Hatimoğulları: Bir adım ileri, beş adım geri mantığıyla bu süreç yürütülemez
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, DEM Parti Erzurum İl Başkanlığı Kongresi’nde açıklamalarda bulundu. Kongrelerin yalnızca yönetim belirlemek amacıyla yapılmadığını belirten Hatimoğulları, "Bizim açımızdan kongreler dönemin siyasal ve toplumsal ihtiyaçlarını karşılamak üzere aynı zamanda kendimizi yeniden yapılandırdığımız dönemlerdir. Edinilen bilgilere göre, özellikle bütün Türkiye
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, DEM Parti Erzurum İl Başkanlığı Kongresi’nde açıklamalarda bulundu. Kongrelerin yalnızca yönetim belirlemek amacıyla yapılmadığını belirten Hatimoğulları, "Bizim açımızdan kongreler dönemin siyasal ve toplumsal ihtiyaçlarını karşılamak üzere aynı zamanda kendimizi yeniden yapılandırdığımız dönemlerdir. Edinilen bilgilere göre, özellikle bütün Türkiye’deki siyasetin yeniden yapılandığı bir dönemde, barış ve demokratik toplum sürecini inşa ettiğimiz bir dönemde gerçekleştirdiğimiz her bir kongre aynı zamanda bir siyasi atılımdır" dedi. "Türkiye büyük bir açlık ve sefalet çekiyor" Türkiye’nin gündeminin "büyük bir karmaşanın" içinde olduğunu savunan Hatimoğulları, Erzurum’un tarım ve hayvancılık potansiyeline dikkati çekerek şöyle açıklamalarda bulundu: Bütün bu zenginliklere rağmen hükümetin, iktidarların uyguladığı siyasetin ürünü olarak aşırı bir yoksullukla karşı karşıyayız. Konuya ilişkin, türkiye büyük bir açlık ve sefalet çekiyor. İşsizlik, yoksulluk, geleceksizlik milyonları sarmış durumda. Karayazı, Karaçoban, Tekman, Hınıs... Gençler açlık ve yoksulluktan dolayı bundan böyle Avrupa’nın yolunu tutmuş durumdalar. Bütün bunlara bu ülkeyi yoksulluğa mahkûm edenler sebep olmuştur. Bu ülkenin kaynak varlıklarını doğru kullanmadıkları için, planlamadıkları için biz bunların sonucunu yaşamaktayız. "Varlık fonu üzerinden gerçekleşen yüzyılın hırsızlığı" Konuşmasında Varlık Fonu üzerinden yaşanan tartışmalara da değinen Hatimoğulları, şöyle sürdürdü: Bugün Türkiye’de hangi televizyon kanalını açarsanız veya sosyal medyada hangi sayfaya tıklarsanız karşınıza Varlık Fonu üzerinden gerçekleşen yüzyılın hırsızlığı karşınıza çıkar. Banker Kastelliler bu an itibarıyla Türkiye’de iş başında. Türkiye 80’lerde Banker Kastellilerin soygununu gördü. 90’larda iktisadi hortumlamalar, hayali ihracatları ve vurgunları gördü. Bu çapta bir vurgunu ama belki de ilk defa bu kadar büyüklükte bir vurgunla karşı karşıyayız. 90’larda bile Meclis’te pek çok araştırma komisyonları hayata geçirildi. Şimdi yönetimi elinde bulunduranlar haberi yokmuş gibi davranıyor. Sanki bu hırsızlık, bu dev hırsızlık kendi ülkesinde yaşanmıyor gibi davranıyor yönetimi elinde bulunduranlar ve soruları yanıtsız bırakıyorlar, tepkileri yanıtsız bırakıyorlar. Hatimoğulları, Tera ve Pusula Holding üzerinden kamuoyunun konuya ilişkin resmi açıklama sahibi olduğunu belirterek, "Bunun sorumlusu çok net. Denetlemeyen kurumlar, bunun sorumlusu bunun önünü açan siyasetçiler, bunun sorumlusu tam da iktidarın önünü açmış olduğu bu yolsuzluk furyasıdır" dedi. Yaklaşık 500 bin yurttaşın mağdur olduğunu anımsatan Hatimoğulları, "Borsadaki vurgun bas bas bağırarak ulaştı. Sermaye Piyasası Kurulu bunu biliyordu, ülke yönetimi biliyordu, yönetimi elinde bulunduranlar biliyordu; herkes biliyordu ama buna göz yumdu. Bu vakit kaybetmeksizin araştırılmalı, vakit kaybetmeksizin bu konuda gerekli soruşturmalar ucu nereye varırsa varsın... Eski bakana mı varıyor, başkasına mı varıyor mutlaka bu soruşturmalar etkin bir biçimde başlatılmalı ve yürütülmeli" diye açıklamalarda bulundu. "Türkiye bu an itibarıyla yoksulluğun dibini yaşayan ülkeler arasında" Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in "Türkiye’yi yüksek gelirli ülkeler grubuna kattık" sözlerini eleştiren Hatimoğulları, "Vallahi, Sayın Bakan külliyen, külliyen doğru değildir söyledikleriniz. Türkiye bu an itibarıyla yoksulluğun en dibini yaşayan ülkeler arasında. Tarımı bitirdiniz, hayvancılığı bitirdiniz. Angusları ithal ediyorsunuz, et ithal ediyorsunuz. Oysa Erzurumlu hayvan üreticilerini destekleseniz Türkiye’nin birçok kentine yetecek et üretimini yapamaz mı burası? Pekâlâ yapar" dedi. Hatimoğulları, üreticilerin desteklenmemesi nedeniyle ekonomik yük ettiğini belirterek, "Zengin meraları ve yüksek olanakları var ama desteklenmediği için, kârlılık oranını düşürdükleri ve zarara uğrattıkları için buradaki çiftçi, üretici bundan böyle işini gücünü bırakmak durumunda kalıyor. Niye? Çünkü ekonomik yük ediyor, bu kadar basit" ifadelerini kullandı. "Çerçeve yasal düzenleme Türkiye’ye kritik bir fırsat sundu" Konuşmasında "Barış ve Demokratik Toplum" sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Hatimoğulları, çerçeve yasanın uygulanmasına ilişkin beklentilerini dile getirdi. Hatimoğulları, şöyle açıklamalarda bulundu: Bakın bu çerçeve yasal düzenleme şu anda bütün Türkiye’ye çok kritik bir fırsat sundu. Ama hakkıyla uygulanması şartıyla bir fırsattır bu. Şayet bu çerçeve yasanın ortaya koyduğu, koyacağı ve pratik süreçlerde somut adımların atılması gerçekleşmezse biz bu süreci hep birlikte kaybetmiş oluruz. Dolayısıyla burada sorumlular, başta ülke yönetimi ve yönetimi elinde bulunduranlar olmak üzere sorumlular, taraflar görev ve sorumluluklarını yerine getirme bilinciyle davranmak durumundalar. Hatimoğulları, "107 yıl evvelden Erzurum Kongresi’nde hedef olarak işaret edilen eşitliğe dayalı kardeşlik sözleşmesinin hâlâ hayata geçmeyi beklediğini" belirterek, "Bizler Türkiye’deki yurttaşlar olarak, 86 milyon yurttaş olarak şunu beklemekteyiz: Bu ülkede yaşayan Kürtler, Aleviler, bütün farklı halklar ve inançlar kendi dilleriyle konuşabilmeli, kendi dilleriyle ana eğitimlerini yapabilmeli, kendi kültürlerini özgürce yaşayabilmeli, inançlarını kimse kimseye karışmadan yaşayabilmeli. İşte bunun adı eşit yurttaşlıktır" dedi. "Bir adım ileri atıp beş adım geri atılacak bir süreci toplum kaldırmaz" Sürecin "bir halkın geri plana itildiği bir anlayışla" yürütülemeyeceğini söyleyen Hatimoğulları, "Bir adım ileri atıp akabinde beklentiye sokarak toplumu, beş adım geriye atılacak bir süreci inanın ki Erzurumlu da kaldırmaz, Amedli de kaldırmaz, Ankaralı da İzmirli de İstanbullu da kaldırmaz. Dolayısıyla yüzümüzü bu süreci başarıya taşımak için dönmek ve ileriye adım atmak zorundayız" diye açıklamalarda bulundu. Hatimoğulları, ekim ayının silahların sustuğu bir dönemin başlangıcı olmasını istediklerini belirterek, "Ekim ayı silahların sonsuza dek sustuğu ay, gençlerin çatışmalar yaşamadığı bir dönemin miladı olsun istiyoruz" dedi. Hatimoğulları, bunun için "teyit tespit sürecinin" hızla tamamlanması, çerçeve yasanın Milli Güvenlik Kurulu kararına resmi olarak bağlanması ve bunun Resmî Gazete’de yayımlanması gerektiğini aktardı. "Barış süreci bize altın tepsiyle sunulmayacak" Barış ve demokratik toplum sürecinin bölge açısından önemine dikkati çeken Hatimoğulları, sürecin izlenerek beklenemeyeceğini dile getirdi ve "Bu sürecin başarısı izleyerek, görerek, 'acaba ne olacak' diye DEM Parti’de mücadele yürüten değerli yoldaşlarımızın, canlarımızın bekleyeceği bir durum yok. Bize barış süreci altın tepsiyle sunulmayacak, mücadele ede ede kazanacağız" dedi. Terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla yeni bir sürecin başladığını belirten Hatimoğulları, Kürt sorununun çözümünün siyasi ve hukuki bir zemine kavuşması gerektiğini savundu. DEM Parti’nin örgütlenmesinin önemine değinen Hatimoğulları, şöyle açıklamalarda bulundu: Bu perspektifi hayata geçirebilmenin en kritik yolu partimizi güçlendirmek. DEM Parti’yi her yerde örgütlemek; sokak sokak, mahalle mahalle meclisler, mahalle komisyonları şeklinde güçlü bir örgütlenme. Kadın örgütlenmesini daha güçlendirmek, gençlik örgütlenmesi, ekoloji mücadelesi ve bütün siyasal ve toplumsal alanlarda çok daha güçlü örgütlenmek... Sadece protesto eden, sadece talep eden değil, hakkını koparan, bölge, somut kazanımlarla süreci taçlandıran bir döneme geçmek durumundayız. "Muhalefete ve farklı seslere yönelik baskılara son verilmeli" Türkiye’de "derin bir demokrasi krizi" olduğunu savunan Hatimoğulları, iktidarın süreçte sürekli tek taraflı adım beklediğini dile getirdi. Hatimoğulları, Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’ın serbest bırakılması konusunda Milli Güvenlik Kurulu kararına ihtiyaç olmadığını belirterek, AİHM kararlarının hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Kayyum uygulamalarına da değinen Hatimoğulları, "Ahmet Türk, Devrim Demir ve yerlerine kayyum atanmış bütün belediye eş başkanlarımızın görevlerine geri dönmesi için Milli Güvenlik Kurulu kararına mı ihtiyaç var? Hayır. Kayyum yasası çekilecek. Hatta kayyum yasası fiilen çekilmeden uzatmalar yapılmayacak ve kayyumlar el çektirilecek gasbettikleri görev yerlerinden ve seçilmişler, atanmışların yerine geri gelecek" dedi. Hatimoğulları, gazeteci, yazar, siyaset insanı ve derneklerin sosyal medya hesaplarının kapatıldığını belirterek, "Eğer bu söylenenlerde ciddiyseniz, eğer bu söylenenlerde samimiyseniz gerçekten, muhalefete olan baskılara, farklı sese olan baskılara, düşünce, ifade ve örgütlenme üzerindeki baskılara son vermek zorundasınız, bitirmek zorundasınız" diye açıklamalarda bulundu. Independent Türkçe, ANKA
DEM PARTİTÜLAY HATİMOĞULLARI"Bize barış süreci altın tepsiyle sunulmayacak, mücadele ede ede kazanacağız"Pazar, Eylül 27, 2026 - 14:45Main image:
Fotoğraf: AA
HaberType: newsSEO Title: Hatimoğulları: Bir adım ileri, beş adım geri mantığıyla bu süreç yürütülemezcopyright Independentturkish:
Yorumlar 0
Yorum Yap