16.10.2026
SON DAKİKA
Bakan Çiftçi ve Bakan Kurum selin vurduğu Ayazağa'da incelemelerde bulundu • Dündar Ziya Gültekin’e veda… Cenaze törenine Başkan Recep Tayyip Erdoğan da katıldı • Başkan Erdoğan TİM 13. İnovasyon Haftası Programı'nda açıklamalarda bulunuyor • Sel felaketinde 14 yaşındaki Mahmut hayatını kaybetmişti: ‘Can koruma rölesi devreye girseydi kurtulabilirdi’ • Son Dakika: Engelli genci dolandırınca başına gelmeyen kalmadı! Önce kaçırıldı ardından öldüresiye dövüldü: Bakın kaçıranlar kim çıktı! • İstanbul'da günlerdir sel çilesi sürüyor: Haliç'in rengi çamura döndü! • AK Parti Genel Sekreteri Eyyüp Kadir İnan’dan Özgür Özel’e sert tepki: Belediye başkanların senin hukuksuz taleplerinden bıktı! • Son Dakika: SON DAKİKA... CHP'de ihraç depremi! 48 ismin daha üstü çizildi: Aylin Nazlıaka, İlhan Cihaner, Gül Çiftçi ve Selin Sayek Böke listede... • İstanbul'un göbeğinde skandal görüntü: Sel felaketinin ardından ortaya çıktı! Binaların altından... • TCMB rakamlarla duyurdu: Eylül'de konut fiyatlarında reel düşüş! • Bakan Çiftçi ve Bakan Kurum selin vurduğu Ayazağa'da incelemelerde bulundu • Dündar Ziya Gültekin’e veda… Cenaze törenine Başkan Recep Tayyip Erdoğan da katıldı • Başkan Erdoğan TİM 13. İnovasyon Haftası Programı'nda açıklamalarda bulunuyor • Sel felaketinde 14 yaşındaki Mahmut hayatını kaybetmişti: ‘Can koruma rölesi devreye girseydi kurtulabilirdi’ • Son Dakika: Engelli genci dolandırınca başına gelmeyen kalmadı! Önce kaçırıldı ardından öldüresiye dövüldü: Bakın kaçıranlar kim çıktı! • İstanbul'da günlerdir sel çilesi sürüyor: Haliç'in rengi çamura döndü! • AK Parti Genel Sekreteri Eyyüp Kadir İnan’dan Özgür Özel’e sert tepki: Belediye başkanların senin hukuksuz taleplerinden bıktı! • Son Dakika: SON DAKİKA... CHP'de ihraç depremi! 48 ismin daha üstü çizildi: Aylin Nazlıaka, İlhan Cihaner, Gül Çiftçi ve Selin Sayek Böke listede... • İstanbul'un göbeğinde skandal görüntü: Sel felaketinin ardından ortaya çıktı! Binaların altından... • TCMB rakamlarla duyurdu: Eylül'de konut fiyatlarında reel düşüş! •
49,5163 55,6237 65,9849 6.624,19
İmamoğlu'nun İBB davasındaki savunması 3. gününde sürüyor: AK Parti döneminde alınan arazide 11,5 milyon dolar kamu zararı oluştu
GÜNCEL SON DAKİKA MANŞET

İmamoğlu'nun İBB davasındaki savunması 3. gününde sürüyor: AK Parti döneminde alınan arazide 11,5 milyon dolar kamu zararı oluştu

Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 53’ü tutuklu 436 sanıklı İBB Davası’nın 100. günü, İstanbul 33. Bilindiği üzere, ağır Ceza Mahkemesi’nce, Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi yerleşkesinde yapılıyor. Ekrem İmamoğlu, üçüncü günde de savunmasına sürmektedir. Gündeme gelen gelişmeye göre, duruşma başlamadan evvelden izleyeci kısmından bir müşteki yakını Adnan Yücel’in “Yeryüzü aşkın yüzü ol

L
Lumout Medya 16 Ekim 2026, 13:18
88 20 dk
Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 53’ü tutuklu 436 sanıklı İBB Davası’nın 100. günü, İstanbul 33. Bilindiği üzere, ağır Ceza Mahkemesi’nce, Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi yerleşkesinde yapılıyor. Ekrem İmamoğlu, üçüncü günde de savunmasına sürmektedir. Gündeme gelen gelişmeye göre, duruşma başlamadan evvelden izleyeci kısmından bir müşteki yakını Adnan Yücel’in “Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek” isimli şiirinin “Saraylar, saltanatlar çöker, kan susar bir gün, zulüm biter Menekşeler açar üstümüzde, leylaklar da güler Bugünlerden geriye, bir yarına gidenler kalır, bir de yarınlar için direnenler” bölümünü okudu. Şiirin ardından izleyiciler, “Halkın umudu İmamoğlu”, “Cumhurbaşkanı İmamoğlu” “Foncular içeri, başkanlar dışarı” ve “Özgür basın, özgür Türkiye” sloganını attı. Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, duruşmayı takip etmek için salona geldiği sırada da “Özgür Özel onurumuzdur” sloganıyla karşılandı. Ekrem İmamoğlu savunması için salona geldiğinde de “Cumhurbaşkanı İmamoğlu” sloganı atıldı. Müsavat Dervişoğlu, İmamoğlu'nun duruşmasını takip etmek üzere Silivri'ye ulaştı İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, tutuklu ülke yönetimi başkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun yargılandığı duruşmayı takip etmek üzere Silivri'ye ulaştı. Silivri'ye gelişinde YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel ve kurmayları tarafından karşılanan Dervişoğlu, gazetecilerin soruları üzerine açıklamayı çıkışta yapacağını belirterek, "Duruşmaya ilk kez geliyorum, bu gün itibarıyla 100'üncü gün, her gün partimizi temsilen bir genel başkan yardımcımız veya bir parti yetkilisi buradaydı. Çıkışta resmi açıklama yapmamız gerekiyorsa yaparız" ifadesini kullandı. Dervişoğlu, İmamoğlu'nun muhalefete birlik çağrısı yaptığının anımsatılması üzerine, "Çok iyisin" karşılığını sundu. "Televizyon yayınını izleyemiyoruz" İstanbul ve yakın illerde devam eden yağış sebebiyle hayatını kaybeden insanlar için başsağlığı dileyen İmamoğlu, “Kısıtlı imkanlarla ölen sayısının arttığını öğrendik çünkü bir sıkıntı var televizyon yayınını izleyemiyoruz. Her afet aslında sorumluluğumuzu bize hatırlatıyor, her afet millet adına devletin her kurumunun birlikte çalışmak, birlikte üretmek, senkronize bir biçimde halkına hizmet etme sorumluluğunu taşımak durumunda olduğunu bize hatırlatmalı. Yani ülke yönetimi kurumunun, ülke yönetimi kurgusunun yapısını başka; yönetim, siyaset, partiler başka alanlarda konumlanıp, o ülke yönetimi kurgusu içinde görev aldığında bir bütüne dönüşmeyi sağlayabilmeli” dedi. AK Parti'den Üsküdar Belediye Başkan Vekili seçilen Dündar Ziya Gültekin için de başsağlığı dileyen İmamoğlu, Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) seçimlerine değindi. İmamoğlu, şunları dile getirdi: "TBB başkanı 1,5 yıl içerisinde 4. kez seçildi" TBB aslındaki buradaki savunmanın ve burada bulunmamızın böyle çok somut bir hali. Yani Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı ne yazık ki 2024'ten bu yana yani 1,5 yıl içerisinde 4. kez seçildi. Burada bulunmamızın yargı eliyle siyaseti dizayn etme gayretinin, yargı eliyle muhalefeti baskı altına almak, hatta ülke yönetimi dışı bırakmak müdahalesinin, kötü mücadelenin, kötü aklın tezahürü bir gün evvelden yine bir Türkiye Belediyeler Birliği seçimine sebep oldu. Malumunuz 2024 seçimlerinden akabinde halkımız da biliyor ki hakkıyla Türkiye'nin birinci partisi olup, birçok belediyeyi kazanan bizler ve yerel yönetim arkadaşlarımız kapsayıcı bir modelle bütün partileri davet ederek bir seçim tavrımız olmuştu. Sadece Cumhur İttifakı ‘biz katılmayız, rakip çıkaracağız’ dediler. Onun dışındaki bütün partileri yönetimimize alarak yönetim hazırladık ve bu şekilde geleceğimizi tebliğ etmiştik ve ben Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı seçilmiştim. Ardından 19 Mart darbesinden akabinde değerli belediye başkanımız Zeydan Karalar seçilmişti, ne yazık ki ona da operasyon gerçekleştirildi, burada hapiste birlikteydik, serbest kaldı, tahliye oldu, görevine dönemedi, onun yerine Vahap Seçer belediye başkanımız, değerli arkadaşımız seçildi, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı, ne yazık ki bir hafta evvelden yine aynı usulle, aynı tavırla, aynı tutumla şafak vakit veya karanlıkta bir operasyonla o da devre dışı bırakıldı ve 4. kez Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanımız kıymetli arkadaşımız Ayşe Ünlüce bir gün evvelden yine Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı seçildi. "Türkiye'deki yönetim, 'yargı eliyle ben sizi görevden almak için her şeyi yapacağım' diyor" Yani aslında bunun tarifi şu: Türkiye'deki yönetim, 'yargı eliyle ben sizi görevinizden almak için her şeyi yapacağım' diyor. Türkiye'deki muhalif kesim de 'ben sonuna kadar demokrasi adına, milli irade adına direneceğim' diyor. Yani ortada bir yargı saldırısı var, karşısında da milli iradenin büyük bir dayanışması ve direnişi vardır. Bu direniş karşılığıdır bir gün evvelden gerçekleştirilen Türkiye Belediyeler Birliği'nin seçimindeki sonuç. Bunu böyle okumalıyız. Dolayısıyla Türkiye'deki muhalefetin, muhalif düşüncenin, muhalif kurumların, kuruluşların, sivil toplumun bir arada durması bundan böyle siyasi saikle bir yol haritası değildir. Türkiye'de cumhuriyeti, demokrasiyi korumak ve yeniden var etme mücadelesidir. Adaleti yeniden inşa etme mücadelesidir. O bakımdan hayatidir. Bu çerçevede Ayşe Hanım'ı tekrar tebrik ediyorum.” “Bir tek delil, bir tek ses kaydı, bir tek somut belge bize gösterilmedi sadece beyan, sadece dedikodu” İmamoğlu daha akabinde AK Parti dönemine ilişkin İBB müfettişlerince hazırlanan dosyalara değindi. İmamoğlu, “Şimdi anlatacağım bölüme geçmek isterim. Özellikle saygıdeğer basınımızın, yandaş basının özellikle iyi dinlemesini isterim. AK Parti dönemi hani hep şu söyleniyor; bizimle ilgili iddialar ortaya atılıyor ve deniliyor ki şu oldu, bu oldu. Ne var? Beyan var. Ne var? Uydurma bilirkişi raporları var. Onlarla ilgili detaylara da gireceğim. Ortada bir delil yok. Tekrar ediyorum, 7 ay sona erdi. 7 ay sona erdi ve buradayız. 7 ayın üzerine şu ekranda veya daha önceki bulunduğumuz duruşma salonundaki ekranda bir tek delil, bir tek ses kaydı, bir tek somut belge hiçbir şekilde iddia makamıyla bize gösterilmedi. Ya da burada gelen itirafçılar, sanık itirafçılar bir tek delil, bir tek somut resmi açıklama, belgeyi bizimle paylaşmadılar. Sadece beyan, sadece dedikodu” diye açıklamalarda bulundu. İmamoğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçildikten akabinde kurumların elde ettiği belgeler ve bilgiler üzerinden gerçekleştirilen araştırmalara ilişkin de “Ama ben İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçildikten vakit kaybetmeksizin akabinde, arkadaşlarımızın kurumlara hakim olmasıyla birlikte elde ettikleri belgeler, bir takım bilgiler üzerinden somut araştırmalara girdiler” dedi. “33 dosyanın bedeli 2,5 milyar dolar” AK Parti döneminde, İBB’de kendisinden önceki döneme ilişkin tespit edilen dosyalara ilişkin resmi açıklama veren İmamoğlu, şöyle açıklamalarda bulundu: Şimdi AK Parti döneminde, yani benim seçilmemden vakit kaybetmeksizin önceki dönemde, burada gördüğünüz bütün dosyalar belgeli tespitli teftiş kurulumuzun denetim yapan, inceleme yapan ekiplerimizin somut bir şekilde tespit ettiği ve hakkında gerekli işlemi yaptığı dosyalardır. Bunların 33 tanesi listede var. Bu 33 tanesini niye ayırdık? Çünkü bu 33 dosya, ne yazık ki bizim gerekli işlemleri yapıyoruz ve bir kısmını da beyan ettikten akabinde, bakınız bu Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hiç olmadı. İçişleri Bakanı o dönem bu dosyaları bizden istedi, aldı, el koydu ve dedi ki 'bunları ben soruşturacağım.' Bizim soruşturmamıza hukuki tarafıyla gerekli şikayetleri yapmamıza engel oldular. 64'ü savcılığa suç duyurusunda bulunduklarımızdır. 146'sı ise farklı organizasyon ve kuruluşlara, farklı organizasyon ve kuruluşlara şikayetlerini yaptığımız, bildirdiğimiz dosyalardır. Bakın sadece 33 dosyanın, somut 33 dosyanın bedeli 2,5 milyar dolardır. Burada kur hesapları yanlış olabilir çünkü bu tablolar üç-dört ay öncesi o yayınlanmayan kitabımla ilgili hazırladığımız birtakım sayılardı. Ne yazık ki Türkiye'de kur da değişiyor, borsa çöküyor, bir sürü şey yaşanıyor. Yani orada 115 milyar rakamı, belki de bu gün itibarıyla bundan böyle 125 milyar olmuş olabilir. Şimdi delil karartmalara ve kaçırmalara rağmen ben burada dedikoduyu değil somut delili bulduğumuz yolsuzlukların bu tablosunu sizinle paylaşıyorum. Tekrar ifade edeyim, İçişleri Bakanlığı, tüm teamüllerine aykırı olarak daha evvelden hiç görülmemiş şekilde İBB müfettişlerimizce görülen dosyalara el koydu. Bu, tarihte görülmemiş bir şey değildir, tekrar altını çiziyorum. 2,5 milyar dolarlık yolsuzluğu ispat eden dosyalara keyfi şekilde bakanlıkça el konulması ve sümen altı edilmesi, uyduruk bilirkişi raporları dayanak yapılarak veya savcılıklarca ne yazık ki büyük bir kısmı zaman aşımına uğratılarak, böyle patır patır patır kovuşturmaya yer yok kararlarının verilmesi kurumsal ve ahlaki çürümedir, yozlaşmadır, keyfiliğin zirvesidir. İmamoğlu, söz konusu işlemlerin son 3-3,5 yıl içinde yapıldığını belirterek, “Beni ve yol arkadaşlarımı da ifade ettiğim gibi hiçbir delil olmadan tutuklu yargılamaya devam ediyorlar” dedi. “AK Parti döneminde İBB’nin döneminde 13,5 milyon dolara aldığı arazinin 5 yıl sonraki değeri 2 milyon dolar çıktı” İmamoğlu, AK Parti döneminde İBB tarafından gerçekleştirildiğini belirttiği taşınmaz alımlarından örnekler vererek, “Milletimiz bu ikiyüzlülüğü kesinlikle görüyor, birkaç hususuyla birlikte de somut olarak size göstereceğim” diye açıklamalarda bulundu. İmamoğlu, 33 dosyanın tamamını anlatmayacağını, bunlardan 3, 5 dosyayı aktaracağını belirterek, Başakşehir’deki bir taşınmazın alımına ilişkin de, “24 Ekim 2016 tarihinde, Başakşehir'de, askeri bölge niteliğinde bir özel mülk. O günün kuruyla, 13,5 milyon dolar karşılığı bedelle İBB tarafından satın alınıyor, kamulaştırılıyor. Bakın askeri alanın içinde” dedi. İmamoğlu, müfettiş raporunda söz konusu taşınmazın doğrudan temin yoluyla satın alındığının, taşınmaz malikleri vekilinin eski AK Parti Maltepe İlçe Başkanı olduğunun ve taşınmaz bedelinin doğrudan bu kişinin hesabına gönderildiğinin belirtildiğini dile getirdi. Taşınmazın imar planlarında “askeri stratejik bölge” olarak fonksiyonlandırıldığını aktaran İmamoğlu, bu nedenden ötürü Büyükşehir Belediyesi’nin herhangi bir hizmetinde kullanılmasının mümkün olmadığını aktardı. İmamoğlu, “Yani ben İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin 7 yıldır başkanıyım. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin askeri bir birliği yok. Yani öyle bir gücü yok, kuvveti yok, öyle bir sorumluluğu yok. Askeri stratejik bölge diye görünen yer kamulaştırılıyor” dedi. “AK Parti yönetimi tarafından 13,5 milyon dolara alınan arazinin gerçek değerinin 5 yıl akabinde 2 milyon dolar olduğu ortaya çıkıyor” İmamoğlu, 2021 yılında müfettişlerin taşınmaz için gayrimenkul değerleme raporu hazırlattığını belirterek, şöyle sürdürdü: 2021 yılında, bakın 2021, aradan kaç sene geçmiş? 2016, 2021, 5 sene geçmiş. Müfettiş arkadaşlar, gayrimenkul değerleme raporu yaptırıyorlar burada. Askeri alanda olduğu için güncel değerini 5 yıl akabinde 13 milyon 350 bin lira olarak tespit ediyorlar. Yani 2 milyon dolar yapıyor o günkü kurla, 2021 yılının kuruyla, 2 milyon dolar. Özetle, İBB AK Parti yönetimi tarafından 13,5 milyon dolara alınan arazinin gerçek değeri 2 milyon dolar olduğu çıkıyor hem de 5 yıl akabinde. “Kamunun kasasından hırsızlık yapılmış” İmamoğlu, bu işlemde kamu zararının 11,5 milyon dolar olduğunu aktardı ve söz konusu taşınmazın İBB’nin herhangi bir işine yaramadığını belirterek, “Stratejik askeri bölge. Bakın bu çarpıcı bir örnek, 13,5 milyon dolar. Resmen kamunun kasasından hırsızlık yapılmış. Hırsızlık yapılmış. Başka bir tarifi yok” ifadelerini kullandı. “Sadece 4 gün akabinde 81 milyon lira kazanç” İmamoğlu daha akabinde KİPTAŞ’ın Bahçeşehir’de gerçekleştirdiği arsa alımını örnek gösterdi. “Burada birilerinin cebine 27 milyon dolar aktarılmış. Hem de çatır çutur, 4 günde, bakın 4 günde” diyen İmamoğlu, AK Parti döneminde KİPTAŞ’ın Bahçeşehir’den 300 milyon liraya bir arsa satın aldığını dile getirdi. İmamoğlu, Büyükşehir Belediyesi müfettişlerinin raporunda KİPTAŞ’ın araziyi rayiç bedelin çok üzerinde bir rakama satın aldığının tespit edildiğini vurguladı. İmamoğlu, zararın ödemenin yapıldığı 11 Ocak 2016 tarihi itibarıyla yaklaşık 50 milyon dolar olduğunun ortaya konulduğunu dile getirdi. Arsanın, KİPTAŞ ve ilişkiye geçecek başka bir firmaya 7 Ocak 2016 tarihinde 49,5 milyon liraya satıldığını belirten İmamoğlu, aynı firmanın araziyi yalnızca 4 gün akabinde, 11 Ocak 2016 tarihinde, 130 milyon liraya KİPTAŞ’a sattığını kaydetti. İmamoğlu, “Satın bölge, aldırılan organizasyon, yalnızca 4 gün akabinde 2016'nın parasıyla tam 81 milyon lira kazanç ediyor. O günün güncel kuruyla 27 milyon dolar... Bakın 27 milyon dolar. Yani bir organizasyon araziyi alıyor, sadece 4 gün akabinde neredeyse 3 katına araziyi satıyor. Ve kime satıyor? İBB'ye. KİPTAŞ çok güçlüdür, gayrimenkulü bilir, bölgeyi bilir, araziyi bilir. KİPTAŞ'a bu zeki kişi, bu kurnazlar bayağı göstere göstere kazık atıyor, 27 milyon doları da cebine indiriyor” ifadesini kullandı. “Benim söylediklerim duyum değil, somut ve net” İmamoğlu, eski dönem İBB yönetimine ilişkin olduğunu söylediği dosyaları anlatarak, kamu zararına yol açıldığını ileri sürdüğü işlemlerle kendi hakkında yürütülen yargılamayı karşılaştırdı. Fatih’te, İstanbulluların Vatan Caddesi’nde lunapark olarak bildiği araziyi örnek gösteren İmamoğlu, “İstanbul Büyükşehir Belediyesi, burayı 2017 yılında Metal Yapı’dan yaklaşık 430 milyon liraya, o günkü kurla 119 milyon dolara satın alıyor. Oysa organizasyon, araziyi 2011 yılında Fatih Belediyesi’nden yalnızca 13 milyon dolara, yaklaşık 25 milyon liraya almış” dedi. İmamoğlu, araziyi satın bölge firmanın daha akabinde imar planı değişikliğinden yararlandığını belirterek, “Firma 2011’de 13 milyon dolara aldığı araziyi, 2017’de 119 milyon dolara satıyor. Ancak mesele bununla sınırlı değil. Firma araziyi Fatih Belediyesi’nden aldıktan akabinde, İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi imar planlarını değiştirerek arazinin değerlenmesini sağlıyor. Burası lunapark arazisiyken imarlı hâle getiriliyor” diye açıklamalarda bulundu. Sürecin planlı yürütüldüğünü kaydeden İmamoğlu, firmanın yönetim kurulu başkanına ait iki dilekçeye işaret ederek, “Bu dilekçelerin nüshaları orada. Belgelerde, firmanın alacağı parayı nerelerde kullanacağı ve işlemlerin 'Cumhurbaşkanlığı nezdinde gerçekleştirilen görüşmeler sonucunda kararlaştırıldığı' belirtiliyor. Bunlar duyum değil; dilekçelerde yazıyor, belgeyle anlatıyorum” ifadelerini kullandı. İBB Teftiş Kurulu’nun incelemeleri sırasında dosyanın İçişleri Bakanlığı tarafından devralındığını belirten İmamoğlu, taşınmazın 2021 yılında yeniden değerlemeye tabi tutulduğunu vurguladı. İmamoğlu, “Müfettişlerimiz, değerleme sonucunda İBB’nin satın alma tarihindeki değer ve güncel piyasa değeri arasındaki farkın 106 milyon dolar olduğunu tespit ediyor. Böylece firmanın Fatih Belediyesi’nden 13 milyon dolara aldığı taşınmaz, Cumhurbaşkanlığı’nın bilgisi dâhilinde olduğu belirtilen süreçte İBB’ye 119 milyon dolara satılmış oluyor. Kamu zararı ve vurgunun toplamı 106 milyon dolardan fazla” diye açıklamalarda bulundu. "Böyle bir soygun olamaz" Arazinin evvelden lunapark ve yeşil bölge olarak alındığını, ardından imar planının değiştirildiğini ve taşınmazın yeniden İBB’ye satıldığını söyleyen İmamoğlu, şöyle sürdürdü: Daha kötüsü ne biliyor musunuz? Arazi bu gün itibarıyla yeniden eski imar durumuna dönmüş. Böyle bir soygun olamaz! Söz konusu iddialar duyumlara dayanmıyor. Tekrar ediyorum: ‘Mış, muş’ yok. ‘Duymuştum’, ‘duyum’, ‘beyan’ yok. Kamunun kasasından, beytülmalden, milletin parasından 106 milyon dolardan fazla bir tutardan söz ediyorum. Bakın, bunlar dedikodu veya duyum değil; somut, net. İddia ederek ve inançla söylüyorum: O 106 milyon dolar, o firmanın sahibinin cebine gitmemiştir. Duyum değil, içimden söylüyorum: O 106 milyon dolar o firmanın sahibinin cebine git-me-miş-tir! Nokta. Kamu aleyhine planlı bir şekilde vurgun yapanlar serbest. Bunu ortaya çıkarmak için bütün denetim kurullarını harekete geçiren Ekrem İmamoğlu ise Silivri’de. Ellerinde ne var? Sıfır! Bir laptop, bir bilgisayar; başka bir şey yok. Birbirlerine ne dediler, ne demediler… Ortada belge de yok. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 17-25 Aralık sürecinde Başbakan olduğu dönemde yaptığı açıklamayı hatırlatan İmamoğlu, şunları kaydetti: 'Yolsuzluk denildiğinde ben şunu anlarım: Devletin kasasından para çıkıyor mu, çıkmıyor mu? Eğer devletin kasasından para çıkmıyorsa buna yolsuzluk diyemezsiniz.' Tekrar ediyorum: ‘Devletin kasasından para çıkıyor mu, çıkmıyor mu?’ Alın size devletin kasasından çıkan para. Hem de öyle küçük bir meblağ değil. Listenin altında 2,5 milyar dolar yazıyor. Üstelik bu, yalnızca 33 dosyadan oluşan liste. Merak ediyorum, Sayın Cumhurbaşkanı buna ne diyecek? Dilekçelerde işlemlerin 'kendi onayıyla gerçekleştirildiği' belirtiliyor, iddia bu. Buna göre, bizzat kendi onayıyla İBB’nin kasasından 106 milyon dolardan fazla para çıkıyor. “Ben ahtapotun kollarını bilmem” Biz söz konusu olduğumuzda yoktan var edilen yolsuzluk suçlamalarıyla karşılaşıyoruz. AK Parti dönemine gelindiğinde ise somut delillere dayandığını söylediğimiz yolsuzluk dosyaları ortadan kayboluyor, buharlaşıyor. İçişleri Bakanlığı dosyalara el koyuyor, savcılık kovuşturmaya yer olmadığına karar veriyor, bakanlık da ‘Getirin, bunları ben inceleyeceğim’ diyor. Bu neye benziyor? Ahtapotun kollarına! Ahtapotun kolları ifadesini ben ortaya atmadım. İlk kimin söylediğini hatırlıyorsunuz, değil mi? Biz tutuklanmadan evvelden Sayın Cumhurbaşkanı ‘Ahtapotun kolları’ demişti. Ben ahtapotun kollarını bilmem. Benim bildiğim, balık lokantalarındaki ahtapot kolları. Başka bir yerde görmedim. Dünya âlem, meselenin yolsuzluk olmadığını biliyor. İstanbul’dan çıkıp Türkiye’yi gezelim. Yağma, rant, imar rantı, yolsuzluk deyin; herkesin aklına gelecek kişiyi, grubu ve partiyi ben biliyorum. İddialı konuşuyorum: Yüzde 80, en az yüzde 80. “Yapılmamış bir iş, yapılmış gösteriliyor” İmamoğlu, savunmasında resmi açıklama işlem alanındaki bir iş için 154 milyon liralık ödeme yapıldığını, bununla birlikte işin gerçekte gerçekleştirilmediğini ileri sürdü. İmamoğlu, “Devlette bakanlık yapmış bir kişi, seçime iki üç ay kala, henüz yapılmamış bir iş için ‘Yapıldı’ diyor. Üstelik söz konusu iş resmi açıklama işlemle ilgili. Hüseyin Bey de burada; alınganlık yapmasın ama o dönemde de burada yoktu. Hani bizi resmi açıklama işlem üzerinden casuslukla, şunlarla bunlarla ilişkilendiriyorlar ya… İşte yapılmamış bir iş, sonradan bakanlık yapmış bir kişinin, o dönem genel sekreter yardımcısı olan kişinin imzasıyla yapılmış gösteriliyor. Çok enteresan. Belli ki seçimde paraya ihtiyaç var” dedi. Söz konusu ödemenin 8 Nisan 2019’da yapıldığını belirten İmamoğlu, o tarihte henüz mazbatasını almadığını hatırlaarak, “Peki, bu para ne zaman ödeniyor, sevgili dostlar? 8 Nisan 2019’da. Henüz mazbatam verilmemişti. 31 Mart seçimlerinden akabinde kazanacaklarına çok inanıyorlardı. Seçimden vakit kaybetmeksizin akabinde, yine o kişinin imzasıyla 8 Nisan 2019’da bu ödeme yapılıyor. Hatırlayın, ben mazbatamı bununla birlikte 18 gün akabinde alabildim” diye açıklamalarda bulundu. İnceleme yapan görevlilerin işin gerçekleştirilmediğini tespit ettiğini kaydeden İmamoğlu, “Arkadaşlarımız inceleme yapıyor ve işin gerçekleştirilmediğini, böyle bir işin hiç olmadığını tespit ediyor. Dosya hazırlanarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına başvuruluyor. Savcılık ise kovuşturmaya yer olmadığına karar veriyor. Hani meşhur bilirkişi Satılmış Büyükcanayakın var ya… Dün de bahsettim, bu dosyada da karşımıza çıkıyor. Her konuda karar veriyor. Bilgi işlemden ticari işlemlere, gayrimenkulden başka alanlara kadar her şeyi biliyor. Bilmediği iş yok” ifadesini kullandı. “İmarsız araziye imar ver, İBB’ye sat, akabinde imarı yeniden değiştir” Lunapark arazisine ilişkin açıklamalarını sürdüren İmamoğlu, “Ne güzel dünya, değil mi? İmarsız araziyi ucuza satın al, akabinde Büyükşehir Belediyesi o araziye ticari konut imarı versin. İmarsız bir araziden söz ediyorum. Bir araziye ticari konut imarı verilsin, bu imara göre değerleme yapılsın ve ardından arazi İBB’ye satılsın. Para ödendikten akabinde İBB imarı yeniden değiştirsin, kendi satın aldığı arazinin değerini düşürsün. Böylece belediyenin kasasından 106 milyon dolar birilerine verilsin ve herkes yoluna devam etsin” değerlendirmesinde bulundu. İddia ettiği sürece benzer bir örnek bulamadığını söyleyen Ekrem İmamoğlu, “Bunu örneklerle anlatmaya çalıştım ama benzerini bulamadım. Tarihte örneği yok. Bir örnek aradım; Dreyfus Davası’na baktım, antik döneme baktım. Şurada, burada böyle bir örnek bulamadım” dedi. ANKA ekrem imamoğluİBBİBB davasında savunma yapan Ekrem İmamoğlu, Başakşehir’deki arazi alımında 11,5 milyon dolar kamu zararı oluştuğunu, KİPTAŞ’ın arsa alımında ise bir firmanın dört günde 81 milyon lira kazanç ettiğini öne sürdüCuma, Ekim 16, 2026 - 13:15Main image: 

Fotoğraf: ANKA (Arşiv)

HaberType: newsSEO Title: İmamoğlu'nun İBB davasındaki savunması 3. gününde sürüyor: AK Parti döneminde alınan arazide 11,5 milyon dolar kamu zararı oluştucopyright Independentturkish: 
Bu haberi paylaş: Facebook Twitter WhatsApp
L
Bu Haberi Hazırlayan
Lumout Medya
Lumout Medya haber ekibi tarafından derlenen bu haber, editoryal standartlarımız çerçevesinde hazırlanmıştır.
16 Ekim 2026, 13:18 20 dk okuma 88 görüntülenme

Yorumlar 0

Yorum Yap

0 / 1000