Bir Kur'an hâdimi: Kemal Kelleci
Kamuoyunda büyük yankı uyandıran gelişmede; i̇lkler zordur, dikkat çektiği kadar tepki de çeker. Destek gördüğü kadar köstekte olunur. Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre, düşüncede, felsefede, dinde, politikada, medyada, üniversitede, ticarette, edebiyatta, sanatta, savaşta bu tip şahsiyetlerle karşılaşıldığında dünyaya, ülkesine ve dönemine bir iz bırakırlar bu ilkler. İz bırakan bu şahsiyetlerin
Kamuoyunda büyük yankı uyandıran gelişmede; i̇lkler zordur, dikkat çektiği kadar tepki de çeker. Destek gördüğü kadar köstekte olunur. Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre, düşüncede, felsefede, dinde, politikada, medyada, üniversitede, ticarette, edebiyatta, sanatta, savaşta bu tip şahsiyetlerle karşılaşıldığında dünyaya, ülkesine ve dönemine bir iz bırakırlar bu ilkler. İz bırakan bu şahsiyetlerin çizgisi kimilerince sürdürülür, kimilerince de unutulur. Habere ilişkin edinilen son bilgilere göre, türkiye'nin seküler ve Batılı yaşam tarzından Müslümanlaşmasına Kur'an ve tefsir olgusu ve iz bırakan yakın dönem Cumhuriyet figürlerinden biri de Kemal Kelleci'dir. Hiç şüphesiz selefleri olduğu gibi halefleri de oldu ve olacaktır. Kemal Kelleci'nin uğruna mücadele ettiği İslam'ı; hurafe, bidat ve çarpık geleneksel anlayışlardan değil, kaynağından öğrenme, anlama ve yaşama cehdi ilklerden olması hasebiyle dikkat çekti, bir o kadar da tepki. İslam'ı kaynağından öğrenme derken Kur'an'dan ve bu doğrultudaki Hz. Peygamber'in yaşamından süzülmüş bir din telakkisiydi aslında. Bunun için kâh öğrenci evlerinde tefsir dersi gerçekleştirdi, kâh trenlerde Kur'an dağıttı, kâh öğrenci yurtlarında Kur'an'ı okudu, okuttu ve aktarımda bulundu. Zamanını, parasını, ailesini, bedenini, işini, enerjisini bu yola adadı. Bu yüzden Kur'an hâdimi olmayı hak ediyor. Kimileri onu "Anadolu'nun Kur'an dervişi" ve "Anadolu'ya tefsir taşaıyn adam" şeklinde nitelendirdi. Edebiyatçı Nuri Pakdil "Ruhu İsa'nın ilk havarilerindendir" dedi. 58 yıllık dostu araştırmacı-yazar Süleyman Arslantaş "Kur'an Hamalı", bir söyleşisinde Kelleci kendisini "Ben uzun maraton koşucusuyum" demeyi tercih etti. Bürokrat ağabeyim Zeki Eryarsoy ise "Kur'an Hâdimi" önerisini sunarken, kendime bu ifadeyi yakın buldum. Kur'an Hâdimi Kemal Kelleci'nin hayatını, İslami mücadeleye sunduğu katkıyı, İslam düşüncesindeki ayrıksı yerini; AK Parti eski yasama organı üyesi Ersönmez Yarbay, Mülkiye'de öğrenci iken tanıştığı yazar Bayram Karaçor, 50 yıldan fazla dostluğu süren emekli öğretmen Nedim Mescioğlu ve İlk Mesajlar isimli eseriyle bilinen araştırmacı-yazar M. Ali Baltaşı anlattılar. Eski AK Parti yasama organı üyesi Ersönmez Yarbay Ersönmez Yarbay: "Kemal Abi, 1974'te Fî Zılâli'l-Kur'an'ın 1. cildini bana hediye etti ve yeni ciltler çıktıkça hediyesini sürdürdü" Hayatımı etkileyen, beni yönlendiren, olumlu yönde katkı sağlayan insanlardan biri Kemal Kelleci abimizdi. 1973 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde okumak için Ankara'ya geldim. Kredi Yurtlar Kurumundan öğrenci kredim çıktı. Kurum, krediyi vermek için memur kefil istedi. Ankara'da tanıdığım memur yoktu. Bir arkadaşım, Devlet Demiryollarında memur olan ve sizin hemşeriniz sayılabilecek Kemal Kelleci kefil olur, dedi. Nereden hemşerim oluyor diye sordum. "O Ispartalı, sen Denizlilisin" dedi. Kemal ağabeyi ziyaret ettim, maksadımı anlattım. "Kalk, birlikte notere gidiyoruz" dedi ve noterde kefil oldu. Hakkımda hiçbir bilgisi olmadığı hâlde kefil olmasına hayret ettim. Sonradan şahit oldum ki birçok öğrenciye kefil olmuş. Maalesef kefil olduğu bazı öğrenciler kredilerini ödemedikleri ve Kelleci'nin evine bu nedenden ötürü icra takipleri geldiği hâlde, o talep eden öğrencilere kefili olmaya sürdürdü. Kemal Kelleci kimdir? Kendisi anlatıyor: 26 Mayıs 1934'te, Isparta'nın Yalvaç ilçesine bağlı Dedeçam köyünde doğdum. Babam bekçi idi. 14 yaşında Ankara'ya geldim. Ulus Sanat Okulunda okudum. Devlet Demiryollarında çalıştım, emekli oldum. 50 yıl Prof. Dr. Hüseyin Atay ve çalıştım. 17 sene otobüste ve trende Kur'an ayetlerini anlattım. 2021'de eşim kalçasını kırdı. Ona bakıyorum. Saat 16.00'ya kadar izin veriyor. Bir oğlum Mecliste çalışıyor, bir kızım iş kadını, bir oğlum ve bir kızım ABD'de yaşıyor. Kemal Ağabey, 1974'te Fî Zılâli'l-Kur'an mealinin 1. cildini bana hediye etti. Yeni ciltler çıktıkça hediye etmeye sürdürdü. "Senin görevin Kur'an'ı sadece okumak değil, anlamak" diyordu. Arkadaşım Müslüm Kutan, Kemal Kelleci'yi 1974'te Fî Zılâli'l-Kur'an'ı İzmit'te tanıtırken tanıdım, demişti. Kelleci, Ankara Palas'ta 1975 yılında Kur'an anlaşılsın diye seminerler sundu. Hayatı boyunca çeşitli gruplarla tefsir çalışmasını sürdürdü. Anadolu'nun çeşitli şehirlerinde, Kur'an'ın anlaşılması için konuşmalar gerçekleştirdi. 53 yıllık tanışıklığımız olan Kemal ağabey ve birlikte yemekler yedik, toplantılara katıldık. Bir sohbette, "Türkiye'yi düzelteceksen göbeği eriteceksin, araziye inmezseniz silinirsiniz, hareketler kara sevdalıların işidir" diyerek okumanın yanında arazide okuduklarımızı anlatmamız gerektiğine işaret etti. Malatyalı Sait Ertürk için, "Kur'an'ı aslına sadık olarak anlayan tek adamdır" diyordu. Kelleci, Türkiye ve sınırlı bir Müslüman değildi. Avrupa Birliği-Türkiye arasında Müslümanlar ve İslam konulu açık oturuma Kocatepe Kültür Merkezinde birlikte katılmıştık. Yine Genç Birikim Dergisinin düzenlediği Filistin-Lübnan panelini birlikte izlemiştik. 2008 Ramazan ayında birlikte iftar açtık. İftarda Kelleci, çok sevdiği Seyyid Kutup ve Sezai Karakoç üzerinde konuşmalar gerçekleştirdi. 2010 yılında Gazi Mahallesi'nde satın aldığı eve taşındı. Kelleci sade yaşar, bize yaptığı ziyaretlerde de genel itibarıyla kavun, karpuz, peynir, ekmek, simit yerdik. Nisan 2022'de ziyaretime gelen Kemal ağabeyi çok zayıflamış gördüm. Konuşmaları sırasında, "Bize Mealciler denirdi" sözünü unutmuyorum. Her zaman yaptığı gibi Kur'an surelerini açıklayan fotokopi kâğıtlar bıraktı. Kur'an meali ve açıklamasını okudu. 10 Kasım 2022'de Kelleci ağabeye 3 saat sekreterlik yaptım. Aramak istediği yerleri aradık. Asansöre bindirip yola çıkardım. 16 Kasım 2022'de Yüce Diriliş Partisinin Sezai Karakoç'un anma toplantısına Kemal ağabey ve birlikte katıldık. 21 Aralık 2023'te Kemal Kelleci'nin eşi vefat etti. İkindi namazında Karşıyaka Mezarlığında kılınan cenaze namazına Ziya Badur, Mehmet Ali Bulut, Ali Kaçar, Akif Ersin, Fatih Yurdakul, Hayri Kırbaşoğlu ve katıldık. Hafif yağmur yağıyordu. Kelleci'ye çocukları eşinin vefatını söylememişler, o sebeple Kemal ağabey eşinin cenazesinde yoktu. 13 Ocak 2025'te Kemal ağabeyi telefonla aradım. Kemal ağabey beni tanımadı ama ısrarla evine davet edip, "Oturup sohbet edelim." dedi. Maalesef, nasıl olsa beni tanıyamayacak diye ziyaretine gidemedim. 11 Eylül 2026'da Kemal abi hakkın rahmetine kavuştu. 12 Eylül 2026'da Karşıyaka Mezarlığında ahirete yolcu ettik. Cenaze namazında benim gibi hayatını etkilediği ve üzerlerinde emeği olan bakanlar, rektörler, profesörler, yazarlar, bürokratlar, esnaf gibi bir topluluk hazır bulundu. Biz Kemal ağabeyden razıydık. Allah da ondan razı olsun. Yazar Bayram Karaçor Bayram Karaçor: Kur'an, meal ve tefsir dışında Sezai Karakoç'a çok önem verirdi Kemal Kelleci Ispartalıydı, Ankara'da yaşıyordu. Ama Kemal Kelleci ne Ispartalıydı ne de Ankaralıydı. Kemal Kelleci Ankara'ya gelen kimi tanıdıysa oralıydı. Yani Malatyalıydı, Mardinliydi, Trabzonluydu, Rizeliydi, Adanalıydı, Tekirdağlıydı. Dolayısıyla Kemal Kelleci bir şehre sığacak bir adam değildi. Ankara'ya gelenler onu daha çok Saatçi Musa'nın dükkânında tanırdı. Saatçi Musa Abi'nin (Musa Çağlı'nın) dükkânına sık sık uğrardı. Bir de MTTB ve İmam Hatip Mezunlar Cemiyeti'ne de sık sık giderdi. Buralarda Batı'dan daha çok yerli şair ve yazarlar üzerine konuşurdu. Bir de en çok Fî Zılâli'l-Kur'an'dan. Fî Zılâli'l-Kur'an'ın her cildi çıktığında İstanbul'a kazanç, bir şekilde 200-300 civarında o ciltleri ücretsiz dağıtırdı. Yorulmak nedir bilmezdi. Mesela bir kış günü gece saat 01.00'de Seyranbağları'ndaki öğrenci evimize gelmişti. Gelir gelmez de direkt mutfağa dalar, öğrencilerin ihtiyaçlarının ne olduğunu öğrenir, ardından bu ihtiyaçları giderirdi. Gittiği öğrenci evlerinde kendisi istiyordu ki insanlar dinini kaynağından öğrensin. Kur'an, tefsir, meal dağıtması da bu yüzdendi. Okulu bitirdiğim zaman Fî Zılâli'l-Kur'an'ın 9 cildi çıkmıştı ve hepsini bana kendisi bedava vermişti. Geri kalanını İstanbul'da ben tamamladım. Bu işin kaynağı neyde, nereden buluyordu, sponsor mu temin ediyordu doğrusu bilmiyordum. Kendisi Devlet Demiryolları'nda sıradan bir memur olarak çalışıyordu. Kur'an, meal ve tefsir dışında Sezai Karakoç'a çok önem verirdi. İstiyordu ki Karakoç'un şiirleri okunsun. Bununla bir bilinç kazanılmasını hedefliyordu. Biz de Malatya'dan gelmişiz, Kur'an, siyer, tefsir diyen bir ekolden geliyoruz. Kendisinin bu anlayışı nereden gelmiş emin olmamakla birlikte ya Topal Said'ten (Said Ertürk Topal Said olarak zikredilirdi) veya rahmetli Ercüment Özkan'dan gelmiş olabilir. Malatya Ekolü dediğimiz, özellikle Said Çekmegil'den kaynaklanan bir düşünce biçimi vardı. Oralardan etkilendiğini tahmin ediyorum. Ondan akabinde Ankara İlahiyat'ın hocalarından Mehmet Said Hatipoğlu, Hüseyin Atay'a da sık sık giderdi. Kendisi insanların delilsiz, hurafelerden beslenen veya uydurma hadislerden kaynaklanan bir din yerine, dinini Kur'an'dan öğrenilmesini arzuluyordu. Bunun da mücadelesini yılmadan sundu. Kemal Kelleci, Arapçayı bilmiyordu bununla birlikte Arapçayı iyi bilen Malatyalı Şeyho Duman'ın yanına giderek, bu sorununu aşmaya çalışıyordu. Kemal Kelleci, Türkiye’nin farklı şehirlerinde Kur’an ve tefsir çalışmalarını sürdürdü Kemal abi gittiği eve, adeta kendi eviymiş gibi hareket ederdi. Kendi evinde çok fazla eşyası yoktu. Evini de çok kimse bilmezdi. Onun evine gidilmez, kendisi evlere giderdi. Mesela Maraşlı arkadaşları olan İsmail Kıllıoğlu, Osman Sarı'ya uğrar, bize kazanç, ardından Şeyho Duman'a uğrardı. Kendi evine ise çok geç saatlerde giderdi. Onun sohbetinde bulunanların büyük çoğunluğu mevki-makam sahibi ve zengin kimselerdi. Oysa kendisi hep garibanlarla yürüdü. İstanbul'a geldiğinde İstanbul'da Üsküdar'da arkadaşları Ali Kemal ve İsmet Uçma gibi kişiler idi. Onlarla buluşurdu. Benim anladığım kendisinin öğrenci yetiştirmekten ziyade bilinçlendirmeye daha çok önem verdiği idi. Sezai Karakoç ve Necip Fazıl'ın şiirlerini çok güzel okurdu. Telefonlaşırdık. Alzheimer olalı 2-3 yıl olmuştu. Bir keresinde Boğaziçi Üniversitesi'nden randevu aldığını, öğrencileri görmeye gideceğini ve bana eşlik etmemi istedi. Tam bir tebliğciydi. Kendisi için hiçbir zaman bir şey istemiş değildi. İnsanlara hep anlatırdı. Bu anlattıkları arasında Bakanlık yapmış olan Zeki Ergezen, Beşir Atalay da vardı. Beşir Atalay, yurt dışından geldikten akabinde Kemal Abi'nin sohbetlerinde bulundu. Bunun dışında eski Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç, Ersönmez Yarbay, Ahmet Karaevli de Kemal Abi'nin sohbetlerinde bulunurdu. Karaevli ve Atilla Koç ve Ankara Demetevler'de bir grup öğrenciyle beraber tefsir dersi yapıyorlardı. Kendisi için hiçbir zaman bir şey istemiş değildi. Sürekli İslam'ı, Kur'an'ı anlatırdı. Her başkalarına verirdi, kendisi için bir şey istemez yalnız başkaları için, özellikle üniversiteli gençler için zengin ve statü sahibi kişilerden bir şeyler isterdi. Nedim Mescioğlu: "Onu farklı kılan, yepyeni bir toplum inşa etmeye yönelik beklentilerine, Kur'an'ın çâre olacağına ilişkin duyduğu heyecanlardı"
Emekli öğretmen Nedim Mescioğlu Kemal Ağabey ve ilk tanışmam 1970'li yıllara uzanır. Onunla tanıştığım yıllarda kendilerine Müslümanım diyenler; şeyhlerine, üstatlarına, önderlerine "rabıta" yapmakla avunuyordu. Müslüman cenahta bir kısım insanlar da yönetimi elinde bulunduranlar olma söylemleriyle farklı bir yürüyüşü dillendiriyorlardı. Siyasi bir espri ve iktidarı öncelemek, Müslümanları her zaman cezbetmiştir. İktidarı ele geçirerek sorunları kökten ve kolay yoldan çözeceklerini iddia ediyorlardı. Bu siyaset sahnesi herkese cazip geliyordu. Malatyalı bir arkadaşımla o zamanlar sanıyorum Bahçelievler'de, rahmetli Şeyho Duman Hoca'nın tefsir dersi yaptığı bir eve gitmiştik. Ev kime aitti hatırlamıyorum. Kemal Ağabey de oradaydı. Daha önceden kendisi ve görüşmüştüm. Burada görüştükten akabinde dikkatini çekmiş olmalıyım ki, daha sık görüşelim iltifatında bulundu. Nedeni de o zamanlar sanıyorum Milli Nizam Partisi yılları idi. Evde Yusuf Suresi işleniyordu. Yusuf Peygamberin gayrimüslimlerin yönetiminde/iktidarında görev almasını, Milli Nizam Partisinin de iktidarına gerekçe teşkil edeceğini ileri sürmüştüm. Şeyho Hoca ve Kemal Ağabey işin öyle olmadığını, aslını faslını, gözden kaçırdıklarımızı anlatarak beni ikna ettiler. O akşamdan akabinde ilişkilerimiz daha bir sıklaştı. Farklı zamanlarda ve mekânlarda pek çok arkadaşlarla yollarımız kesişti. Artık yeni yeni birliktelikler ediniyorduk… Kemal Ağabey bütün bu açmazları ve çıkmazları görüyor; "Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak" diye haykırıyordu. Çünkü derdi, davası vardı. Ülke insanlarının uyanmasını, benliğine dönmesini hedefliyordu. Yeni bir dirilişi ateşlemede öncü rol oynuyordu. Diriliş Dergisi'nde, Sezai Karakoç'un diğer eserlerinde bunu görüyordu. İnsanlarla Kur'an arasındaki kopuşun temasını yeniden kurmak emelindeydi. Bunun için meal okumak ve okutmaktan başkaca çıkış göremiyor, akademyadan, üniversite hocalarından umutsuzluk sinyalleri alıyordu. Meal sonrasında da yalın tefsirlere yöneliş o gün için ileri bir adımdı. Kur'an okuyan birisi ileri derecede Arapça bilmiyorsa hiç de hoş karşılanmazdı!.. Bütün tepkilere karşın meal ve tefsir okuma sürecini çok az sayıdaki Müslümana ek olarak Kemal Ağabey'in başlattığını ve ısrarla sürdürdüğünü söylersem abartmış olmam galiba. Kur'an'ı dünyadaki her insanın kendi dilinde meallendirerek okuması ve buradan yola çıkarak İslam'ı tercih edip Müslüman olması gibi bir tercih hakkı ve özgürlüğü vurgulaması, o günler için bir hayli zordu. Kemal Ağabey'in yaptığı yeniliklerden biri de İslam'ı, Kur'an'ı sokağa, pazara taşımasıydı. Camilere hapsedilmiş bir İslam yoktu onun Kur'an söyleminde. Vatandaşın dinine, kitabına sahip çıkması yolundaki ikazları çok güçlü bir potansiyel oluşturdu. Ne var ki, siyaset bu alanda temerküz etmiş potansiyelin aklını çeldi. Gidişatın rotasını değiştirdi. Kemal Ağabey, bu siyasi emellere iltifat etmedi, alet olmadı. Ne var ki, bir birikim, kültür/sanat ve medeniyet terbiyesi almadan yola koyulanların siyasetin cazibesine yenik düşmesinden de rahatsızdı. Onu farklı kılan, yepyeni bir toplum inşa etmeye yönelik beklentilerine Kur'an'ın çâre olacağına ilişkin duyduğu heyecanlardı. Toplum ve o toplumu oluşturacak insanlarda bir şahsiyet modeli ortaya koymaktı. Kur'an bununla birlikte bu şahsiyetli insanların temelinde bir sinerji yayabilirdi. Bu ve benzeri nedenlerle Fî Zılâli'l-Kur'an tefsirinin getirdiği heyecan ve ivme ve onun tezleri örtüşüyor gibiydi. Kemal Kelleci, öğrenci evlerinden trenlere uzanan çalışmalarında Kur’an’ın kaynağından öğrenilmesi ve anlaşılması için çaba gösterdi "1973'te Şeyho Duman, Musâ Çağıl ve Kemal Kelleci ve Ankara Emek Mahallesi'nde bir öğrenci evinde Kur'ân çalışmalarına başladık" Araştırmacı-yazar Mehmet Ali Baltaşı: Allah'ın ihsanı ve yardımı ve Müslümanların Kur'an tedrisatı hakkındaki çabalarına dair birkaç anıyı aşağıdaki yazıda bulacaksınız. Bizim bilmediğimiz bununla birlikte Rabb'ımızın bildiği nice çabalar da olmuştur-oluyordur tartışmasız biçimde. Rabb'ımız bunlara vesile olan annelerimize, babalarımıza, müminlere Hesap Gününde mağfiret etsin, bizden evvelden Hakk'a dönen ve halen yaşamakta olan kardeşlerimize karşı bir nefret, bir gocunma kırıntısı bile gönüllerimizde koymasın… Yukarıdaki cümle ve duâmız, "Kemal Kelleci" hakkında 2014 yılında derlenen "Kapıdaki Yabancı" kitabında yer bölge "Kur'ân Çalışmalarımız Üzerine" yazımızın başlangıcı idi. Bu vesile ve 1973'ten beri sürdürülen Kur'ân çalışmaları hakkında bir değerlendirme uygun olur diye düşünüldü. Kur'ân Çalışmalarımız; Said Ertürk Hocamız, Şeyho Duman Hocamız, her ikisinin talebesi Hikmet Zeyveli Hocamızın teşvik ve yardımları, ayrıca Tatar asıllı Muhammed Kasimî Hocamızın, Ubeydullâh Dalar Hocamızın katkıları, çalışmaların yer ve zamanını düzenleyen Musa Çağıl Ağabeyimiz ve Kemal Kelleci Abimiz ve 1973 yılının sonlarında başlangıç yaptı ve daha nice kardeşlerimizin gayretleri ve sürdü. İlk sunum, Şehidimiz Seyyid Kutub'un Fî Zilâl'inden Âl-i ‘İmrân Suresinin ‘Uhud Gazvesi'ni' içeren cildinden hazırlandı (bir sonraki cilde de Nisâ' Suresinin bir kısmını içine aldı). Çünkü o sıralarda Kelleci Abi'miz Fî Zilâl'in o cildini temin etmiş ve Musa Ağabeyin saatçi dükkânına getirmişti, Türkçe çevirisini gençlik anlayabiliyordu, ‘Osmanlıca' değildi. Fatiha'dan veya ‘Alak Suresinden başlayalım diye bir niyet yoktu, niyet çalışmalara başlamaktı; sonrası için Allah Kerim… İşte böyle bir ortamda Şeyho Duman Hocamız, Musa Çağıl Ağabeyimiz, Kemal Kelleci Abimiz ve sunucunun katılımı ve Emek Mahallesi'nde bir öğrenci evinde Kur'ân çalışmaları başlangıç yaptı. Çeşitli üniversitelerden kardeşlerimiz de salonu doldurmuşlardı. Bundan akabinde Ankara'da, nereye gidebildiyse Türkiye'de çalışmaların yer ve zamanını Kelleci düzenledi. Bir süre akabinde sunumları hazırlamak, sunmak ve hep birlikte anlamak sürecinde umulmadık konular ortaya çıkmaya başlangıç yaptı. Kavramların anlamı yani ‘mefhûm'u değil hangi bağlam ve amaçlarda kullanıldığı, bunların günceldeki karşılıkları gündeme ulaştı. Buradaki kritik bir etken üniversiteye gelinceye kadar bizlerin -deyim yerindeyse ‘giriş-önemli olay-sonuç' veya ‘tek boyutlu çizgisel' bir eğitime koşullanmış oluşumuz imiş. Hâlbuki Kur'ân'da beyanlar yaşamın karmaşıklığını, çeşitliliğini ve önceliğini kapsayacak şekilde, başka bir deyişle ‘tertîl' üzere geliyor. Tabii ki bunun farkına akabinde varılacaktı. Bu konuyu, Hikmet Zeyveli Hocamıza açtığımız zaman, Kur'ân'ın nüzul sırasına, nüzul ortamı ve Siret sürecine de göz önüne almamızın işlevsel olabileceği ortaya çıktı. Ne de olsa ilk inzal edilen sureler kısa idi. Hocamızın önerisi ve genel kabul göreceği umudu ve Müminlerin Emîri Osman'a atfedilen nüzul sırası tercih edildi. Böylece sunumlar hazırlanıp sunulurken bir süre akabinde başka konuların farkına varıldı. Kelleci'nin yer ve zamana göre düzenlediği çalışmalar Ankara dışında da sürerken anlaşıldı ki, Nüzul sırası işlevsel olmakla birlikte sunum gerçekleştirilen muhatapların birikimleri, beklentileri gibi konular da kritik imiş. Anlaşıldı ki kimi kardeşlerimiz, Kelleci ve birlikte önceden saha araştırması yapıp buna göre hazırlık gerekiyormuş. Örneğin Nüzul sırasına göre erken döneminde yer bölge İhlâs Suresi sunumuna niyetleniyor, bununla birlikte saha verileri Risâletten 13 yıl akabinde Hicret dönemine sıralanan Mutaffifîn Suresinin hazırlanmasını; başka bir saha verisi ise İhlas Sûresinde beyan edilen konunun Medine'de inzâl edilen Haşr Sûresinin 20-24'üncü âyetleri üzerinden yapılmasını gerektirebiliyordu. Kimi hükümlerin bağlamı, amacı, sebep sonuç ilişkileri sure dizini gerektiriyorsa buna zaten Kur'ân'da işaret ediliyordu. Nitekim son yıllarda şunlar da gündeme ulaştı. Kimi genç kardeşlerimizle Nüzul sırası ve başlanılan çalışmalar Alak veya Fâtiha gibi çok değil, bir veya iki sure bittikten akabinde kardeşlerimizin asıl niyeti ise Âl-u ‘İmrân'dan akabinde yer bölge Nisâ' suresi oldu. Kendi güncellerine, kadın erkek ilişkilerinde tarafların birliği, dirliği, hak ve sorumlulukları bağlamına uygun bir sureden başlamak istemişler. Uhud'un sonuçları, birçok karmaşık olayların sebebi olduğu için Sîret ve beraber Nisâ Suresi'ni seçmişler. Artık sunumlar sadece bir kişiye bağlı değildi, muhataplarının da katılımını gerektiriyordu. Dışarıdan bakılınca 1973'lü yıllar hatırlansa da, yıllar geçtikçe gövdesi kök salan, dalları göğe uzanan bir çınar gibiydi adeta. Bu bağlamda bir olayı daha paylaşmak mümkün; geçen Ramazan Ayı'nın son Cuması idi. Bir kardeşimizle Hacı Bayram'da buluştuk. Hutbeyi dinledik, çok kalabalıktı. Hutbe sona erdi derken İmam son söz olarak şuna benzer hitap ve hutbeyi bitirdi; ‘Ey cemaat! Kur'ân okuyorsunuz, hatim indiriyorsunuz, ne kadar güzel! Allah kabul etsin, bu gelişmeyle paralel olarak mutlaka mealini de okuyun, meali de hatmedin!...'. İşte bunlar Kemal Kelleci ve tanıştıktan akabinde yaşanan Kur'ân Çalışmaları süreçlerdendir. Rabb'ımız bunlara vesile olan annelerimize, babalarımıza, müminlere Hesap Gününde mağfiret buyursun, bizden evvelden Hakk'a dönen ve halen yaşamakta olan kardeşlerimize karşı bir nefret, bir gocunma kırıntısı bile gönüllerimizde koymasın. *Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer bölge görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. Kemal KelleciNaman Bakaç, Independent Türkçe için Kur'an Hâdimi Kemal Kelleci'nin hayatını, İslami mücadeleye sunduğu katkıyı, İslam düşüncesindeki ayrıksı yerini; Ersönmez Yarbay, Bayram Karaçor, Nedim Mescioğlu ve M. Ali Baltaşı ve konuştuNaman BakaçCuma, Eylül 18, 2026 - 15:45Main image:
Kemal Kelleci, hayatını Kur'an'ın anlaşılması ve anlatılmasına adayan isimlerden biri olarak tanındı. Kelleci, 11 Eylül 2026'da hayatını kaybetti
TÜRKİYE'DEN SESLERLabel: dosyaType: newsSEO Title: Bir Kur'an hâdimi: Kemal Kellecicopyright Independentturkish:
Yorumlar 0
Yorum Yap