16.09.2026
SON DAKİKA
Önemli Açıklama: Süper Lig'de dört büyüklerin A takım oyuncu listeleri duyuruldu! Son Dakika: Gaziemir G.O.G. Spor, Bucaspor'u eledi! Gündem Yaratıyor: Çorum FK, Alanyaspor maçı hazırlıklarını sürdürdü! Son Dakika: Bruno Genesio: Beşiktaş turnuvanın en iyi takımlarından biri Trabzonspor, Galatasaray maçı hazırlıklarını sürdürdü! Dikkat Çeken Gelişme: Kahramanmaraş’ın tarihi mirası bir kez daha ayağa kalktı! Bakan Ersoy 5 camiyi ibadete, Kahramanmaraş kalesi’ni ziyarete açtı Önemli Açıklama: Takasbank'tan fon alım satım talimatlarına ilişkin açıklama Önemli Açıklama: SON DAKİKA | Kurtlar Vadisi Pusu dizisi hakkında FETÖ incelemesi başlatıldı Önemli Açıklama: Ailem Güvende soruşturması! 419 sosyal medya hesabı ve linke erişim engeli Önemli Açıklama: Türkiye'den Husilerin Mekke'ye yönelik İHA saldırısına tepki: Derhal sona ermeli Önemli Açıklama: Süper Lig'de dört büyüklerin A takım oyuncu listeleri duyuruldu! Son Dakika: Gaziemir G.O.G. Spor, Bucaspor'u eledi! Gündem Yaratıyor: Çorum FK, Alanyaspor maçı hazırlıklarını sürdürdü! Son Dakika: Bruno Genesio: Beşiktaş turnuvanın en iyi takımlarından biri Trabzonspor, Galatasaray maçı hazırlıklarını sürdürdü! Dikkat Çeken Gelişme: Kahramanmaraş’ın tarihi mirası bir kez daha ayağa kalktı! Bakan Ersoy 5 camiyi ibadete, Kahramanmaraş kalesi’ni ziyarete açtı Önemli Açıklama: Takasbank'tan fon alım satım talimatlarına ilişkin açıklama Önemli Açıklama: SON DAKİKA | Kurtlar Vadisi Pusu dizisi hakkında FETÖ incelemesi başlatıldı Önemli Açıklama: Ailem Güvende soruşturması! 419 sosyal medya hesabı ve linke erişim engeli Önemli Açıklama: Türkiye'den Husilerin Mekke'ye yönelik İHA saldırısına tepki: Derhal sona ermeli
48,6458 55,8220 65,1482 6.671,50
Gündem Yaratıyor: Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek: Seçim sürecinde de dezenflasyondan vazgeçmeyeceğiz
EKONOMİ SON DAKİKA MANŞET

Gündem Yaratıyor: Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek: Seçim sürecinde de dezenflasyondan vazgeçmeyeceğiz

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, BloombergHT ve HaberTürk ortak yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Orta Vadeli Program'ın (OVP) kamu açısından bir politika taahhüdü içerdiğini, özel sektör açısından ise daha çok bir yol haritası ve rehber niteliğinde olduğunu vurgulayan Şimşek, "Temel hedefimiz dezenflasyondur. Dezenflasyon var. Konuya ilişkin, arzuladığımız hız

L
Lumout Medya 16 Eylül 2026, 13:52
12 15 dk

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, BloombergHT ve HaberTürk ortak yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Orta Vadeli Program'ın (OVP) kamu açısından bir politika taahhüdü içerdiğini, özel sektör açısından ise daha çok bir yol haritası ve rehber niteliğinde olduğunu vurgulayan Şimşek, "Temel hedefimiz dezenflasyondur. Dezenflasyon var. Konuya ilişkin, arzuladığımız hızda mı, değil. Bir sürü iç ve dış faktör var. Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre, özellikle bu aralar dış faktörler ön planda." dedi.

İlgili kaynakların aktardığına göre, dünyada bir enerji şoku yaşandığını, ayrıca bütün emtia fiyatlarında da ciddi tırmanış olduğunu dile getiren Şimşek, bunun Türkiye'de de dünyada da enflasyonu olumsuz etkilediğini dile getirdi.

Bu bağlamda, "OVP açısından en bağlayıcı hedef bütçedir. Neden? Çünkü o, kritik ölçüde kamunun kontrolündedir. Gelirler değil ama giderler kamunun kontrolündedir. 2023'te biz mali plan açığı olarak yüzde 6,4'lük bir hedef koymuşuz, daha iyi bir performans göstermişiz, yüzde 5,1. 2024'te yüzde 6,4'lük bir hedef koymuşuz yüzde 4,7 ve çok daha iyi bir performans göstermişiz. 2025'te hedeften çok daha iyi bir performans sergilemişiz. Geçen sene mali plan açığını yüzde 2,9'a düşürmüşüz. Bize benzer ülkelerin ortalaması yüzde 5,9. Yani biz, bize benzer ülkelerin yarısı kadar bile açık vermemişiz. 2026'da eşel mobil sistemini uyguluyoruz. Şimdiye kadar gelirden ciddi feragat ettik. Türkiye ekonomisi dış şokların etkisiyle biraz daha yavaş gidiyor. Buna rağmen 2026 için yüzde 3,5'lik mali plan açığı hedefimiz vardı. Biz yüzde 3,5 değil, yüzde 3,1'lik performans göstereceğimizi söylüyoruz."

İlgili kaynakların aktardığına göre, geçen seneki OVP'de 2026 yılı için yüzde 3,8'lik büyüme öngörüldüğünü, yurt dışındaki bu kadar şoka rağmen büyümenin bu sene yüzde 3,3 civarı olmasını beklediklerini aktaran Şimşek, "Yaşanan şoka oranla buradaki sapma çok ciddi boyutlarda değil. Burada tutmayan net bir hedef var, o da enflasyon hedefi. Kısmen savaşın etkisi var ama Türkiye'de belli ki enflasyonda bizim öngördüğümüzden veya modelin öngördüğünden daha fazla atalet ve katılık var. Bu bir mesele tabii. O zaman daha çok zamana ihtiyaç var. Nitekim hedefler de bu çerçevede revize edildi." değerlendirmesinde bulundu.

OVP sayesinde birçok hedefin başarıldığına işaret eden Şimşek, kur korumalı mevduatın sona erdiğini, rezervleri endişe kaynağı olmaktan çıkardıklarını, mali disiplini tesis etme hedeflerini gerçekleştirdiklerini, büyümenin de dünyaya oranla makul olduğunu aktardı.

Şimşek, "OVP hedeflerinin tutmadığı" yönündeki eleştirilere şu yanıtı sundu:

“OVP hedeflerinin tutmadığı yaklaşımı doğru değil, hedefler büyük oranda tutuyor. Hedeflerin bir kısmı niteliksel, bir kısmı sayısal hedeflerdir. Zaten bütün dünyada tam olarak mükemmel bir şekilde tutturulması söz konusu değil. Önemli olan yöndür ve yönde de bir değişiklik yoktur.”

Bu bağlamda, dezenflasyonun 2024'ün ikinci çeyreğinden itibaren başladığını anımsatan Şimşek, "Bu sene savaş etkisi arındırılırsa çok büyük ihtimalle enflasyon yüzde 20-22 arası bir noktada olurdu. Geçen sene yüzde 31 civarıydı, bir önceki sene 44, daha önceki sene yüzde 65. Dolayısıyla, enflasyon tırmanış oranında ciddi yavaşlama var. Bu da aslında programın sonuç verdiğini ortaya koyuyor. Sadece belki başlangıçta öngördüğümüz zaman çerçevesi bir miktar daha uzayacak." dedi.

Ölçüm metodolojisinin EUROSTAT'ta neyse Türkiye'de de öyle olduğunu belirten Şimşek, Türkiye İstatistik Kurumunun uluslararası normlarda veri ürettiğini dile getirdi.

Şimşek, dezenflasyon sürecine ilişkin şu mesajları sundu:

"Hayat pahalılığıyla mücadele bizim en büyük önceliğimiz. Biz seçim sürecinde de dezenflasyondan vazgeçmeyeceğiz. Çünkü dezenflasyon kazanç dağılımını iyileştiriyor. Dezenflasyon demek hayat pahalılığıyla mücadele demek. Zaten vatandaşımız bunu istiyor. Dolayısıyla sürdürülebilir yüksek büyüme için dezenflasyona ihtiyacımız var. Seçim sonuçlarını etkileyecek en kritik faktör dezenflasyonun devam etmesidir. Vatandaşın çok daha güçlü şekilde hissettiği çerçevede enflasyonun yavaşlamasıdır. Onun için bu programın ana hedefi fiyat istikrarıdır. Bu konuda maliye politikası ve diğer alanlarda en güçlü desteği verdik, vermeye devam edeceğiz. Ücretli kesimin en az enflasyon oranında alım gücünün korunması kadar değerli ve kritik bir şey yok. Bu bizim temel hedefimizdir. Biz her zaman memura, emekliye, ücretlimize, kamu çalışanlarına en az enflasyon artışı kadar tırmanış verdik, vermeye de devam edeceğiz. Bütün kamu çalışanlarının ve emeklilerimizin maaşları her zaman en az enflasyon kadar artacak."

Türkiye'de normalde olması gerekenin "dalgalı kur rejimi" olduğunu vurgulayan Şimşek, bunun şokları absorbe etmeye, şoklara karşı doğru tepki vermeye zemin hazırladığını aktarımda bulundu.

Şimşek, kur rejiminin günübirlik işlemesinin Merkez Bankasının uhdesinde olduğunu belirterek, şu değerlendirmede bulundu:

"Tek yönlü bir piyasa varsa o zaman 'yönetilen kur rejimi' ve karşı karşıyasınız. Uzun bir süredir çalkantılı dönemler hariç, genelde Türk lirasına rağbet var. Bırakırsanız piyasaya, Türk lirası o dönemlerde aşırı değerlenir. Yok eğer piyasada olursanız, onu da yönetmeniz gerekir. Şimdi şartlar bunu gerektiriyor. Aslında ideal olarak, enflasyonun tek hanelere doğru evrildiği bir ortamda, ihracatçıların zorunlu döviz satışı yükümlülüğü kaldırılarak daha esnek bir kur rejimine geçilebilir. Fakat henüz piyasada bu şartlar oluşmuş değil. Zamanı gelince bakarız. Ama kur tartışmaları bu ülkede her zaman olmuştur, yeni bir şey değildir. Kurla ilgili tartışmalar da baz yılınıza bağlı. 2010 yılını baz alın, 2010 eşittir 100 deyin. Hiçbir ölçümde şu anda reel kur 100'de değil, 100'ün altında. 2000 yılını baz alın, hangi veriyi ve seriyi kullanırsanız kullanın, reel kur 100'ün altında. Ama 2020'yi baz alırsanız reel kur 100'ün üstünde."

Şimşek, rekabet gücünü belirleyen faktörün sadece kur olmadığına dikkati çekerek, girdi maliyetlerinin kritik olduğunu aktardı.

Orta Doğu kenara bırakılırsa rakiplere oranla sanayiye en ucuz doğal gazı ve elektriği Türkiye'nin verdiğini belirten Şimşek, diğer kritik faktörün de "dış talep" olduğunu aktardı.

"Bu tartışmaları dış talepten bağımsız okursak yanlış okuruz." ifadesini kullanan Şimşek, şunları kaydetti:

“Orta Doğu bizim kritik bir pazarımız. Bu sene Orta Doğu ve Kuzey Afrika ekonomileri küçülüyor. Avrupa Birliği'nde, Avro Bölgesi'nde büyüme çok uzun süredir yüzde 1-1,5 arası. Bu sene dünya yüzde 3 civarı büyüyecekken bizim ticaret ortaklarımız yüzde 1,5-1,6 büyüyecek. Bunun etkisini ortaya koymak yorumcular açısından zordur ama bu da etkilidir. Mesela ikinci Çin şoku kritik bir gelişmedir. 2000'li yılların başında Çin, Dünya Ticaret Örgütüne girdiğinde daha çok düşük katma değerli, orta-düşük veya düşük teknoloji ürünlerinde ciddi bir kırılma yaşandı. Şimdi gelinen noktada geçen seneki ticaret savaşı ve birlikte dünyada ikinci şoktan bahsediliyor. Çünkü ABD'nin yükselttiği gümrük vergilerine karşı Çin üretimi azaltmadı, kapasiteyi düşürmedi. Tam aksine Afrika'ya ihracatını dolar bazında yüzde 27 yükseltti. Asya zaten kendi pazarı. Avrupa Birliği'ne yüzde 13-14 tırmanış var. Bunlar bizim de pazarlarımız, biz de oralara mal satıyoruz. Dolayısıyla Çin etkisi burada yine dikkate alınmıyor.”

Reformlar üzerinden verimliliğin, rekabet gücünün nasıl artırılacağı, enerji maliyetleri ve ham maddeye erişim gibi konuları kritik gördüklerini anlatan Şimşek, bütüncül bir yaklaşım içerisinde olacaklarını dile getirdi.

Şimşek, bu gün itibarıyla en büyük darboğazın birçok ülkede petrol ürünleri, doğal gaz ve türevlerinde olduğuna işaret ederek,"Şu anda mesela Umman çıkışlı petrol, diyelim ki 108 dolar. Bu sabah itibarıyla Şanghay'da petrol fiyatı muhtemelen 138 dolardır, Umman'da muhtemelen 150 dolardır. Mazotun fiyatlaması, muhtemelen bu gün itibarıyla çok büyük ihtimalle 150 doların altında değildir varil başına. Mesela motorinde uzun vadeli marjlar 20 dolarsa, bu gün itibarıyla 80 doların üzerine çıkmış durumda. Bunları niye konuşuyoruz? Çünkü, Türkiye şu anda enerji arz güvenliğinde bir mesele yaşamıyor. Ham madde temininde bir mesele yok, hatta muhtemelen fiyatları da bu bahsettiğimiz fiyatlara göre çok daha makul. Doğal gaz ve elektrikte bir mesele yaşamıyor ve çok rekabetçi." ifadelerini kullandı.

Dünya ticaretinin, içinde bulunduğumuz yıl yüzde 3-3,5 büyümesinin öngörüldüğünü ve Türkiye'nin ihracatının da yüzde 4 arttığını aktaran Şimşek, reel sektörün rekabet gücünü önemsediklerini, rekabetçi kalmaları için Orta Vadeli Program'da özel bir bölge açtıklarını, sanayiyi ve reel sektörü çok güçlü şekilde destekleyeceklerini vurguladı.

Şimşek, tarıma güçlü destekler verdiklerini vurgulayarak, temmuz itibarıyla son bir yılda yaklaşık 1 milyon çiftçiye yaklaşık 800 milyar lira kredi verildiğini duyurdu.

"Kredinin faizi yüksek" eleştirilerine değinen Şimşek, "Hayır, değil. Ziraat Bankası yüzde 40,5'ten bize veriyor diyelim ki, biz onu çiftçiye ortalama yüzde 12'den veriyoruz." diye açıklamalarda bulundu.

Şimşek, ihracata gelindiğinde ise bunun yüzde 95'ten fazlasının sanayi ürünü olduğuna dikkati çekerek, sanayiciye de ihracat üzerinden çok güçlü destek verdiklerini dile getirdi. İhracatçılara 2023'te verilen reeskont kredilerinin, günlük 300 milyon lira olduğunu anımsatan Şimşek, "Bunu 17 kat artırdık ve günlük 5 milyara çıkarttık. Son 1 yılda verilen kredi hacmi, 1,4 trilyon. Yüzde 24'ten ihracatçıya finansman sağlıyoruz. Eximbank'ın sermayesini de 7 kat artırdık. Eximbank'ın bu sene vereceği toplam kredi, 60 milyar dolar. İhracatın toplam krediler içindeki payı, program öncesinde uzun vadeli ortalaması yüzde 6 civarındayken, bu gün itibarıyla yüzde 12'ye ulaştı. İhracatçının toplam krediler içerisinde aldığı kredi neredeyse iki kata çıkmış. Biz faizi enflasyonun oldukça altında bir seviyede belirleyip ihracatçımızı, dolayısıyla sanayiyi ve reel sektörü destekliyoruz. Asya'nın, Çin'in rekabet üzerinden yarattığı bir tahribat var, bunu görmemiz lazım. Dolayısıyla dönüp dolaşıp bu konuları sadece programla ilişkilendirmek çok adil değil." değerlendirmesinde bulundu.

Esnaf, yatırımcı ve çiftçiye kritik destekler verdiklerini anlatan Şimşek, turizm dahil çeşitli sektörlerde çalışan başına, işletmelere her ay yaklaşık 5 bin lira istihdam desteği sağladıklarını hatırlattı.

Şimşek, yeni dönemde atılacak adımlara işaret ederek, "İmalat sanayisine, işletme sermayesi desteği vereceğiz. İşletme sermayesinde 250 milyar liralık bir paket açıkladık, 6 ay ödemesiz, 36 ay vadeli. TLREF+ 2 puandan 12 puan düşeceğiz. Yani yüzde 27'den imalat sanayisine işletme kredisi vereceğiz ve bu programı devam ettireceğiz. Bu sene 250 milyar lirayla başladık, gelecek sene bu programı büyütebiliriz. Bizim amacımız, sanayinin üretim kapasitesini güçlendirmek. Hiçbir dönemde bu kadar devletin aktif rol aldığı, devletin bu kadar mali plan imkanlarını seferber ettiği bir dönem bulamazsınız." ifadelerini kullandı.

Seçici ve hedefli kredi programlarıyla, reel sektörün kaygılarını gidermeye çalıştıklarının altını çizen Şimşek, bütçede son 3 yıldır hedefleri sürekli tuturduklarını dile getirdi.

Şimşek, vergide bir tırmanış olup olmayacağı konusuna ilişkin "Bizim bu an itibarıyla itibarıyla gündemimizde kurumlar vergisinde bir değişiklik yok. Gündemimizde kazanç vergisinde bir değişiklik yok. Cari açığı yönetme dışında, dolaylı vergilerde de şu anda bir gündem yok." bilgisini paylaştı.

Akaryakıtta uygulanan eşel mobil sisteminin devam edip etmeyeceği konusunu da değerlendiren Şimşek, şöyle sürdürdü:

"Gelecek seneki mali plan planlamamızda, eşel mobilin devamı yok. Yıl sonuna kadar kısmi olarak mazotta sürmektedir, çünkü mazot rekabet gücünde kritik bir faktördür. Son birkaç yıldır kayıt dışılıkla mücadelede büyük başarı elde ettik. Programın önceliklerinden biri buydu. Gelir vergisi beyanname veren mükellef sayısı, 3,8 milyondan 5,5 milyona tırmandı. Her 100 büyük firmadan, şu anda 31'i denetleniyor ama orta büyüklüktekilerin denetim oranı yüzde 7 civarı. Özetle 2027'de kazanç artışı var, bunun kritik bir kısmı Gayri Safi Yurt İçi Hasılanın nominal büyümesi ve ilişkilidir, geriye kalanı da kritik ölçüde eşel mobilin devam etmeyeceği varsayımı ve tabii ki kayıt dışı mücadelenin getirisi üzerine kurgulanmış bir mali plan."

Şimşek, ekonomi programının uzun ve orta vadeli ana hedefinin "sürdürülebilir yüksek büyüme" olduğunu vurgulayarak, son dönemde büyümede yaşanan yavaşlamanın hem iç dengelenme adımlarından, hem de küresel konjonktürden kaynaklandığını aktardı. Türkiye ekonomisinin küresel büyüme ortalamasının üzerinde performans sergilediğine işaret eden Şimşek, "Türkiye ekonomisi G20 içerisinde de büyümede ilk sıralardaki yerini koruyor." dedi.

Büyüme ve dezenflasyon arasında kısa vadeli bir etkileşim olsa da orta ve uzun vadede bir çatışma bulunmadığının altını çizen Şimşek, Türkiye'nin son 30 yıllık dönemine bakıldığında, düşük enflasyon dönemlerinde büyümenin daha yüksek gerçekleştiğini hatırlattı.

Şimşek, programın başladığı 2023 yılında 12 aylık cari açığın yaklaşık 55 milyar dolar, dış ticaret açığının ise 120 milyar dolar seviyesinde olduğunu anımsatarak, makroekonomik dengesizliklerin giderilmesi için iç talepteki dengelenmenin kaçınılmaz olduğunu dile getirdi. Büyümenin kompozisyonunda yatırımların, özellikle de makine ve teçhizat yatırımlarının payının arttığına dikkati çeken Şimşek, "Büyümeyi aşağı çeken temel faktör, net ihracattır. İç talepteki zayıflama emareleri dezenflasyon ve cari denge için olumlu olmakla birlikte, biz bu süreçte üretimi, yatırımları ve imalat sanayisinin işletme sermayesi ihtiyacını daha güçlü şekilde desteklemenin gayreti içindeyiz." şeklinde açıklamalarda bulundu.

ABD'nin, bir Türk kaynak aktarımı bankasına yönelik yaptırım kararına ilişkin soruyu da yanıtlayan Şimşek, ABD ve en üst düzeyde güçlü diyalog ve işbirliğinin sürdüğünü, bu karardan Türkiye geneline yönelik bir risk algısı çıkarılmasının yanlış olacağını vurguladı.

Şimşek, Türkiye'nin bankacılık altyapısının 2000'li yılların başından bu yana gerçekleştirilen yapısal reformlar sayesinde, şoklara karşı son derece dayanıklı olduğunu belirterek, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bankacılık sektörümüzün Basel III kapsamındaki sermaye yeterlilik oranı, yüzde 16,6 seviyesindedir. Bu, uluslararası standartların gerektirdiğinin iki katı bir orandır. Sorunlu kredi oranları ticari kredilerde yüzde 2, toplam portföyde ise yüzde 3 civarında olup, uluslararası piyasalara göre oldukça makuldür. Varlık kalitemiz ve denetim çerçevemiz güçlüdür. Dünyadan kaynak çeken bir ülke yönetimi olarak uluslararası norm ve kurallara uymaya kararlılıkla devam edeceğiz.”

Bu haberi paylaş: Facebook Twitter WhatsApp
L
Bu Haberi Hazırlayan
Lumout Medya
Lumout Medya haber ekibi tarafından derlenen bu haber, editoryal standartlarımız çerçevesinde hazırlanmıştır.
16 Eylül 2026, 13:52 15 dk okuma 12 görüntülenme

Yorumlar 0

Yorum Yap

0 / 1000