24.10.2026
SON DAKİKA
Önemli Açıklama: Grizu patlamasında ölen 3 madenci defnedildi • Dikkat Çeken Gelişme: Ryan Gosling, 17 yıl aradan sonra rock grubunu bir araya getiriyor • Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında gözaltına alınan 15 zanlı tutuklu kaldı • Gazeteciler sansür ve baskılara karşı yürüdü • Dikkat Çeken Gelişme: İnançlara göre kıyamet savaşı mutlaka olacaktır • Kuzey Kore, Çin ve Rusya arasındaki dengeleri nasıl kullanıyor? • DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan: Bu ülkenin bütçesi; bir avuç madencinin, zenginin, sanayicinin bütçesi değil • Marvel yıldızı, oyunculuğu bırakmasının gerçek nedenini duyurdu • Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bize hayasızca saldıranlar, işte bu müzelerle en güzel cevabı almış oldu • ABD Dışişleri Bakanı Rubio'nun Hindistan ziyareti: "Beyaz Saray alternatif enerji kaynakları arıyor" • Önemli Açıklama: Grizu patlamasında ölen 3 madenci defnedildi • Dikkat Çeken Gelişme: Ryan Gosling, 17 yıl aradan sonra rock grubunu bir araya getiriyor • Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında gözaltına alınan 15 zanlı tutuklu kaldı • Gazeteciler sansür ve baskılara karşı yürüdü • Dikkat Çeken Gelişme: İnançlara göre kıyamet savaşı mutlaka olacaktır • Kuzey Kore, Çin ve Rusya arasındaki dengeleri nasıl kullanıyor? • DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan: Bu ülkenin bütçesi; bir avuç madencinin, zenginin, sanayicinin bütçesi değil • Marvel yıldızı, oyunculuğu bırakmasının gerçek nedenini duyurdu • Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bize hayasızca saldıranlar, işte bu müzelerle en güzel cevabı almış oldu • ABD Dışişleri Bakanı Rubio'nun Hindistan ziyareti: "Beyaz Saray alternatif enerji kaynakları arıyor" •
49,6090 55,5785 66,4170 6.383,95
Gazeteciler sansür ve baskılara karşı yürüdü
GÜNCEL SON DAKİKA MANŞET

Gazeteciler sansür ve baskılara karşı yürüdü

Kritik süreçte öne çıkan gelişmede; aralarında Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), Basın Konseyi, Gazeteciler Cemiyeti, Çağdaş Gazeteciler Derneği, İzmir Gazeteciler Cemiyeti, Dicle Fırat Gazeteciler Derneği, DİSK Basın-İş ve gazetecilik uzmanlık derneklerinin de olduğu basın meslek örgütleri, son günlerde basın özgürlüğüne karşı artan baskıları yurt çapında pr

L
Lumout Medya 24 Ekim 2026, 15:12
591 9 dk
Kritik süreçte öne çıkan gelişmede; aralarında Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), Basın Konseyi, Gazeteciler Cemiyeti, Çağdaş Gazeteciler Derneği, İzmir Gazeteciler Cemiyeti, Dicle Fırat Gazeteciler Derneği, DİSK Basın-İş ve gazetecilik uzmanlık derneklerinin de olduğu basın meslek örgütleri, son günlerde basın özgürlüğüne karşı artan baskıları yurt çapında protesto etti. Basın meslek örgütlerinin ortak çağrısıyla, TELE 1 televizyonuna kayyım atanmasının yıl dönümü olan 24 Ekim'de meydanlara çıkan gazeteciler İstanbul'da Kadıköy Boğa'dan İskele'ye yürüyüş düzenledi. İlgili kaynaklardan edinilen bilgilere göre, yürüyüş ve resmi açıklama boyunca pek çok polisin görevlendirildiği görüldü. DEM Parti Eş Başkanı Tülay Hatimoğulları, EMEP Genel Başkanı Seyit Aslan, YENİ Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, YENİ Parti milletvekilleri Özgür Karabat, Gökan Zeybek, Mahmut Tanal'ın da aralarında bulunduğu pek çok siyasi parti temsilcisinin destek verdiği yürüyüşte, aralarında TGS Başkanı Gökhan Durmuş, TGS Genel Sekreteri Sibel Güneş ve Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç'in de bulunduğu basın meslek örgütü temsilcileri "Sansüre Hayır, Habere Özgürlük" pankartını taşıdı. Habere ilişkin edinilen son bilgilere göre, "Gazeteciler tutsak, foncular özgür" Geçen yıl kayyım atanan TELE 1 ve önceki hafta kayyım atanan Halk TV çalışanlarının da katıldığı yürüyüşte tutuklu gazetecilerden; Selahattin Günday, İsmail Arı, Şaban Sevinç, Merdan Yanardağ, İrem Delice, Murat Ağırel, Fatih Ergün ve Tuğba Tekerek'in isimleri sık sık tekrar edildi. "Gazeteciler tutsak, foncular özgür", "Sansüre, kıyıma, kayyuma hayır", "Yaşasın basın dayanışması", "Baskılar bizi yıldıramaz", "Korkmuyoruz, susmuyoruz, itaat etmiyoruz", "Foncular dışarda, gazeteciler içerde", "Özgür basın susturulamaz" ve "Susma, sustukça sıra sana gelecek" sloganları atıldı. fazla oku Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field) "Artık yeter! Nefes alamıyoruz!" Meslek örgütleri tarafından hazırlanan "Artık Yeter! Nefes Alamayoruz" başlıklı ortak açıklamayı ise TGS Başkanı Gökhan Durmuş okudu. "Türkiye’de Gazetecilik, İktidarların, Siyasilerin Ya Da Sermayenin Değil Halkın Yanında Olmaktır!" diye başlayan açıklamada şu görüşlere yer paylaşıldı: Bizler, halkın resmi açıklama alma hakkını savunan, gerçeğin peşinde koşan gazetecileri temsil eden basın meslek örgütleri olarak ilan ediyoruz: Artık yeter! Nefes alamıyoruz! Gazeteciliğin suç, haberin tehdit, gerçeğin sakıncalı sayıldığı; yalnızca gazetecilerin değil, itiraz eden herkesin sansürle, baskıyla ve cezalandırmayla karşı karşıya bırakıldığı bu düzene sessiz kalmayacağız. Televizyon kanallarına kayyum atanan, resmi açıklama siteleri erişime engellenen, habercileri tutuklanan, sosyal medya hesapları kapatılan, gazetecilerin adeta bir köle düzeninde çalıştırılıp sosyal haklarının tırpanlandığı bir ülkede basın özgürlüğünden söz edilemez. Hemen her gün bir basın kuruluşunun veya habercinin hedef haline getirildiği, yaptığı veya yapmadığı resmi açıklama nedeniyle gazetecilerin tutuklandığı, sosyal medya hesaplarının kapatıldığı, gazetecinin açlıkla boğuştuğu bir ülkede demokrasiden de söz edilemez. Gazetecilik halktan yanadır. İşçinin hakkı gasp edilirken, emekçinin direnişi bastırılırken, kadınlar şiddete uğrarken, gençler geleceksizliğe mahkûm edilirken, yoksulluk büyürken ve kamu kaynakları sermayeye aktarılırken bunları görünür kılmak gazeteciliğin kamusal sorumluluğudur. Gazeteci, halkın bilmesi gerekeni açığa çıkarmakla yükümlüdür; iktidarın bilinmesini istemediğini gizlemekle değil. Gazetecilik siyasi iradenin, sermayenin sesi olamaz! İktidarın veya siyasi erkin çıkarlarını halkın çıkarları gibi sunan, patronların ekonomik gücünü gerçeğin önüne koyan, siyasi iktidara yakın olmayı mesleki güvencenin teminatı sayan anlayış gazetecilik değil, yönetimi elinde bulunduranlar ilişkilerinin yeniden üretimidir. Evrensel ilkeler yerine günün siyasal ilkelerine yaslananlar bilmelidir ki, o günün siyasal 'ilkeleri' elbet bir gün yok olacaktır. Bugün bedel ödeyen gazeteciler; iktidarın hoşuna gitmeyen sorular sordukları, kamu kaynaklarının nasıl harcandığını araştırdıkları, yolsuzluk iddialarını haberleştirdikleri, işçilerin direnişini, kadınların hak arayışını, LGBTİ+’ların mücadelesini, gençlerin itirazını ve ezilenlerin sesini duyurdukları için hedef alınıyor. "Gazeteciler halkın gerçekleri öğrenme hakkı için bedel ödüyor" Kimi gözaltına alınıyor, kimi tutuklanıyor, kimi ev hapsine mahkûm ediliyor; kimi işini, gelirini ve mesleğini sürdürme olanağını kaybediyor. Kimi de sansürün ve baskının yarattığı güvencesizlik nedeniyle kendi kendini susturmaya zorlanıyor. Onlar yalnızca bir resmi açıklama uğruna bedel ödemiyor. Halkın gerçekleri öğrenme hakkı, kamu gücünün denetlenmesi ve toplumun kendi geleceği hakkında özgürce karar verebilmesi için bedel ödüyorlar. Bu nedenle gazetecilere yönelen baskı, aynı zamanda toplumun gerçeğe ulaşma hakkına yönelmiş bir saldırıdır. Unutulmamalıdır ki; gazetecinin kalemi kırılırsa toplum da karanlığa mahkûm edilir. İstenen de budur. Gazeteci yazmasın, toplum gerçekleri öğrenmesin. Sansür, otosansür, kapatmalar, tutuklamalar sadece gazetecilerin sorunu değildir. Bu, toplumun en temel demokratik haklarının engellenmesi ve resmi açıklama alma haklarına vurulan bir darbedir. 'Gazetecilik suç değildir' diye haykıran onlarca meslektaşımızın bu mesajı iktidaradır ama yurttaşlarımızın da duyması gerekir. Susturulan sizin hakkınızdır. Engellenen sizin gerçeklere ulaşma hakkınızdır. Kapatılan sizin gerçekleri öğrenip politik iradenizi oluşturma hakkınızdır. "Sadece gazeteci değil işçi, çiftçi, esnaf, memur, kadın, genç... Susturuluyor" İşçinin, çiftçinin, esnafın, memurun, kadının, gencin özetle bu toplumun yani sizlerin gerçekleri öğrenmeniz, gelişmelerden haberdar olmanız istenmiyor. Sadece gazeteciler değil siz de susturuluyorsunuz! Son 2 yılda Flash Haber TV, Ekotürk TV, Habertürk grubu, TELE1 ve son olarak Halk TV’ye kayyum atanmış ve bu kanallardan gerçekleştirilen iktidara yönelik eleştirel yayınlar durdurulmuştur. JINNEWS, Mezopotamya Haber Ajansı, KAOS GL resmi açıklama sitesi erişime engellenmiş ve bu sürecin son halkası Türkiye’nin en çok takip edilen resmi açıklama sitelerinden biri olan T24 olmuştur. Bunun yanı sıra Kısa Dalga, SolHaber, Yeni Yaşam Gazetesi, Bianet gibi kritik resmi açıklama sitelerinin sosyal medya hesaplarına erişim engelleri getirilmiş, birçok haberlerine ayrıca erişim engeli kararları alınmıştır. Onlarca gazeteci ve MLSA ve İFÖD gibi derneklerin hesaplarına erişim engeli getirilmiştir. Ayrıca kamu reklamlarından muaf tutulan, yaşamakta zorlanan Gazete Duvar, TELE2 gibi mecralar ve yüzlerce yerel internet sitesi, gazete ve TV yayın hayatına son vermek zorunda bırakılmıştır. Tüm bunlar toplumun yaşam damarlarının tıkanmasına örneklerdir. Demokrasi, ifade ve basın özgürlüğü bütün toplumun ana damarlarıdır. Tüm yurttaşlarımızı gazetecilerle dayanışmaya, gazeteciliğe ve habere sahip çıkmaya davet ediyoruz. "Sessizliği bozun! Dayanışmayı büyütün! Sansüre karşı yan yana gelin!" Sessizliği bozun! Dayanışmayı büyütün! Sansüre karşı yan yana gelin! Bugün yalnızca iktidarın sansür politikalarını değil, bu baskılar karşısında susmayı, görmezden gelmeyi ve dayanışmadan kaçınmayı da sorgulamak zorundayız. Kürt gazeteciler susturulurken, muhalif gazeteciler tutuklanırken, bağımsız medya kuruluşları hedef alınırken, kamu yayıncılığı yönetimi elinde bulunduranlar yayıncılığına dönüştürülürken susanlar; meslektaşlarının uğradığı baskıyı görmezden gelenler, gazeteciliğin ortak geleceğine ekonomik yük vermektedir. Gazetecilik, yalnızca kendi başına gelene itiraz etmek değildir. Gazetecilik, kendisiyle aynı düşünmeyen gazetecinin de resmi açıklama yapma hakkını savunabilmektir. Otosansürü normalleştirip, sansüre uğrayanın kimliğine, diline, siyasi görüşüne veya çalıştığı kuruma bakarak dayanışmayı seçmek, mesleki dayanışmayı dar çıkarların sınırlarına hapsetmektir. "Özgür basın yoksa özgür toplum yoktur" Açıklama şu taleplerle sona erdi: Bir gazetecinin susturulmasına sessiz kalmak, sıranın bir gün kendisine geleceğini unutmak demektir. Basın meslek örgütleri ve gazeteciler olarak tek talebimiz özgürce mesleğimizi yapmaktır. Bu yolda yalnız kalmak istemiyoruz. Tüm meslektaşlarımızı bu mücadeleye dahil olmaya çağırıyoruz. Bir kez daha vurgulamak gerekir ki basın özgürlüğü sadece gazetecilerin değil toplumun tüm kesimlerinin sorunudur. Basın özgür değilse toplum habere ulaşamaz. Özgür basın yoksa özgür toplum yoktur! -Tutuklu meslektaşlarımızı serbest bırakın -Haberin üzerindeki yargı sopasını geri çekin -Medyada Kayyum uygulamalarına son verin -Hukuksuz erişim uygulamaları sonlandırın -Kamu reklam ve ilanlarının adil ve eşit dağıtın -Anayasamız ve güvence altına alınmış olan basın özgürlüğünü ortadan kaldıran saldırılardan vazgeçin   ANKA  sansürBasın meslek örgütü temsilcileri "Sansüre Hayır, Habere Özgürlük" pankartını taşıdıCumartesi, Ekim 24, 2026 - 15:15Main image: 

Fotoğraf: ANKA

Haberrelated nodes: Sermaye piyasası işlemleri soruşturmalarında gözaltına alınan 15 zanlı tutuklandıGrizu patlamasında ölen 3 madenci defnedildiFatih Erbakan Diyarbakır’da: Ana dillerimiz, her birimize, analarımızın ak sütü gibi helaldir ve haktırType: newsSEO Title: Gazeteciler sansür ve baskılara karşı yürüdü copyright Independentturkish: 
Bu haberi paylaş: Facebook Twitter WhatsApp
L
Bu Haberi Hazırlayan
Lumout Medya
Lumout Medya haber ekibi tarafından derlenen bu haber, editoryal standartlarımız çerçevesinde hazırlanmıştır.
24 Ekim 2026, 15:12 9 dk okuma 591 görüntülenme

Yorumlar 0

Yorum Yap

0 / 1000