Bir miras uğruna Kadir İnanır’a bu yapılır mı
GÜNCEL SON DAKİKA MANŞET

Bir miras uğruna Kadir İnanır’a bu yapılır mı

YazarlarBugünün YazılarıHürriyet.com.tr YazılarıTüm YazarlarHABERLER Yazarlar Fulya Soybaş Fulya Soybaşfsoybas@hurriyet.com.trYazarın Tüm YazılarıBir miras uğruna Kadir İnanır’a bu yapılır mı#Kadir İnanır#Levent İnanır#Neslihan AcarEylül 21, 2026 06:14FlipboardLinki KopyalaYazı TipiKADİR İnanır sevenleri için ne sadece Selvi Boylum Al Yazmalım’ın İlyas’ıydı ne de Tatar Ramazan.Haberin Devamı77 yıllık ömrüne onlarca film, mücadele, dostluk, iyilik sığdırmış; tanıdığına tanımadığına el uzatan, memleket meselelerinde

L
Lumout Medya 21 Eylül 2026, 06:14
25 4 dk

YazarlarBugünün YazılarıHürriyet.com.tr YazılarıTüm YazarlarHABERLER Yazarlar Fulya Soybaş Fulya Soybaşfsoybas@hurriyet.com.trYazarın Tüm YazılarıBir miras uğruna Kadir İnanır’a bu yapılır mı#Kadir İnanır#Levent İnanır#Neslihan AcarEylül 21, 2026 06:14FlipboardLinki KopyalaYazı TipiKADİR İnanır sevenleri için ne sadece Selvi Boylum Al Yazmalım’ın İlyas’ıydı ne de Tatar Ramazan.Haberin Devamı77 yıllık ömrüne onlarca film, mücadele, dostluk, iyilik sığdırmış; tanıdığına tanımadığına el uzatan, memleket meselelerinde sözünü sakınmayan ne söylediğini ne yaptığını bilen “akil” bir insandı.

Ağır tedaviler gördüğünü, ilaçlar kullandığını anlatıyor: “Bize bırakın kol saatini, bir kravat dahi bırakmamış.” Bir insanın hastalığını, tedavisini, kullandığı ilaçları; öldükten sonra, sırf sana miras bırakmadı diye onun iradesini tartışmaya açmanın neresi kabul edilebilir?

Eski eşi Neslihan Acar, kızı Öykü’nün eğitim masraflarını yıllarca Kadir İnanır’ın karşıladığını, kızının onu “dedesi” bildiğini anlatıp, “Başkası mirastan alınacak payı düşünebilir ama biz bu mirası utançla reddediyoruz” diyerek Levent İnanır’ı eleştirince, bu kez 14 yıl öncesinden bir fotoğraf ortaya çıkıyor.

Anlatımına göre fotoğraf, Levent İnanır’dan şiddet gördüğü gün çekilmiş. İddiaya göre Levent İnanır, o fotoğrafı Acar’ın 77 yaşındaki annesine gönderip şu notu düşmüş: “Sosyal medyada yazı yazarken bu resmi de altına koysun, göreyim ben de yüreklerini.”

Çünkü gönderilen herhangi bir fotoğraf değil; bir kadının şiddet gördüğünü söylediği güne ait fotoğraftır. Üstelik 14 yıl sonra, tam da Kadir İnanır’ı savunduğu için annesine gönderilmiştir. “Bir daha konuşursan, sana bir zamanlar ne olduğunu hatırla.” Fakat bravo Neslihan Acar’a. Susmuyor: “Her fikrim, yorumum irademdir!” diyor.

Bir tarafta ölmüş bir insanın iradesi miras uğruna tartışmaya açılıyor. Diğer tarafta yaşayan bir kadının iradesi, 14 yıl önceki fotoğrafla susturulmaya çalışılıyor. Miras diye peşine düştüğün adamdan sana aslında çoktan bir şey kalmış:

Konuya ilişkin, kuşadası’ndaki konserine bir buçuk saat geç çıktı. Seyircilerden biri, “Saat kaç oldu? Seyirciye saygı” diye seslenince Ersoy, gecikmenin rahatsızlığından kaynaklandığını söyledi.

Fakat seyircinin hakkını araması Ersoy’u öfkelendirmişti bir kere: Üstelik ertesi gün de geri adım atmadı. Seyircinin yaptığına “terbiyesizlik”, verdiği cevaba “haddini bilmeyene had bildirmek” dedi. Hafta sonu Edirne’de sahnedeydi. Önünden elinde sigarayla bir seyirci geçti. O an şarkıyı kesti: Kalabalığın ortasında sigara içmek, insanları dumana maruz bırakmak yanlış. Bir sanatçının buna tepki göstermesi de gayet normal.

Ne ara konser izlemek sanatçının karşısında hazır ola geçmeyi gerektirir oldu? Üstelik seyircinin protokolde oturandan daha az saygıya layık olduğu bir konser düzeni mi var? Galiba “saygı” kelimesini biraz fazla kolay kullanıyoruz. Zira saygı, seyirciden sahneye doğru tek yönlü işlemez.

Elbette seyirci olmak da sınırsız özgürlük vermez. Sanatçıya hakaret edemez, sahneye bir şey atamaz, konseri sabote edemez, çevrendekileri rahatsız edemezsin.

Şöhret, kimseye seyircisini azarlama, aşağılama, hele de küfretme hakkı vermiyor. Dolayısıyla saygı bekliyorsanız şu küçük ayrıntıyı hatırlatmak şart: BAZI başarı hikâyeleri rakamlarla, makamlarla anlatılmaz. Çünkü bazı hikâyeler bir iğneyle başlar. Gaziantep’te bir evde, bir annenin elinde mesela...

Sofra toplanır, çocuklar uyur, onun mesaisi başlarmış. Evin bütçesine katkı sağlamak ama en çok da kızlarını okutabilmek için. Yıllar sonra o çocuklardan biri önce mühendis, ardından bakan, sonra da Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı olmuş.

Annesinin onu okutmak için ilmek ilmek işlediği Antep işi de yıllar içinde değişmiş; UNESCO’nun Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’ne girer ve yolu modacı Bora Aksu’nun tasarımlarıyla Londra Moda Haftası’na kadar uzanmış.

İnsan böyle hikâyelerde hayatın nasıl bir çember çizdiğine gerçekten şaşırıyor. Dün bir annenin kızını okutmak için yaptığı Antep işi, bugün o kızın eliyle Gaziantep’in kadın emeğini dünyaya taşıyor.

Bu haberi paylaş: Facebook Twitter WhatsApp
L
Bu Haberi Hazırlayan
Lumout Medya
Lumout Medya haber ekibi tarafından derlenen bu haber, editoryal standartlarımız çerçevesinde hazırlanmıştır.
21 Eylül 2026, 06:14 4 dk okuma 25 görüntülenme

Yorumlar 0

Yorum Yap

0 / 1000