AnalizDeğişen enerji denklemi ve Türkiye’nin öncelikleriTürkiye için orta vadede asıl hedef, bir enerji koridoru olmanın ötesinde güvenli, dayanıklı ve krizlere karşı dirençli bir enerji merkezi haline dönüşmek olacaktır.Belirsiz Kişi31 Ağustos 2026•Güncelleme: 31 Ağustos 2026İSTANBULUluslararası İlişkiler Uzmanı Doç. Dr. Ekber Kandemir, küresel enerji arz güvenliğinde yaşanan sorunları, enerji altyapıları ve taşımacılığındaki riskleri ve Türkiye’nin bu alanda atması gereken adımları AA Analiz için kaleme aldı.
Bugünlerde dünya enerji piyasaları sessiz ama derin bir dönüşümden geçiyor. Artık enerji güvenliğini yalnızca “yeterli petrol ve doğal gaz var mı?” sorusuna yani “arz güvenliğine” indirgemek mümkün değil. Burada asıl mesele, enerjinin nereden çıktığı kadar hangi güzergahtan taşındığı, bu güzergahların ne kadar güvenli olduğu ve enerji altyapısının kriz ve savaş ortamında ne ölçüde korunabildiği sorusunda düğümleniyor. Nitekim rafineriler, boru hatları, sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) terminalleri ve limanlar, sadece enerji sisteminin ekonomik birer yapısı olmayıp aynı zamanda stratejik hedefler olarak görülüyor. Üstelik büyük üreticilerin ne kadar enerji üretebildiği kadar, bu enerjiyi küresel piyasalara ne ölçüde ve hangi koşullarda ulaştırabildiği de enerji güvenliğinin yeni denkleminde belirleyici bir değişken olarak karşımıza çıkıyor.
Bu çerçevede önümüzdeki dönemde özellikle Avrupa Birliği (AB) açısından üç gelişme çok dikkat çekiyor. Bunlardan birincisi, Rus enerjisinden kopuştur. AB, Rusya'nın Ukrayna'ya saldırılarının ardından başlattığı enerji dönüşümünü artık geri döndürülemez bir hukuki çerçeveye oturtmuş gibi görünüyor. AB, Rus boru gazı ve LNG'sinden kademeli olarak çıkış için yasal düzenlemeyi 2026'nın başında yürürlüğe koydu. LNG açısından çıkış sürecinin 2026 sonuna doğru tamamlanması beklenirken boru gazında tam çıkış 2027 sonbaharına kadar uzanan bir geçiş dönemini işaret ediyor. [1]



Yorumlar (0)
Yorum Yap