu. Fulya, Dikilitaş, Balmumcu ve Ulus'ta bugünkü kadar çok apartman yoktu. 1927 tarihli eski İstanbul haritalarında Ortaköy çevresinde Büyük Ayazma ve Küçük Ayazma gibi yer adları görülüyor. Ambarlıdere adıyla bildiğimiz çevrenin sokak adları da yıllar içinde değişmiş. Ancak bu eski adların hepsinin hangi su kaynağına veya dereye ait olduğunu kesin olarak söylemek kolay değil. Jacques Pervititch'in 1927 tarihli İstanbul haritaları, Ortaköy'deki eski sokakları ve Ayazma gibi yer adlarını belgeliyor. Bu adlar, Beşiktaş'ın kaybolan su yollarının izlerini günümüze taşıyor /
Yorumlar 0
Yorum Yap