24.09.2026
SON DAKİKA
Gündem Yaratıyor: Antalya’da 'Sokaklar Güvende' operasyonu: Çirkinler ve Daltonlar bağlantılı 7 şüpheliye eş zamanlı operasyon Önemli Açıklama: SON DAKİKA... MSB: Kıbrıs'taki gelişmeler izleniyor Gündem Yaratıyor: SON DAKİKA! Alihan Kuriş suç örgütü soruşturmasında güncel gelişme: 20 tutuklama Son dakika: Şanlurfa'da 5.4 büyüklüğünde deprem! Diyarbakır, Gaziantep ve Adıyaman'da da hissedildi Son Dakika: SON DAKİKA... Ümit Boyner'in oğlu Sinan Bolak gözaltına alındı CHP Ankara'da yaprak dökümü: Son istifalarla birlikte 2 ilçe belediyesi kaldı Başkan Erdoğan küresel uyanışın öncüsü oldu 'Kaşifoğlu' karakterini canlandıran Sedat Savtak AHaber'e açıklamalarda bulundu: Senaryo ile Kozinoğlu'nun vefatı arasındaki benzerlik! SON DAKİKA | Bakan Yusuf Tekin'den 'Manisa' açıklaması! ‘Kapsamlı tedbirler alınıyor...' EBRD'den Türkiye ekonomisi için büyüme tahmini Gündem Yaratıyor: Antalya’da 'Sokaklar Güvende' operasyonu: Çirkinler ve Daltonlar bağlantılı 7 şüpheliye eş zamanlı operasyon Önemli Açıklama: SON DAKİKA... MSB: Kıbrıs'taki gelişmeler izleniyor Gündem Yaratıyor: SON DAKİKA! Alihan Kuriş suç örgütü soruşturmasında güncel gelişme: 20 tutuklama Son dakika: Şanlurfa'da 5.4 büyüklüğünde deprem! Diyarbakır, Gaziantep ve Adıyaman'da da hissedildi Son Dakika: SON DAKİKA... Ümit Boyner'in oğlu Sinan Bolak gözaltına alındı CHP Ankara'da yaprak dökümü: Son istifalarla birlikte 2 ilçe belediyesi kaldı Başkan Erdoğan küresel uyanışın öncüsü oldu 'Kaşifoğlu' karakterini canlandıran Sedat Savtak AHaber'e açıklamalarda bulundu: Senaryo ile Kozinoğlu'nun vefatı arasındaki benzerlik! SON DAKİKA | Bakan Yusuf Tekin'den 'Manisa' açıklaması! ‘Kapsamlı tedbirler alınıyor...' EBRD'den Türkiye ekonomisi için büyüme tahmini
Dijital çağda insan kalmak: İnsanın bir kez daha varoluşu
GÜNCEL SON DAKİKA MANŞET

Dijital çağda insan kalmak: İnsanın bir kez daha varoluşu

Gündemin ön sıralarına taşınan konuda; i̇nsan dünyayı değiştirmeye başladığı günden beri, aslında hep aynı yanılgının farklı biçimleriyle karşı karşıya kaldı. Dünyayı değiştirebilmenin, kendisini değiştirebilmekten daha kolay olduğunu düşündü. Edinilen bilgilere göre, hayvanları, hatta ateşi evcilleştirdi, toprağı işledi, şehirler, imparatorluklar kurdu. Makineler gerçekleştirdi. Gündemin odağında

L
Lumout Medya 24 Eylül 2026, 10:04
167 12 dk
Gündemin ön sıralarına taşınan konuda; i̇nsan dünyayı değiştirmeye başladığı günden beri, aslında hep aynı yanılgının farklı biçimleriyle karşı karşıya kaldı. Dünyayı değiştirebilmenin, kendisini değiştirebilmekten daha kolay olduğunu düşündü. Edinilen bilgilere göre, hayvanları, hatta ateşi evcilleştirdi, toprağı işledi, şehirler, imparatorluklar kurdu. Makineler gerçekleştirdi. Gündemin odağındaki bu gelişmede, uzaya çıktı, denizlerin altına indi. Atomu dahi parçaladı. Sonra kendi zekâsını taklit edebilecek makineler yapmaya başlangıç yaptı. Ve bütün bunları yaparken en zor şeyi yapmayı erteledi: Kendisini değiştirmeyi… İnsan dışındaki vakit kaybetmeksizin her şeyi dönüştürme konusunda büyük bir başarı gösterdi. Fakat iş kendisine geldiğinde, ilk insandan bugüne aynı sorular karşımızda değişmeksizin durmaktadır. İnsan gerçekten değişmek istiyor mu? Neden hırsımızı dizginleyemiyoruz? Neden sahip olduğumuzla yetinemiyoruz ve başkasının sahip olduğu şey bizim eksikliğimiz gibi görünüyor? Bununla birlikte görünmek, olmak kadar hatta bazen olmaktan daha kritik hâle geldiği bir çağa evrilmiş durumdayız. Hızlandıkça düşünmek için daha az zamanımız kalıyor ve iletişim araçlarımız çoğaldıkça birbirimizi anlamakta zorlanıyoruz. Elbette kastettiğimiz şey bütün bu saydıklarımızdan kurtulmak için Heidegger gibi kulübeye çekilmek değil. Çünkü asıl mesele fiziksel veya mekânsal tecritten ziyade zihinsel tecrit mümkün mü ve öze dönüşü gerçekleştirebilir miyiz sorunudur. Zira daha fazla bilgiye sahip olduğumuz hâlde daha fazla hikmete, derin vicdana sahip olamıyoruz. Basit bununla birlikte bir o kadar da yakıcı bir misalle; adaleti istiyoruz ama adalet bize dokunduğunda değil, başkasına uygulandığında daha kolay savunuyoruz. Dostlukları kolay zamanların ortaklığına dönüştürüyor, zor zamanların vefasını unutuyoruz. O zaman şu ağır soruyu düşünmek zorundayız: İnsan, gerçekten değişmek istiyor mu? Çünkü insanın değişmesi gerektiğini söylemek kolaydır bununla birlikte değişmek ise başka bir şeydir. Bir insanın dünyayı değiştirmek istemesi çoğu zaman kendisine yönelmek istememesinin de bir biçimidir. Başkasının hatasını görmek kolayken kendi hatasını görmek zordur. Aynı şekilde toplumdaki yozlaşmayı eleştirmek kolaydır bununla birlikte yozlaşmanın kendi davranışlarımızdaki küçük karşılığını fark etmek zordur. Her birimiz az veya çok tüketim kültüründen şikâyet ederken ihtiyacımız olmadığı hâlde satın aldığımız şeyi bir türlü sorgulamıyoruz. Önce iğneyi kendimize batıralım Gösteriş toplumunu eleştirmek kolaydır. Kendi hayatımızı başkalarının bakışına göre düzenleyip düzenlemediğimizi sormak zordur. Mahremiyetin kaybolmasından yakınmak kolaydır ama kendi hayatımızın hangi parçalarını neden sürekli görünür kıldığımızı düşünmek zordur. fazla oku Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field) Yapay zekânın insanı dönüştürmesinden kaygılandığımız kadar insanın yıllardır kendi arzuları, alışkanlıkları, korkuları ve bağımlılıkları tarafından dönüştürüldüğünden kaygı duymuyoruz. Çünkü dışarıdaki tehlikeyi görmek, içerideki zaafı görmekten daha kolaydır. Mevlana’nın duvarın yıkılacağını bilen birinin bunu görmezden gelerek habire çatlakları sıvadığı metaforunda olduğu gibi insan, çoğu zaman kendi içindeki çatlağı görmeden dünyanın duvarlarındaki çatlakları onarmaya çalışır. İnsanlığın yeniden doğuşunu veya varoluşunu, evvelden kendisine yönelmekle başlatmak gerekmektedir. Yalnız şunu belirtelim ki kendisine yönelmek, tartışmasız biçimde kendisini sevmekle aynı şey değildir. Bugünün dünyası narsistçe insana sürekli kendisini sevmesini söylüyor; kendini gerçekleştir, kendini göster, kendini ödüllendir, kendine iyi bak, kendin için yaşa…   Seçeneklerin ve dijital iletişim araçlarının çoğalması, insanın karar verme yeteneğini zayıflatırken derin bağlar kurmasını da zorlaştırıyor / Fotoğraf: Camilo Jimenez-Unsplash   Neyi unuttuk? Bütün bunların içinde tartışmasız biçimde kritik doğrular vardır. Fakat insanın kendisini merkeze koyması ve kendisini tanıması arasında büyük bir fark bulunur. İnsan kendisini merkeze koyabilir ve yine de kendisini tanımayabilir, bazen insanın kendisini sürekli öne çıkarması, kendisinden kaçmasının en sofistike biçimi hâline dönüşebilir. Kendini göstermek, her zaman kendini görmek anlamına gelmeyebilir. Yani insan aynaya bakabilir ama kendisini göremeyebilir. Kendi fotoğrafını binlerce kişiye gösterebilir ama kendi içindeki yalnızlıktan habersiz olabilir. Başarılarını anlatabilir ama başarısızlığıyla yüzleş/e/meyebilir. Haklılığını savunurken kendisinin haksız olduğunu kabul edemeyebilir. İnsan kendisine hayran olmaktan vazgeçip kendisine karşı dürüst olmaya başladığında kendini bilmeye başlar. İnsanın yeniden varoluşu, varlığının amacının farkına varışı yeni bir insan icat etmekle değil, insanın içinde unutulmuş olanı yeniden uyandırmakla mümkündür. İnsanlığın bütün hikâyesi yalnızca ilerlemenin hikâyesi olmayıp aynı zamanda unutmanın hikâyesidir. İnsan ne olduğunu unuttu. Neden yaşadığını unuttu. Sınırlarını unuttu. Emaneti unuttu. Vefayı unuttu. Ölçüyü unuttu. Mahremiyetin değerini unuttu. Sessizliğin anlamını unuttu. Beklemenin erdemini unuttu. Yetinmenin huzurunu unuttu. Kendisine sahip olmanın, dünyaya sahip olmaktan daha büyük bir mesele olduğunu unuttu. Her şeyden önemlisi: İnsan olmanın bir ayrıcalık değil, bir sorumluluk olduğunu unuttu. Bu yüzden varlığın bilincinde olmak, yalnızca yeni şeyler öğrenmek olmayacaktır. Bazı şeyleri yeniden hatırlamak olacaktır. Neyden sorumluyuz? Modern insanın en büyük problemlerinden biri, kendisini sürekli değiştiren bir dünyanın içinde maalesef kendi değişimini yönetememesidir. Her gün yeni bir teknoloji üretilir ve bu emin olalım ki kesintisiz devam edecektir. Yeni bir uygulama, bir alışkanlık, yeni bir tüketim biçimleri, yepyeni bir iletişim dili, yeni bir yapay zekâ modeli. Ve insan bütün bunların arasında kendisini "özgürce seçen" bir varlık zanneder. Oysa bazen seçtiğini sandığı şeyler, kendisine önceden seçtirilmiştir. İnsan öyle bir an kazanç ki tercih eden özne olmaktan çıkıp tercihleri yönlendirilen nesneye dönüşebilir. Pekâlâ burada teknolojiye kızmak yeterli midir? Teknoloji yalnızca insanın zaaflarını kullanıyorsa, evvelden o zaafların varlığını kabul etmek gerekir. Algoritma insanın dikkatini çalabiliyorsa, bunun nedeni insanın dikkatinin satılabilir hâle gelmesidir. Tüketim insanı sürekli daha fazlasına yönlendirebiliyorsa, bunun nedeni insanın "yeter" diyebilme yeteneğini kaybetmesidir. Gösteriş insanı esir alabiliyorsa, bunun nedeni insanın kendi değerini başkasının bakışında aramasıdır. Dolayısıyla mesele yalnızca dışarıda değildir; insanın içinde dışarıya açılan kapılardadır. Bu yüzden özgürlük bundan böyle yalnızca zincirlerden kurtulmak değildir. Çağımızın daha büyük özgürlük meselesi, insanın kendi arzularının kölesi olup olmadığını anlayabilmesidir. Bir insan istediği her şeyi yapabiliyorsa özgür müdür? Yoksa bazen özgürlük, istediği her şeyi yapmama gücüne sahip olmak mıdır? Her şeyi söyleyebilmek özgürlük müdür? Yoksa söyleyebildiği hâlde incitmemeyi seçebilmek mi? Her şeyi görünür kılabilmek özgürlük müdür? Yoksa kendisine ait olanı koruyabilmek mi? Dijital evrene rağmen insanlığın geleceğinde özgürlüğün anlamı yeniden yazılmak zorundadır. Çünkü önümüzdeki sürekli gelişerek devam eden yapay zekâ çağının, insanlığa daha fazla seçenek sunacağı ayan beyan ortadadır. Ama seçeneklerin çoğalması, insanın daha özgür olduğu anlamına gelmez. Seçeneklerin çoğalması, karar verme yeteneğini zayıflatır. Sınırsızlık da aynı şekilde insanın kendi sınırlarını kaybetmesine fevkalade neden olabilir. Ve insan sınırlarını kaybettiğinde, özgürlüğünü de kaybeder. İnsanın veya daha kapsayıcı ifadeyle insanlığın topyekûn yeniden doğuşu için bir sınır bilinci gerektirir. Her şeyi yapabiliyor olmak, her şeyi yapmamız gerektiği anlamına gelmediği gibi onun doğru olduğu anlamına da gelmez. Bir bilgiyi elde edebiliyor olmak, onu kötü amaçlı kullanmaya hakkını bize vermez. Bir insanın hayatını analiz edebiliyor olmak, onun mahremiyetine girmeyi meşru kılmaz. Bir yapay zekâ sistemi bir sonucu üretebiliyor diye, o sonucu uygulamanın ahlâken doğru olduğu söylenemez. İnsanlık her türlü teknolojik gelişmeye rağmen gücün önüne ahlâkı koyabilme özelliğine geri dönmek zorundadır ve yapay zekâ çağında insanın sorumluluğunu makinelerin arkasına saklamak, insanın kendi tarihsel sorumluluğundan kaçması olur. Hiç şüphesiz insanlığın geleceği yalnızca yapay zekânın ne kadar akıllı olacağıyla değil, onu kullanan insanın ne kadar sorumlu olacağıyla belirlenecektir. Sorumluluk ise insanın yeniden varoluşunun merkezindedir. Yapay zekâ insanın sınırlarını genişletirken asıl soru değişmiyor: Teknolojinin yapabildiği her şeyi insan yapmak zorunda mı? / Görsel: ChatGPT-Independent Türkçe   Ne yapmalıyız? Medeniyetlerin büyük dönüşümleri evvelden büyük meydanlarda değil, insanın kendi içinde gerçekleşir. Bir insan daha adil olduğunda dünya biraz daha adil olur. Daha vefalı ve sorumlu olduğunda sistem sağlamlaşır ve dünya daha huzurlu ve güvenilir hâle kazanç. Liyakati gözettiğimizde bir makam, bir görev anlam kazanır. Mahremiyete saygı gösterdiğimizde dünya varoluşa özdeş ahlâkî seviyeye ulaşır. Etrafımızda başkalarının var olduğunu ve yaşadığını görmeye başladığımızda bununla birlikte yalnızlığın duvarlarını yıkabiliriz. Bütün bunlar küçük görünebilir bununla birlikte medeniyetler zaten küçük davranışların milyonlarca kez tekrarlanmasından oluşur. Ve bütün bu tercihler büyüyerek toplumsal bir karakter kazanarak medeniyete dönüşür. Bu nedenle insanın değişmesi, medeniyetin değişmesinden evvelden kazanç. Dostunun iyi gününde yanında olmak kolaydır. Asıl mesele onun kötü gününde yanında kalabilmektir. İnsanların başarılarını alkışlamak kolaydır. Asıl mesele başarısız olduklarında onları terk etmemektir. Vefa, insanın hayatındaki en sessiz ama en güçlü ahlâk biçimlerinden biridir. Çünkü vefa, fayda ortadan kalktığında ilişkinin devam edebilmesidir. İnsan vefayı korursa yeni dünyanın ilişkileri daha derin olabilir. Eğer koruyamazsa bütün güçlü bağlantılara rağmen daha yalnız ve zayıf hâle gelmesi kaçınılmazdır. Elbette insan bir sabah uyanıp bambaşka bir varlık olamaz. Varoluşsal dönüşüm küçük bir kararın içinde başlar. İnsan kalmak veya insanlığımızı tekrar geri almak için basit ve kolay gibi görünen bir o kadar zor olan temel dinamizmleri başat hâle getirmekten başka yol ve çözüm yolu yoktur. Bir haksızlığa itiraz etmek, bir özrü geciktirmemek, bir emaneti korumak, bir dostu zor zamanında yalnız bırakmamak, haksız bir kazancı reddetmek, gösterişten ve kibirden vazgeçmek, bir başkasının hakkını kendi çıkarının önüne koymak… Bunların hiçbiri dünyayı bir gecede değiştirmez. Ama insanı değiştirir. Ve insan değiştiğinde, dünya da yavaş yavaş başka bir biçim almaya başlar. Yani gelecek insanın ahlâkî tercihlerine emanettir ve insanın varlık bilinciyle yeniden varoluşu, bu emaneti yeniden kabul ettiği gün başlayacaktır. *Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer bölge görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. DİJİTAL ÇAĞinsanYAPAY ZEKAalgoritmaH. Caner AkkurtH. Caner Akkurt Independent Türkçe için yazdıH. Caner AkkurtPerşembe, Eylül 24, 2026 - 10:00Main image: 

Dijital çağın getirdiği gürültü içinde insan, dış dünyayı dönüştürmeye odaklanırken en çok kendi iç dünyasıyla yüzleşmeyi erteliyor / Fotoğraf: Charles Puaud-Unsplash

TÜRKİYE'DEN SESLERrelated nodes: Disneyland'dan dijital evrene: Haz, hız ve hırs çağı (I)Disneyland'dan dijital evrene: Haz, hız ve hırs çağı (II)Yapay zeka çağında yeni bir medeniyet mümkün mü?Type: newsSEO Title: Dijital çağda insan kalmak: İnsanın yeniden varoluşucopyright Independentturkish: 
Bu haberi paylaş: Facebook Twitter WhatsApp
L
Bu Haberi Hazırlayan
Lumout Medya
Lumout Medya haber ekibi tarafından derlenen bu haber, editoryal standartlarımız çerçevesinde hazırlanmıştır.
24 Eylül 2026, 10:04 12 dk okuma 167 görüntülenme

Yorumlar 0

Yorum Yap

0 / 1000