05.10.2026
SON DAKİKA
Son Dakika: "Stratejik bir enerji yolu" Bakan Bayraktar duyurdu: Kalkınma Yolu 80 milyar dolarlık ekonomik değer yaratabilir • Önemli Açıklama: Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'dan enflasyonla mücadelede kararlılık mesajı: Tek haneye indirmeyi hedefliyoruz • Önemli Açıklama: AB'den sınır güvenliğine 130 milyon avroluk ek finansman • Son Dakika: Türksat 7A uydusu için geri sayım: Bakan Uraloğlu'ndan açıklama • Hazine, 2 ihaleyle 100,8 milyar lira borçlandı • Son Dakika | Başkan Erdoğan: Uzay küresel bir alana dönüşmüştür... • Kod adı 'Jüpiter1881'! Hüseyin Gün'den mahkemede Wickr itirafı: Yazışmaları kabul etti • Fon soruşturmasında dev virman tablosu! Toplam transfer miktarı 3 milyar TL’yi aştı • 23 yıllık emek el yazısıyla bir kez daha hayat buldu: Tefsîri’l-Kur’ân, Bakan Ersoy tarafından Başkan Erdoğan’a takdim edildi • Dikkat Çeken Gelişme: 57 ay sonra ilk! Bakan Şimşek'ten enflasyon açıklaması: Eşel mobilden kademeli olarak çıkıyoruz • Son Dakika: "Stratejik bir enerji yolu" Bakan Bayraktar duyurdu: Kalkınma Yolu 80 milyar dolarlık ekonomik değer yaratabilir • Önemli Açıklama: Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'dan enflasyonla mücadelede kararlılık mesajı: Tek haneye indirmeyi hedefliyoruz • Önemli Açıklama: AB'den sınır güvenliğine 130 milyon avroluk ek finansman • Son Dakika: Türksat 7A uydusu için geri sayım: Bakan Uraloğlu'ndan açıklama • Hazine, 2 ihaleyle 100,8 milyar lira borçlandı • Son Dakika | Başkan Erdoğan: Uzay küresel bir alana dönüşmüştür... • Kod adı 'Jüpiter1881'! Hüseyin Gün'den mahkemede Wickr itirafı: Yazışmaları kabul etti • Fon soruşturmasında dev virman tablosu! Toplam transfer miktarı 3 milyar TL’yi aştı • 23 yıllık emek el yazısıyla bir kez daha hayat buldu: Tefsîri’l-Kur’ân, Bakan Ersoy tarafından Başkan Erdoğan’a takdim edildi • Dikkat Çeken Gelişme: 57 ay sonra ilk! Bakan Şimşek'ten enflasyon açıklaması: Eşel mobilden kademeli olarak çıkıyoruz •
49,1530 55,1473 64,9923 6.536,66
İki kapsamlı savaş ortasında Avrupa'nın sınavı
GÜNCEL SON DAKİKA MANŞET

İki kapsamlı savaş ortasında Avrupa'nın sınavı

Avrupa bu gün itibarıyla iki savaşın arasında bulunuyor. Doğuda Rusya ve Ukrayna arasındaki savaş sürerken, güneydoğuda İran savaşı Avrupa'nın güvenlik, enerji ve savunma dengelerini doğrudan etkiliyor. Bu bağlamda, avrupa ülkeleri bu savaşların tarafı olmadıklarını vurguluyor. Buna rağmen savaşların askerî ve ekonomik sonuçları Avrupa'nın içine kadar ulaşıyor. İlgili kaynaklardan edinilen bilgile

L
Lumout Medya 30 Eylül 2026, 10:43
436 8 dk
Avrupa bu gün itibarıyla iki savaşın arasında bulunuyor. Doğuda Rusya ve Ukrayna arasındaki savaş sürerken, güneydoğuda İran savaşı Avrupa'nın güvenlik, enerji ve savunma dengelerini doğrudan etkiliyor. Bu bağlamda, avrupa ülkeleri bu savaşların tarafı olmadıklarını vurguluyor. Buna rağmen savaşların askerî ve ekonomik sonuçları Avrupa'nın içine kadar ulaşıyor. İlgili kaynaklardan edinilen bilgilere göre, bu durum Avrupa için yeni değil. 1956 Süveyş Krizi de sınırların dışındaki bir çatışmanın Avrupa'nın stratejik kapasitesini ve siyasi hareket alanını nasıl belirleyebileceğini göstermişti. Süveyş'e giden yol 1956'da İngiltere ve Fransa'nın Orta Doğu'daki konumu, İkinci Dünya Savaşı'nın ardından ciddi biçimde zayıflamıştı. Buna rağmen iki ülkenin Süveyş Kanalı üzerindeki ekonomik ve stratejik çıkarları sürüyordu. Mısır Cumhurbaşkanı Cemal Abdülnasır 26 Temmuz 1956'da Süveyş Kanalı Şirketi'ni millileştirdi. Londra ve Paris bunu kabul etmedi. Kanalın kontrolünü yeniden ele geçirmek ve Abdülnasır'ın bölgedeki etkisini sınırlamak için askerî seçenek gündeme ulaştı. fazla oku Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field) Mısır'ın askerî gücünden ve Abdülnasır'ın Arap dünyasındaki etkisinden rahatsız olan İsrail de bu hesaba dahil oldu. Ekim 1956'da üç ülke yönetimi arasında gerçekleştirilen gizli anlaşmaya göre İsrail Mısır'a saldıracak, İngiltere ve Fransa ise tarafları ayırma gerekçesiyle müdahale edecekti. İsrail 29 Ekim'de Sina'ya girdi. İngiltere ve Fransa 31 Ekim'de Mısır'a karşı hava saldırılarını başlattı. İlk bakışta plan işliyordu. Operasyonu durduran iki baskı aynı günlerde birleşti. Sovyet Başbakanı Bulganin 5 Kasım'da Londra ve Paris'i roket saldırısıyla tehdit etti. Bu tehdit büyük ölçüde blöftü, ama bir gün evvelden Macaristan'ı ezen bir gücün sözü olduğu için ciddiye alındı. Asıl belirleyici olan ise Vaşington'un tavrıydı. Başkan Eisenhower, müttefiklerinin kendisine danışmadan savaşa girmesine karşı çıkıyordu. “Bana sormadan savaşa girdiyseniz, Sovyetler karşısında sizi korumam” demeye getiriyordu. (1964’te de benzer bir cümleyi bize karşı da kurmuşlardı.)  Harekât başlayınca sterlin satış baskısına girdi ve İngiltere'nin döviz rezervleri hızla eridi. Londra'nın tek çıkış yolu IMF kredisiydi. Eisenhower yönetimi bu krediyi de kanal kapanınca ihtiyaç duyulan ABD petrolünü de çekilme şartına bağladı. İngiltere 6 Kasım'da ateşkesi kabul etti, Fransa da onu izlemek zorunda kaldı. Süveyş böylece kritik bir stratejik gerçeği ortaya çıkardı. İngiltere ve Fransa'nın askerî kapasitesi, ABD'nin siyasi ve ekonomik desteği olmadan bağımsız bir harekât yürütmeye yetmiyordu. İki başkent, iki ders Krizin ardından Londra ve Paris aynı yenilgiden farklı sonuçlar çıkardı. İngiltere güvenliğini ABD ve kurduğu özel ilişki üzerine inşa etti. Fransa ise Avrupa'nın ekonomik ve siyasi bütünleşmesinin kendi stratejik ağırlığını artıracağı sonucuna vardı. Avrupa bütünleşmesi tartışmasız biçimde Süveyş ve başlamadı. 25 Mart 1957'de imzalanan Roma Antlaşmaları'nda ekonomik, siyasi ve güvenlik kaygılarının hepsi rol oynadı. Ancak Süveyş, Avrupa'nın kendi kapasitesini oluşturması gerektiği düşüncesini güçlendirdi. Charles de Gaulle döneminde Fransa bu düşünceyi ABD'den bağımsız bir stratejik hareket alanı arayışına ve nükleer caydırıcılığa dönüştürdü. İngiltere ise 1961'de Avrupa Ekonomik Topluluğu'na katılmak için başvurdu, bununla birlikte de Gaulle Ocak 1963'te bu başvuruyu engelledi. O günden bu yana bu iki yaklaşım Avrupa tartışmalarının merkezinde duruyor. Rol değişti, soru değişmedi 2026'da tablo tersine dönmüş görünüyor. 1956'da savaşı Avrupa başlatmış, ABD durdurmuştu. Bugün savaşı ABD yürütüyor ve Avrupa bu savaşın platformu haline ulaştı. Rol değişti, ama iki durumda da kararı Avrupa vermiyor. İran savaşı başladığında Avrupa ülkeleri savaşın tarafı olmadıklarını duyurdu. AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas'ın mart ayındaki değerlendirmesi bu yaklaşımı özetliyordu: Bu Avrupa'nın savaşı değil, bununla birlikte Avrupa'nın çıkarları doğrudan tehlikede. Ancak bu resmi açıklama ve sahadaki gelişmeler arasında kısa sürede bir fark oluştu. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, temmuzdaki Ankara zirvesinin ardından ABD'nin İran operasyonları kapsamında Avrupa'daki üslerden yaklaşık 5 bin sorti yapıldığını duyurdu. Bu faaliyetlerin NATO operasyonu olmadığını, ikili düzenlemelerle yürütüldüğünü de ekledi. Hukuki açıdan bu ayrım kritik. Stratejik açıdan ise durum farklı. Avrupa ülkeleri savaşa katılmasalar bile üslerinin, hava sahalarının ve lojistik altyapılarının kullanılması onları savaşın sonuçlarından uzak tutmuyor. Tahran da ABD operasyonlarına altyapı sağlayan ülkeleri savaşın dışında saymayabileceğini açıkça söylüyor. İran ABD'yi askerî olarak yenemeyeceğini biliyor. Yapabileceği şey, Avrupa başkentlerini baskı altında tek tek seçim yapmaya zorlamak. İki savaş, aynı mühimmat Ukrayna savaşı Avrupa'nın savunma kapasitesi üzerindeki baskıyı zaten artırmıştı. Rusya'nın füze ve insansız hava aracı saldırıları karşısında Avrupa ülkeleri kendi stoklarından Ukrayna'ya hava savunma desteği sundu. İran savaşı aynı kaynaklar üzerinde yeni bir baskı oluşturdu. Patriot gibi sistemlerin önleyici füzeleri yüksek teknoloji ve uzun tedarik zincirleri gerektiriyor, üretimleri de yavaş ilerliyor. Rusya temmuz sonunda Kiev'e düzenlediği saldırıda 27 balistik füze attı ve bunlardan yalnızca biri önlenebildi. Bu, darboğazın somut sonucuydu. Avrupa ilk kez iki ayrı savaşın aynı savunma kaynakları üzerinde oluşturduğu baskıyla karşı karşıya. Her iki durumda da ihtiyaç aynı: daha fazla hava savunma sistemi, daha fazla önleyici füze ve daha yüksek üretim kapasitesi. Bu tablo temel bir açığı ortaya koyuyor. Avrupa'nın ekonomik büyüklüğü ve askerî üretim kapasitesi aynı seviyede değil. İran savaşı Avrupa'yı Hürmüz Boğazı üzerinden ikinci bir kanaldan da etkiliyor. Petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki tırmanış, sanayi üretiminden ulaşıma kadar ekonominin tamamına yansıyor. Avrupa Komisyonu 2026 büyüme tahminini aşağı çekti ve enerji fiyatlarının enflasyonu artıracağı uyarısında bulundu. Böylece savunma bütçesi, enerji güvenliği, sanayi üretimi ve enflasyon aynı denklemde birleşiyor. Ortak strateji nerede? Avrupa ülkeleri aynı güvenlik ortamının içinde bulunuyor. Buna rağmen verdikleri cevaplar farklılaşıyor. İngiltere üslerini "savunma amaçlı" ABD operasyonlarına açtı. İspanya ise hem üslerini hem hava sahasını bu savaşla bağlantılı her faaliyete kapattı. Londra'nın tercihi, Süveyş sonrasında seçtiği yolun devamı. Madrid'in tercihi ise Avrupa'nın hayır diyebileceğini gösteriyor. Fakat Rusya'ya karşı caydırıcılıkta ABD'ye muhtaç olan başkentlerin kaçının bu cevabı verebileceği belirsiz. Süveyş'te Avrupa'nın sorunu askerî gücünü kullanabilmekti. Bugün ise mesele, sahip olduğu ekonomik, sanayi ve teknoloji potansiyelini ortak bir stratejik güce dönüştürebilmek. Bu, ABD'den uzaklaşmak anlamına gelmek zorunda değil. Daha güçlü bir Avrupa, NATO içindeki yük paylaşımını da değiştirebilir. Ancak bunun için ortak savunma üretiminin, mühimmat stoklarının, hava savunmasının ve enerji güvenliğinin birlikte ele alınması gerekiyor. Süveyş'ten bugüne teknoloji, savaşın araçları ve tehditlerin niteliği değişti. Değişmeyen ise stratejik özerklik sorusu oldu. Sorun Avrupa'nın savaşa girip girmemesi değil. Sorun, savaşın Avrupa'yı etkilediği bir ortamda Avrupa'nın kendi kararlarını ne ölçüde kendisinin verebildiği. Çünkü stratejik özerklik, kritik süreç başladığında ilan edilen bir hedef değildir. Kriz başlamadan evvelden oluşturulan askerî kapasite, ekonomik dayanıklılık, enerji güvenliği ve siyasi iradenin toplamıdır. Avrupa'nın bugünkü sınavı da tam olarak budur. *Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer bölge görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. AvrupaDr. Osman Gazi KandemirDr. Osman Gazi Kandemir Independent Türkçe için yazdıDr. Osman Gazi KandemirÇarşamba, Eylül 30, 2026 - 10:45Main image: 

ABD uçak gemisi USS Gerald R. Ford, İran operasyonunu desteklemek üzere Süveyş Kanalı'ndan geçiyor, Mısır, 5 Mart 2026 / Fotoğraf: Reuters

TÜRKİYE'DEN SESLERrelated nodes: Hürmüz'de Avrupa'nın sınırı1930'larda İtalya tehdidi, Türkiye'yi Batı'ya yaklaştırdıAlmanya iç siyasetinde Türk kökenlilerType: newsSEO Title: İki büyük savaş ortasında Avrupa'nın sınavıcopyright Independentturkish: 
Bu haberi paylaş: Facebook Twitter WhatsApp
L
Bu Haberi Hazırlayan
Lumout Medya
Lumout Medya haber ekibi tarafından derlenen bu haber, editoryal standartlarımız çerçevesinde hazırlanmıştır.
30 Eylül 2026, 10:43 8 dk okuma 436 görüntülenme

Yorumlar 0

Yorum Yap

0 / 1000