YazarlarBugünün YazılarıHürriyet.com.tr YazılarıTüm YazarlarHABERLER Yazarlar Abdulkadir SELVİ Abdulkadir Selviaselvi@hurriyet.com.trYazarın Tüm YazılarıDenizolgun öldü mü öldürüldü mü... Kuşkular cevap buluyor#Arif Ahmet Denizolgun#Alihan Kuriş#Süleymancılar CemaatiAğustos 31, 2026 06:09FlipboardLinki KopyalaYazı Tipi10 yıl sonra fethi kabir yapılarak mezarı açılan Arif Ahmet Denizolgun’la ilgili soruşturmada önemli gelişmeler yaşanıyor. Fethi kabir sonucunda elde edilen veriler, 27 Ağustos günü İstanbul Adli Tıp Kurumu tarafından soruşturmanın yürütüldüğü Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na iletildi.Haberin Devamıİstanbul Adli Tıp Kurumu 1.İhtisas Kurulu muhtemelen bu hafta içinde toplanarak değerlendirme yapacak. İhtisas Kurulu’nun vereceği mütalaa Arif Ahmet Denizolgun’un ölümünün aydınlatılmasına ışık tutacak.
Arif Ahmet Denizolgun’un 7 Eylül 2016 tarihinde Beykoz’daki çiftliğinde ölü olarak bulunmasından bu yana, aradan geçen 10 yıl boyunca ölümüne ilişkin kuşkular gündemden düşmüyor.
Arif Ahmet Denizolgun sıradan biri değildi. Süleymancılar Cemaati’nin lideri olmasının yanında milletvekilliği ve Ulaştırma Bakanlığı yapmıştı. Arif Ahmet Denizolgun’un ölümünden sonra Süleymancıların liderliğini üstlenen Alihan Kuriş ise şüpheli para hareketleri ve kuşkulu faaliyetleri nedeniyle, hakkında yürütülen soruşturma kapsamında tutuklandı. Bu durum Denizolgun’un ölümüyle ilgili şüpheleri artırdı. Denizolgun’un kardeşi Mehmet Beyazıt Denizolgun ve yeğeni Fatih Denizolgun ise bu kuşkuları yargıyı taşıdılar.
Arif Ahmet Denizolgun’un ölümüyle ilgili iddialar üzerine Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı. 19 Ağustos günü Arif Ahmet Denizolgun’un mezarı açılarak fethi kabir işlemi yapıldı. Arif Ahmet Denizolgun’un mezarından alınan örnekler üzerinde İstanbul Adli Tıp Kurumu Morg, Kimya ve Biyoloji İhtisas Daireleri tarafından yapılan tetkikten sonra düzenlenen rapor, 27 Ağustos Perşembe günü Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na iletildi.
Adli Tıp Kurumu ayrıca fethi kabirle elde edilen verilerle birlikte 2016 yılındaki otopsi raporunu, kan ve idrar örneklerini, yakınlarından alınan DNA örneklerini, otopsi sırasında çekilen 145 adet fotoğraf ile video kaydını da Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na iletmişti. Ancak sadece fethi kabirle elde edilen verilerle yetinilmeyecek. Zaten İstanbul Adli Tıp Kurumu’nun verdiği raporda da 1. İhtisas Kurulu’nun toplanması istendi. Raporda, “Fethi kabir sonrası elde edilen örnekler üzerinde yapılan incelemeler sonucu elde edilen bulguların; kişinin tıbbi evrakları, olay yeri inceleme raporları, otopside elde edilen bulgular ile birlikte değerlendirmesinin uygun olduğu cihetle, ilgili hususlar hakkında Adli Tıp Kurumu Adli Tıp Birinci İhsisas Kurulu’ndan görüş alınmasının uygun olduğu” bildirildi.
İstanbul Adli Tıp Kurumu 1.İhtisas Kurulu hafta içinde toplanarak Arif Ahmet Denizolgun’un ölümüyle ilgili elde edilen verileri inceleyecek.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcısı Doç. Dr. Barış Duman tarafından yürütülen soruşturma derinleştiriliyor. Bir yandan Adli Tıp Kurulu’ndan gelecek rapor beklenirken, diğer yandan da ifade alınma işlemlerine başlandı. Ayrıca Adli Tıp Uzmanı Prof. Dr. Nevzat Alkan’dan bilirkişi raporu alındı. Prof. Alkan hazırladığı bilirkişi raporunda, Arif Ahmet Denizolgun’un vücudunda 4 adet ekimotik alanların tespit edildiğini ve doku altı kanamaların ölmeden önce meydana geldiğini belirterek önemli bir iddiayı dile getirdi. Nevzat Alkan, göğsüne diz ile basan bir şahsın Arif Ahmet Denizolgun’un ağzını ve burnunu bir yastıkla kapatarak ölümüne yol açabileceğini ifade etti.
Arif Ahmet Denizolgun’un ölümüyle ilgili bir değil, birçok çelişki söz konusu. Arif Ahmet Denizolgun’un ölümündeki en büyük sır perdesini ise 36 saatlik bir zaman dilimi oluşturuyor. Kuşkular, gizemli 36 saat ve oradaki görevliler üzerine yoğunlaşıyor.
Arif Ahmet Denizolgun, 6 Eylül’de Beykoz’daki çiftliğine geliyor. Bir süre ata bindikten sonra konutuna çekiliyor. Çiftlikte Türkmenistan vatandaşı olan Rufat Kadyrov isimli bir seyis var. 7 Eylül sabahı çiftliğe gelen şoförü Murat Bayrak var. Konutun kapısında ise anahtar takılı. Saatlerce, hatta günlerce konutundan çıkmayan, aradıklarında telefonlarına cevap vermeyen patronlarının başına bir iş geldi mi, bir ihtiyacı var mı, bir talimatı var mı, acıktıysa yemek yiyecek mi? Bunları hiç dert etmiyorlar. Kapının üzerindeki anahtarı çevirmek akıllarına gelmiyor!
7 Eylül akşamı konuta girip Arif Ahmet Denizolgun’u üzerinde biniş kıyafetiyle üçlü kanepeye uzanmış olarak buluyorlar; ağzından gelen köpük kurumuş halde bulundukları Denizolgun’un öldüğünü anlıyorlarlar. Çünkü Türkmen seyis Rufat Kadyrov nabzını kontrol ediyor. Ama ne yapıyorlar? Bu kişi bir cemaat lideri. Aynı zaman eski milletvekili ve bakan. Bu durumda ilk olarak ne yapılır? Polise haber verilir. Ambulans çağırılır. Bir önce önce hastaneye ulaştırılması için çaba gösterilir. Onlar ne yapıyor? Polise haber vermiyorlar. Ambulans çağırmıyorlar. Hastaneye ulaştırmıyorlar. Üzerini çıkarıp, pijamalarını giydirip, yere serdikleri bir yatağa uzatıyorlar. Polise ise 4 saat sonra haber veriyorlar. Bunlar sizi şüphelendirmiyor mu?
Arif Ahmet Denizolgun’un ölümünde birçok kuşkulu nokta var. En önemli şüphe ise Denizolgun’dan sonra Süleymancıların liderliğini ele geçiren Alihan Kuriş’in ilişki ağı. Burada kimin gittiği değil, kimin geldiği ve ne yaptığı önemlidir. Alihan Kuriş, Alman devleti ile şüpheli bir ilişki içine giriyor. Eğer operasyonla yakalanmasa Almanya’ya geçmeye hazırlanıyor.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturmada elbette ki Adli Tıp Kurumu’nun vereceği rapor önemli olacak. Ama savcılık sadece Adli Tıp Kurumu raporu ile yetinmiyor. Bir yandan ifadeler alınırken, diğer yandan da olay günü orada bulunan şahısların para hareketleri, telefonlarının HTS kayıtları ve daraltılmış baz istasyonu verileri inceleniyor.
Keşke ilk soruşturmada şüpheli olarak yer alan Türkmenistan vatandaşı Rufat Kadyrov’a yurtdışı yasağı konulsaydı. Çünkü Kadyrov, 2023 yılında elini kolunu sallayarak ülkemizden ayrılmış.



Yorumlar (0)
Yorum Yap