21.09.2026
SON DAKİKA
48,7944 56,0434 65,3413 6.814,99
Ege'de belirsizliğin dengesi
GÜNCEL SON DAKİKA MANŞET

Ege'de belirsizliğin dengesi

Türkiye ve Yunanistan arasındaki ilişkilerde son iki yılda oluşan görece sakin dönem, 2026 yazıyla birlikte daha kırılgan bir yapıya dönüşüyor. 2023 Atina Bildirgesi ve açılan diplomatik kanal hâlâ çalışıyor. Yetkili çevrelerin aktardığına göre, fakat aynı dönemde Ege ve Doğu Akdeniz'de yeni hukuki, idari ve askerî hamleler devreye giriyor. Bu tabloyu anlamak için tek bir kavram yeterli değil. Öte

L
Lumout Medya 21 Eylül 2026, 08:46
277 6 dk
Türkiye ve Yunanistan arasındaki ilişkilerde son iki yılda oluşan görece sakin dönem, 2026 yazıyla birlikte daha kırılgan bir yapıya dönüşüyor. 2023 Atina Bildirgesi ve açılan diplomatik kanal hâlâ çalışıyor. Yetkili çevrelerin aktardığına göre, fakat aynı dönemde Ege ve Doğu Akdeniz'de yeni hukuki, idari ve askerî hamleler devreye giriyor. Bu tabloyu anlamak için tek bir kavram yeterli değil. Öte yandan, asıl mesele, stratejik belirsizlik ve stratejik netliğin aynı anda kullanılması. Ankara'nın çizgisi kabaca şöyle okunabilir: Eşik konusunda netlik, tepkinin biçiminde belirsizlik. 1995 tarihli TBMM kararı bunun en açık örneği. Yunanistan'ın Ege'de karasularını 6 milin üzerine çıkarması Türkiye açısından savaş nedeni olarak tanımlanıyor. Buna karşılık böyle bir adımın hangi askerî veya siyasi karşılıkla karşılaşacağı açık biçimde ilan edilmiyor. fazla oku Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field) Atina'nın yöntemi ise ters yönde ilerliyor. Yunanistan, uluslararası hukuktan kaynaklandığını savunduğu 12 mil hakkını açıkça koruyor. Fakat bu hakkı Ege'de ne zaman ve nerede kullanacağı konusunda takvim vermiyor. Başbakan Miçotakis de eylül başında hakkın "ne zaman ve nasıl" uygun görülürse kullanılabileceğini dile getirdi. Burada kritik olan ayrıntı şu: İki taraf da karşı tarafın hesaplamasını zorlaştıran bir bölge bırakıyor. Ankara, tepkinin biçimini belirsiz tutarak caydırıcılığı korumaya çalışıyor. Atina ise hakkın kendisini netleştirip zamanlamayı kapalı tutarak hareket alanını genişletiyor. Peki bu yöntem istikrar mı üretiyor, yoksa krizi erteliyor? Tarih, iki ihtimalin de mümkün olduğunu gösteriyor. 1996 Kardak krizi, belirsizliğin kontrollü biçimde kullanıldığında taraflara geri çekilme imkânı sağlayabildiğini gösterdi. 2020 Doğu Akdeniz krizi ise farklı bir tablo ortaya koydu. Askerî unsurların yoğun biçimde karşı karşıya geldiği ortamda aynı belirsizlik, yanlış hesaplama riskini yükseltti. Türk ve Yunan fırkateynleri arasındaki temas, teknik bir sürtüşmenin ne kadar hızlı stratejik krize dönüşebileceğini gösterdi. Bugünkü fark, rekabetin bundan böyle sadece savaş gemileri ve savaş uçakları üzerinden yürümemesi. Deniz parkları, deniz mekânsal planlaması, çevre düzenlemeleri ve enerji projeleri yeni mücadele alanlarına dönüşüyor. Türkiye'nin ağustos ayında Kuzey Ege ve Doğu Akdeniz'de iki milli deniz parkı ilan etmesi Atina'nın tepkisini çekti. Yunanistan bu kararların kendi yetki alanlarını aşan bölümlerde hukuki sonuç doğurmayacağını savundu. Böylece askerî güç kullanılmadan deniz yetki iddialarının sahadaki görünürlüğü artırılıyor. Bu, stratejik belirsizliğin idari ve hukuki alana taşınmasıdır. Peki en hassas başlıklardan biri ne? Yunanistan ve Kıbrıs arasındaki elektrik bağlantısı projesi, GSI. Atina, projenin yeniden ilerleyeceğini ve deniz araştırmaları ve kablo çalışmalarının önümüzdeki aylarda başlamasının beklendiğini söylüyor. Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgos Gerapetritis, NAVTEX bildirimlerinin Türkiye'den izin alınması anlamına gelmediğini açıkça belirtiyor. Miçotakis de projenin birkaç ay içinde yeniden hareketlenebileceğini aktardı. Bu tablo içinde eylül sonu ve yıl sonu arasındaki dönem önem taşıyor. GSI sahasında yeniden araştırma yapılması, deniz yetki alanlarının karşılıklı yorumları nedeniyle teknik bir enerji projesini güvenlik meselesine dönüştürebilir. Daha evvelden benzer araştırma faaliyetlerinin Türk savaş gemilerinin bölgeye yönelmesi üzerine kesintiye uğramış olması, bu riskin tamamen teorik olmadığını gösteriyor. Bir başka kritik başlık 12 mil meselesi. Atina şu aşamada yeni bir Ege uygulaması ilan etmiş değil. Gerapetritis de hakkın ne zaman ve nasıl kullanılacağının Yunanistan tarafından belirleneceğini söylüyor. Peki mevcut durum ne anlama geliyor? Ortada açıklanmış bir karardan çok, karar verme yetkisinin açık biçimde hatırlatılması var. Ankara açısından mesele farklı. 1995 kararı hâlâ yürürlükte. Atina'nın zamanlamayı belirsiz bırakması, Ankara'nın karar alıcıları açısından belirsizliğin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Tam tersine, olası bir adımın nerede ve hangi koşullarda geleceği sorusunu canlı tutuyor. Üçüncü aktörler de denklemi daha karmaşık hale getiriyor. NATO'nun temel işlevi burada anlaşmazlığı çözmekten çok, askerî unsurlar arasında doğrudan çatışmayı önlemek. 2020 krizinden akabinde oluşturulan çatışmasızlık mekanizması bu açıdan önem taşıyor. Fakat NATO'nun varlığı egemenlik anlaşmazlıklarını ortadan kaldırmıyor. Asıl mesele da burada ortaya çıkıyor. Stratejik belirsizlik, yanlış okunduğunda caydırıcılık üretmek yerine kritik süreç üretebilir. Ankara'nın tepkideki belirsizliği Atina tarafından zayıflık olarak okunabilir. Atina'nın zamanlama konusundaki belirsizliği ise Ankara tarafından yaklaşan bir oldubitti hazırlığı olarak değerlendirilebilir. Peki önümüzdeki dönemde ne izlenmeli? Tarafların açıklamalarından çok sahadaki uygulamalar belirleyici olacak. GSI araştırmalarının başlayıp başlamayacağı kritik bir gösterge. Türk Deniz Yetki Alanları Kanunu taslağının Meclis'e gelip gelmeyeceği de izlenmeli. Yunanistan'ın 12 mil konusunda yeni bir idari veya hukuki adım atıp atmayacağı önem taşıyor. Deniz parklarında fiilî denetim uygulanıp uygulanmayacağı da tabloyu gösterecek. İki ülke yönetimi arasında bu gün itibarıyla bir iletişim kanalı bulunuyor. Sorun, bu kanalın varlığı değil. Sahada aynı anda biriken yeni belirsizliklerin nasıl yönetileceği. Ege'de istikrar, tarafların bütün anlaşmazlıkları çözmesine bağlı görünmüyor. Daha gerçekçi soru şu: Çözülmeyen anlaşmazlıklar, yanlış hesaplamaya yol açmadan ne kadar süre yönetilebilir? Eylül 2026'nın asıl sınavı da burada yatıyor. *Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer bölge görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. Ege DeniziYUNANİSTANTürkiyeDr. Osman Gazi KandemirDr. Osman Gazi Kandemir Independent Türkçe için yazdıDr. Osman Gazi KandemirPazartesi, Eylül 21, 2026 - 08:45Main image: 

Türkiye ve Yunanistan'a ait savaş gemileri Ege Denizi'nde seyrediyor / Fotoğraf: NATO MARCOM

TÜRKİYE'DEN SESLERrelated nodes: Yunanistan'ın Adalar üzerinden harp hazırlığıYunanistan tarafı, Türkiye ve savaşı nasıl tahayyül ediyor?Yunanistan harekât alanını genişletiyor mu?Type: newsSEO Title: Ege'de belirsizliğin dengesicopyright Independentturkish: 
Bu haberi paylaş: Facebook Twitter WhatsApp
L
Bu Haberi Hazırlayan
Lumout Medya
Lumout Medya haber ekibi tarafından derlenen bu haber, editoryal standartlarımız çerçevesinde hazırlanmıştır.
21 Eylül 2026, 08:46 6 dk okuma 277 görüntülenme

Yorumlar 0

Yorum Yap

0 / 1000