Gündem Yaratıyor: İsrail'de "Yeni İran" arayışı: Hedefte Türkiye var
İsrail'de Türkiye hakkında kullanılan dil son dönemde sıradan bir diplomatik gerilimin sınırlarını aştı. Ankara bundan böyle Tel Aviv açısından zor bir NATO müttefiki olarak değil, İran'ın zayıflamasının ardından ortaya çıkan yeni stratejik rakip olarak tanımlanıyor. Gelişmeye yakından bakıldığında, "Türkiye yeni İran'dır" ifadesi bu dönüşümün en görünür örneği. Fakat Türkiye açısından asıl mesele
İsrail'de Türkiye hakkında kullanılan dil son dönemde sıradan bir diplomatik gerilimin sınırlarını aştı. Ankara bundan böyle Tel Aviv açısından zor bir NATO müttefiki olarak değil, İran'ın zayıflamasının ardından ortaya çıkan yeni stratejik rakip olarak tanımlanıyor. Gelişmeye yakından bakıldığında, "Türkiye yeni İran'dır" ifadesi bu dönüşümün en görünür örneği. Fakat Türkiye açısından asıl mesele bu benzetmenin doğru olup olmadığı değil. Habere ilişkin edinilen son bilgilere göre, daha kritik soru şu: İsrail neden Türkiye'yi İran'ın yerine koyan bir güvenlik anlatısı kuruyor? Bunun cevabı bölgedeki güç dengelerinde aranmalı. İran'ın bölgesel askeri kapasitesinin ve vekil ağlarının ciddi biçimde zayıfladığı bir dönemde Türkiye, İsrail'in karşısında kapasitesi yüksek, ekonomik ve askeri kaynakları bulunan NATO üyesi bir bölgesel güç olarak duruyor. Ankara'nın Suriye'deki etkinliği, savunma sanayiindeki ilerlemesi, Gazze konusundaki politikası ve Doğu Akdeniz'deki iddiaları aynı anda Tel Aviv'in güvenlik hesaplarına giriyor. Bu nedenle İsrail'deki "yeni İran" söylemi, Türkiye'nin İran'a benzediğini göstermekten çok İsrail'in yeni tehdit haritasını anlatıyor. Türkiye'nin yükselişi İsrail açısından neden kritik? En kritik bölge Suriye. Esad rejiminin Aralık 2024'te yıkılmasının ardından İran'ın Suriye'deki etkisi büyük ölçüde gerilerken Türkiye'nin ağırlığı arttı. Ankara açısından bu önemli olay, güney sınırında ortaya çıkan yeni siyasi düzen üzerinde söz sahibi olmak ve Suriye'nin toprak bütünlüğünü korumak bakımından stratejik önem taşıyor. İsrail ise aynı gelişmeye farklı bakıyor. Tel Aviv'in temel kaygısı, Suriye'de Türkiye'nin askeri varlığının İsrail Hava Kuvvetleri'nin hareket alanını sınırlaması. Türk radarlarının ve hava savunma sistemlerinin Suriye'ye yerleşmesi ihtimali, İsrail'in yıllardır sürdürdüğü operasyonel serbestlik açısından yeni bir durum yaratıyor. Dolayısıyla Ankara'nın Suriye politikası İsrail açısından doğrudan bir güvenlik problemine dönüşüyor. Türkiye burada İran'dan ayrılıyor. Ankara'nın Suriye'deki hedefleri tartışılabilir, eleştirilebilir veya farklı biçimde yorumlanabilir. Fakat Türkiye'nin askeri varlığı ve İran'ın Hizbullah, Husiler ve Irak'taki Şii milisler üzerinden kurduğu vekil güç mimarisini aynı kategoriye koymak mümkün değil. İsrail'deki bazı güvenlik uzmanları da bu ayrımı yapıyor. INSS bünyesindeki analizlerde Türkiye'nin ciddi bir tehdit oluşturabileceği kabul edilirken Ankara'nın İran gibi ülke yönetimi dışı vekil ağlarına dayanan bir askeri model kurmadığı ve NATO üyeliğinin Türkiye'yi farklı bir kategoriye yerleştirdiği vurgulanıyor. İkinci kırılma noktası Gazze Türkiye'nin 7 Ekim sonrasında İsrail'e yönelik tutumu, iki ülke yönetimi arasındaki ilişkileri geri dönülmesi zor bir noktaya taşıdı. Ankara'nın Hamas konusunda Tel Aviv'den tamamen farklı bir siyasi pozisyon alması, Gazze'deki gelişmeleri uluslararası hukuk ve diplomasi üzerinden gündeme taşıması İsrail'de Türkiye algısını değiştirdi. Burada Türkiye'nin karşı karşıya olduğu başka bir mesele ortaya çıkıyor. Ankara'nın Filistin politikası bundan böyle İsrail'deki güvenlik tartışmasının bir parçası haline getiriliyor. Böylece Türkiye'nin Hamas ve ilişkileri, Suriye'deki askeri varlığı, savunma sanayii ve Doğu Akdeniz politikası tek bir anlatı içinde birleştiriliyor. Bu anlatının adı ise "yeni İran". Peki bu söylemin Türkiye açısından anlamı nedir? Öncelikle Türkiye'nin Batı savunma sistemi içindeki konumunun tartışmaya açılması. İsrail'deki bazı yayın ve lobi faaliyetlerinde Türkiye'nin F35 programındaki konumu, ABD'den silah tedariki ve NATO içindeki rolü tartışmaya açılıyor. Ankara'nın İran'la aynı stratejik kategoriye yerleştirilmesi, Türkiye'nin Batı güvenlik mimarisindeki konumunu yeniden sorgulatmak için kullanışlı bir siyasi çerçeve sunuyor. Bu nedenle mesele sadece İsrail Türkiye ilişkileri değil. Washington da bu tartışmanın kritik bir parçası. Türkiye'nin savunma sanayiindeki yükselişi de burada önem kazanıyor. Baykar, Roketsan ve diğer şirketlerin geliştirdiği sistemler, Ankara'nın dış politikada askeri kapasitesini daha bağımsız kullanabilmesinin araçları haline geliyor. İsrail açısından mesele yalnızca Türk ordusunun mevcut kapasitesi değil. Türkiye'nin bu kapasiteyi giderek daha fazla kendi teknolojisiyle üretmesi. Bu durum Ankara açısından da kritik bir eşik yaratıyor. Savunma sanayii bundan böyle dış politikanın bağımsızlık araçlarından biri haline geliyor. Doğu Akdeniz'de üçüncü cephe Türkiye'nin deniz gücündeki tırmanış, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve İsrail arasında son yıllarda gelişen enerji ve güvenlik iş birlikleriyle doğrudan kesişiyor. İsrail'de Türkiye'nin deniz gücü üzerine gerçekleştirilen analizlerde Türk donanmasının büyüklüğünün özellikle öne çıkarılması tesadüf değil. Burada Ankara'nın karşısındaki mesele enerji kadar jeopolitik erişim meselesi. Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de dışlandığı bir bölgesel düzen ve Türkiye'nin merkezinde bulunduğu bir bölgesel düzen birbirinden oldukça farklı. İsrail açısından tercih edilen modelin hangisi olduğu açık. Ankara açısından ise mesele, Türkiye'nin kendi deniz yetki alanları ve bölgesel ulaşım hatları üzerindeki etkisinin korunması. Bu noktada "yeni İran" söyleminin siyasi işlevi daha görünür hale geliyor. İran'ın gerilemesi İsrail'in tehdit algısında bir boşluk yarattı. Türkiye'nin bölgesel kapasitesindeki tırmanış bu boşluğu doldurabilecek bir görüntü oluşturdu. Fakat İsrail'in Türkiye'yi İran'la aynı kategoriye yerleştirmesi, iki ülke yönetimi arasındaki temel farkları da perdeleme riski taşıyor. Türkiye NATO üyesi. İran değil. Türkiye küresel ekonomik sistemin içinde. İran uzun süredir ağır yaptırımlar altında. Türkiye'nin İsrail ve ciddi sorunları var. Ancak İsrail'in varlığını ortadan kaldırmayı ülke yönetimi doktrini haline getirmiş değil. Türkiye'nin bölgesel askeri faaliyetleri tartışmalı olabilir. Fakat bunlar İran'ın ülke yönetimi dışı vekil güçler üzerinden kurduğu askeri ağla aynı yöntem değil. Bu farklar Türkiye açısından kritik. Çünkü "yeni İran" ifadesi yalnızca bir benzetme olarak kalırsa stratejik önemi sınırlı olur. Fakat bu ifade Türkiye'nin Batı ittifak sistemindeki konumunu değiştirmek, savunma tedarikini sınırlamak, Suriye'deki hareket alanını daraltmak ve Doğu Akdeniz'de Ankara'yı çevrelemek için kullanılan daha geniş bir siyasi çerçevenin parçasına dönüşürse mesele farklılaşır. Türkiye'nin önündeki asıl risk de burada. Ankara'nın İsrail ve rekabeti kaçınılmaz olarak askeri çatışmaya dönüşmek zorunda değil. Fakat Suriye'de iki ülkenin askeri varlıkları birbirine yaklaştıkça hata riski büyüyor. Bir radar sistemi, bir hava savunma unsuru veya bir hava operasyonu üzerinden başlayan kritik süreç, tarafların siyasi söylemleri nedeniyle hızla daha geniş bir çatışmaya dönüşebilir. Bu nedenle Türkiye açısından doğru okuma, İsrail'deki "yeni İran" söylemini küçümsemek de abartmak da değil. Bu söylem, İsrail'in Türkiye'ye ilişkin tehdit algısının yapısal bir dönüşüm geçirdiğini gösteriyor. Ankara bundan böyle Tel Aviv'in gözünde yalnızca diplomatik olarak mesele yaşadığı bir ülke yönetimi değil. Suriye, Gazze ve Doğu Akdeniz başlıklarının kesiştiği daha geniş bir stratejik rakip olarak görülüyor. Ancak Türkiye'nin İran olmadığı gerçeği de aynı derecede kritik. Bence Ankara'nın önündeki temel mesele, İsrail'in Türkiye'yi nasıl tanımladığı değil. Türkiye'nin bu yeni rekabet ortamını nasıl yöneteceği. Savunma kapasitesini geliştirmek bunun bir boyutu. Suriye'de çatışmayı önleyecek iletişim kanallarını açık tutmak başka bir boyutu. Washington ve Avrupa başkentlerinde Türkiye'nin stratejik konumunu anlatabilecek etkili bir diplomasi ise üçüncü boyutu. Çünkü "yeni İran" söylemi Türkiye hakkında söylenen bir sözden ibaret değil. Aynı zamanda İsrail'in Türkiye ve nasıl bir bölgesel düzen içinde yaşayacağını tartışmaya başladığının işareti. Ve bu tartışmanın merkezinde bundan böyle İran değil, Türkiye var. *Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer bölge görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. İsrailİRANTürkiyeDr. Osman Gazi KandemirDr. Osman Gazi Kandemir Independent Türkçe için yazdıDr. Osman Gazi KandemirPazar, Eylül 20, 2026 - 09:30Main image:
Suriye hava sahasındaki hareketlilik, Türkiye'nin askeri varlığını İsrail için yeni bir güvenlik denklemi haline getiriyor / Fotoğraf: AA
TÜRKİYE'DEN SESLERType: newsSEO Title: İsrail'de "Yeni İran" arayışı: Hedefte Türkiye varcopyright Independentturkish:
Yorumlar 0
Yorum Yap