Bu seferki dönüş 2010'lara
GÜNCEL SON DAKİKA MANŞET

Bu seferki dönüş 2010'lara

Sosyal medyada geçen hafta 80’ler furyası vardı. Moda dünyasıysa uzun süredir Y2K’yı, yani 2000’ler modasını konuşuyordu. Şimdi sıra 2010’lara geldi. Y Kuşağı’na bol bol nostalji yaşatan bu geri dönüşte skinny jean’ler, peplum bluzlar, ‘statement’ (iddialı, tek başına yıldız) kolyeler, dolgu topuklu sneaker’lar ve dönemin Tumblr (sosyal ağ platformu) çağını hatırlatan o biraz dağınık, biraz umursamaz stiller yeniden karşımızda.

L
Lumout Medya 12 Eylül 2026, 07:00
1 5 dk

HABERLERKelebek HaberleriHürriyet Cumartesi HaberleriBu seferki dönüş 2010'laraGüncelleme Tarihi: Eylül 12, 2026 07:00

Üniversite yıllarını 2010’ların başında geçirmiş, büyük çantalar, skinny jean’ler gibi trendleri dibine kadar yaşamış biri olarak gözlerim nostaljiden yaşlı. İnsan ister istemez düşünüyor: Demek ki bu yılların üzerinden, moda dünyasının onları geri çağıracağı kadar zaman geçmiş.

Aslında sinyaller birkaç sezondur önümüzdeydi. UGG botların yeniden cool kabul edilmesi bunlardan biriydi. Aynı dönemin olmazsa olmazı Longchamp Le Pliage’ın Z Kuşağı arasında yeniden popülerleşmesi de 2010’ların kapıyı çaldığını haber veriyordu. Ama artık resmen hayatımıza girdi. 2010’ların kodları Sonbahar/Kış 2026 podyumlarının pek çoğunda karşımıza çıkmıştı. 7 For All Mankind skinny jean’leri geri getirirken; Ralph Lauren, Stella McCartney ve Proenza Schouler peplum silüetini yeniden yorumlamıştı.

Skinny jean: Yıllardır bol paça ve baggy (bol, dökümlü, ekstra geniş kesimli) pantolonlara o kadar alıştık ki skinny jean’in dönüşünü kabul etmek bana biraz zor geldi. Oysa 2010’ların ilk yarısında üzerimize adeta yapışmış gibi duran jean’lerden başka bir şey giymiyorduk. Şimdiki skinny jean’lerse biraz daha sigara jean formunda; vücudu tamamen sarmıyor. O yüzden kullanımı daha rahat olabilir.

Devasa çantalar: 2010’lardan hatırladığım bir detay da çantaların büyüklüğü. Balenciaga City Bag gibi yumuşak, büyük ve biraz dağınık görünen modeller dönemin sembollerindendi, onlar yeniden popülerlik kazandı. Büyük, kullanışlı omuz çantaları birkaç sezondur minik çantaların yerini almaya başladı.

İddialı kolyeler: Beyaz tişörtün ya da gömleğin üzerine kocaman, metal ya da taşlı bir kolye takmadan evden çıkmadığımız dönemleri hatırlayanlar burada mı? Minimal, incecik zincirlerin hâkimiyetinden sonra şimdi kolyeler yeniden büyümeye, daha görünür olmaya başladı. 2026 podyumlarında taşlı, dikkat çekici kolyelerin karşımıza çıkması da tesadüf değil.

Peplum zamanı: Belden oturup açılan o volanlı bluzları 2010’larda ofisten geceye taşıdık; jean’den kalem eteğe kadar her şeyle giydik. Şimdi daha heykelsi ve bel hattını öne çıkaran versiyonları var.

Dolgu topuklu sneaker: Beni asıl yaşlı hissettiren yere geldik! Isabel Marant’ın Bekett sneaker’larını hatırlayanlar?.. İçine gizlenmiş dolgu topuğuyla hem spor ayakkabı giydiğimizi düşünüyor hem birkaç santim uzuyorduk. Skinny jean, sweatshirt ve dolgu topuklu sneaker üçlüsü neredeyse dönemin üniformasıydı. Trend raporlarında wedge sneaker’ları yeniden görünce ‘Yok artık’ dedim ama onlar da geri geliyor. Isabel Marant’ın modeli yeniden radarımızda, başka markalarda da dolgu topuklu sneaker’lar görmeye başladık.

Tumblr kızı havası: Asıl gelen o dönemin ruhu... Bugün buna ‘indie sleaze’ diyoruz. Yani biraz rock’n’roll tarzda, biraz da ne giydiğimizi fazla düşünmemiş gibi görünüyoruz. Eskitilmiş babetler, deri ceketler, leopar desenler, siyah skinny jean’ler, ince atkılar, dağılmış eyeliner... Kate Moss, Alexa Chung, Sienna Miller ve Taylor Momsen dönemin stil panosunu oluşturuyordu. Tumblr’daki parti fotoğrafları bu estetiğin doğal alanıydı. Kusursuz Instagram fotoğraflarından sonra bu dağınıklığı özlemek de bana normal geliyor.

Hep söylüyorum; bizim ülkemizde çok yaratıcı, çok yetenekli tasarımcılar ve sanatçılar var. Bazen yalnızca yeterince görmüyor ya da denk gelmiyoruz. Geçen günlerde TikTok’ta gezinirken karşıma Sinem Zor ve markası Luna Amada çıktı. Hikâyesi ilgimi çekince de hemen iletişime geçtim. Luna Amada’nın yolculuğu 2021’de, Sinem Zor’un yalnızca iki haftada hazırladığı ilk koleksiyonuyla başlamış. Yüzde 100 yünden, renkli ve hacimli el örgülerinden oluşan koleksiyonun çekimlerini tamamlayıp markasını dünyaya açtıktan kısa süre sonra bir gün e-posta kutusunda sürpriz bir mesaj görmüş: 2022 yılında Vogue dergisinin Britanya edisyonu tarafından gelecek vaat eden tasarımcılardan biri olarak seçilmiş.

Haber bugün yeni değil belki ama hikâyesi hâlâ anlatmaya ve genç bir tasarımcıya destek vermeye değer. Luna Amada o günden bu yana oldukça farklı bir dünyaya evrilmiş. İlk koleksiyonun dev örgülü hırkalarından rafyalarla işlenmiş renkli parti ceketlerine, deneysel materyallerle şekillenen heykelsi korselere uzanan bir tasarım dili var. Sinem Zor, yaklaşımını ‘materyalin sınırlarını zorlarken ona yenilikçi bir form kazandırmak’ olarak tanımlıyor. Dokular ve materyaller değişse de Luna Amada özünü her zaman cesur, deneysel ve giyildiği anda fark edilen silüetlerden alıyor.

Skinny jean ve sweatshirt’le tamamlayarak tam bir 2010’lar stili yaratın. Skinny jean’ler eskisi kadar dar değil, tam dozunda... Çantalar yeniden istediğimiz her şeyi yanımızda taşıyabileceğimiz kadar büyük.

Bu haberi paylaş: Facebook Twitter WhatsApp
L
Bu Haberi Hazırlayan
Lumout Medya
Lumout Medya haber ekibi tarafından derlenen bu haber, editoryal standartlarımız çerçevesinde hazırlanmıştır.
12 Eylül 2026, 07:00 5 dk okuma 1 görüntülenme

Yorumlar 0

Yorum Yap

0 / 1000