Mekke'den Riyad'a 59 gün: Yeni savunma ittifakının ilk sınavı
GÜNCEL SON DAKİKA MANŞET

Mekke'den Riyad'a 59 gün: Yeni savunma ittifakının ilk sınavı

Son dakika bilgilerine göre; 5 Ekim Pazartesi günü Riyad’da 3 ülkenin dışişleri ve savunma bakanları ve genelkurmay başkanları aynı masaya oturdu. Türkiye’yi Hakan Fidan, Yaşar Güler ve Selçuk Bayraktaroğlu temsil ediyordu. Söz konusu gelişmeler ışığında, toplantı olağanüstü olarak duyurulmuştu ve nedenini herkes biliyordu: Yemen’den gelen haberler. Akşam yayımlanan ortak resmi açıklama, kolektif

L
Lumout Medya 07 Ekim 2026, 08:15
239 11 dk
Son dakika bilgilerine göre; 5 Ekim Pazartesi günü Riyad’da 3 ülkenin dışişleri ve savunma bakanları ve genelkurmay başkanları aynı masaya oturdu. Türkiye’yi Hakan Fidan, Yaşar Güler ve Selçuk Bayraktaroğlu temsil ediyordu. Söz konusu gelişmeler ışığında, toplantı olağanüstü olarak duyurulmuştu ve nedenini herkes biliyordu: Yemen’den gelen haberler. Akşam yayımlanan ortak resmi açıklama, kolektif savunma taahhütlerinin uygulanmasına ivedilikle geçilmesini kararlaştırdı. Söz konusu gelişmeler ışığında, mekke Savunma İttifakı 7 Ağustos’ta imzalanmıştı, yani imza ve bu karar arasında tam 59 gün var. O günlerin içine 4 toplantı, 1 genel sekreter ve 1 sekreterya sığdı. Bir ittifak bu kadar kısa sürede nasıl kurumsallaşır? Hızın kendisine, daha doğrusu ona eşlik eden temkine bakalım. Kâğıttan kuruma 59 gün Takvimi sırayla okuyalım. 3 lider 7 Ağustos’ta Mekke’de imza attı. İlk komite toplantısı 31 Ağustos’ta İstanbul’da, dışişleri bakanlarının görüşmesi 24 Eylül’de New York’ta, genelkurmay başkanlarının buluşması ertesi gün Riyad’da gerçekleştirildi. Dördüncü durak 5 Ekim’deki olağanüstü oturumdu. Bu hız bir telaştan doğmuyor, çünkü zemin hazırdı. Suudi Arabistan ve Pakistan 1 yıl evvelden, 17 Eylül 2025’te ikili bir karşılıklı savunma anlaşması imzalamıştı. Türkiye’nin katılımıyla ikili metin 3’lü bir yapıya dönüştü, Fidan’ın anlattığına göre de bunun hazırlıkları 2 yıldan uzun süredir sürüyordu. Poliçeyi imzalamak ve hasar dosyasını açmak arasında bir ekspertiz süreci vardır. Mekke’de bu süreç 8 haftaya sığdı. Komite, Pakistanlı emekli Korgeneral Nauman Mahmood’u 3 yıllığına genel sekreter atadı ve sekreteryanın merkezi Riyad olacak. Kuzey Atlantik İttifakı bile organizasyon antlaşmasının ardından komuta yapısını oturtmak için yıllar harcamıştı. Kurumsallaşmanın en somut yüzü savunma sanayisinde görünüyor. Millî Savunma Bakanlığı ağustosta anlaşmanın kara, deniz ve hava kuvvetlerini, hava savunmayı ve insansız sistemleri kapsayan ortak tatbikatları da içerdiğini, ortak geliştirme ve üretimin de hedefler arasında olduğunu açıklamıştı. Akıncı insansız hava araçları Suudi Arabistan’a zaten satılmıştı, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii’nin KAAN için Riyad’la ihracat anlaşmasının son aşamasında olduğu da şubatta dile getirilmişti. Suudi Arabistan yerli üretim ve bakım kapasitesi arıyor, Türkiye de savaşta sınanmış sistemleriyle bu arayışa cevap verebiliyor. Pakistan’ın payına ise havacılık ve üretim birikimi düşüyor. “Ulusal mevzuata uygun olmak kaydıyla” Ortak açıklamanın en sessiz ibaresi bana kalırsa en çok şey anlatan ibare. 3 ülke yönetimi, mutabık kalınan kuvvetlerin Suudi Arabistan’a sağlanmasını ve hızla konuşlandırılmasını kararlaştırırken bunu kendi ulusal mevzuatlarına uygun biçimde yapacaklarını da yazdı. Konuşlanmanın zamanı ve biçimi şimdilik kamuoyuyla paylaşılmadı. Şöyle düşünün. 3 komşu aynı apartmanın kapısına ortak bir alarm taktırıyor. Alarm çaldığında 3’ü de koşacak ama kapıyı kimin, ne zaman ve nasıl açacağını her biri kendi anahtarıyla belirleyecek. Fidan ağustosun başında anlaşmanın NATO’nun kolektif savunma maddesiyle teknik olarak aynı olduğunu söylemişti ve o maddede de yardımın biçimini her üye kendisi belirliyor. Türkiye'de bu ibarenin somut bir karşılığı var. Anayasa’nın 90. maddesi böyle bir anlaşmanın onaylanmasını TBMM'nin bir kanunla uygun bulmasına bağlıyor. 92. madde ise Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası anlaşmaların gerektirdiği hâller dışında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yabancı ülkelere gönderilmesi için Meclis izni öngörüyor. Eylül ortasında Ankara’dan, metnin ekimde TBMM’ye sunulabileceği bilgisi verilmişti. Meclis ekimin başında yeni yasama yılına başlangıç yaptı, metnin Genel Kurul gündemine ne zaman geleceğini önümüzdeki haftalar gösterecek ve o gün geldiğinde de ittifakın parlamentoda açıkça konuşulması beklenebilir. Suudi Arabistan’da onay kraliyet kararnamesiyle işliyor, Pakistan ise anlaşmayı kendi parlamentosundan geçirmek zorunda. İmzadan sonraki haftalarda bu sırayı bir yavaşlık gibi okuyanlar da çıktı. Bana kalırsa meclis onayı, askerî bir düzeni keyfî bir maceradan ayıran emniyet kemeri. Parlamentodan geçmiş bir taahhüt, hükümetler değişse de ayakta kalır. Kararın her başkentte kendi anayasal usulünden geçmesi, Husilere de Tahran’a da Körfez’deki izleyicilere de kuralları baştan belli bir yapının kurulduğunu gösteriyor. 3 ülkenin kendi sınırlarında ayrı ayrı güvenlik gündemleri de var ve bu ibare onlara nefes alacak bir yer bırakıyor. Pakistan’ın savunma bakanı, bir televizyon programında hem İslamabad’ın hem de Ankara’nın bölgede bir mevcudiyeti olduğunu, çatışmaya giren tek gücün ise şimdilik Suudi kuvvetleri olduğunu dile getirdi. Türk ve Pakistan ordularının destek rolünde olduğunu da ekledi. Sıralama belli. Önce hazırlık ve caydırıcılık, gerektiğinde ardından fiilî destek. Yeni bir hastanenin ilk acil vakası Yeni açılmış bir hastane düşünün. Servislerin yarısı henüz dolmadan ilk acil vaka kapıya geliyor. Mekke İttifakı’nın ilk vakası Yemen’den ulaştı. Husiler eylülde Kızıldeniz kıyısında ilerleyip Babülmendep çevresine uzandı. Ardından Suudi Arabistan’ın Doğu-Batı boru hattı hedef alındı ve bu hat dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 4’ünü taşıyor. Husiler 5 Ekim’de Riyad’daki havalimanı ve Rabiğ rafinerisini vurduklarını öne sürdü, Riyad bu iddiayı doğrulamadı. Aynı günlerde Yemen hükümetine bağlı güçler karşı saldırıya geçip Muha limanını geri aldıklarını ve Babülmendep’in denetimini sağladıklarını duyurdu. Suudi öncülüğündeki koalisyon da 100 savaş uçağıyla hava desteği verdiğini doğruladı. Husilerin ne düşündüğünü dışarıdan bilemeyiz, yine de bir şey değişti. Riyad’a yönelen her saldırı bundan böyle 3 başkentin masasında karşılık buluyor ve bu da bir saldırganın maliyetini değiştirir. Eylül sonunda 3 dışişleri bakanı Mekke’yi hedef bölge saldırıları sert biçimde şiddetle kınadı, Suudi Arabistan’ın BM Şartı’nın 51. maddesi uyarınca kendini savunma hakkını da teyit etti. İttifakın adının bir kentten geldiğini hatırlarsak bu cümlenin ağırlığı daha iyi anlaşılıyor. Karşılık da saldırıya uğrayanın meşru müdafaa hakkına yaslanıyor, hukuki zemin buradan kuruluyor. Hürmüz Boğazı’nın kapalı olduğu bildirilirken bu boru hattı Suudi ihracatının Kızıldeniz’e açılan kapısı olarak çalışıyor. Mantık basit. O kapı kapanırsa zararı Riyad kadar enerji ithal eden Türkiye ve Pakistan da görür. Babülmendep’ten geçen gemilerin arasında Süveyş üzerinden Asya’ya ve Doğu Afrika’ya uzanan Türk ticareti de var. 3 ülkenin Yemen konusunda birlikte hareket etmesinin enerji güvenliği açısından da kendine göre bir mantığı var. Fidan’ın Riyad’daki sözleri iş bölümünü ele veriyor. Yemen ve Suudi Arabistan arasındaki sorunun barışçıl yoldan çözülmesi için neler yapılabileceğini de konuştuklarını, Riyad’ın bu konudaki yapıcı yaklaşımını dinlediklerini dile getirdi. İslamabad bir süredir ABD ve İran arasında arabuluculuk yapıyor, Ankara’nın bu alandaki sicili de biliniyor. Mekke İttifakı 2 rolü birleştiriyor ve bu ikili duruş, Türkiye’nin Orta Doğu’da konuşabilen ve sözünün arkasında durabilen bir aktör olarak okunmasını kolaylaştırıyor. Masada ağırlığı olmayan arabulucunun sözü dinlenmez, caydırıcılığı olan arabulucunun teklifi daha kolay kabul görür. Komşular ne diyor, sıra nerede? Fidan anlaşmanın kimseyi hedef almadığını, kendilerine saldırmayan hiçbir ülkenin hedefte olmadığını söylemişti. Pakistan’ın İran’la uzun bir sınırı olduğunu ve arabuluculuk yaptığını hatırlayınca bu dilin tesadüf olmadığı düşünülebilir. Tahran’dan da olumlu bir ses çıktı, Dışişleri Bakanı Arakçi anlaşmayı memnuniyetle karşılayıp Müslüman ülkeleri birlikte durmaya çağırdı. Mısır’ın masada olmaması konuşuluyor, Kahire’nin yükümlülüklerin pratikte neye varacağını görmek istediği yorumu yapılıyor. Riyad’ın bakışı da okunmaya değer. Suudi Arabistan ABD ve ilişkisini sürdürüyor ve güvenlik ortaklarını çeşitlendiriyor. Tek bir garantöre bağlı kalmanın bundan böyle ihtiyatlı görülmediği izlenimi veriyor ve Ankara ve İslamabad bu arayışta kendi ağırlıklarıyla yer alıyor. İslamabad’ın nükleer gücü de değerlendirmelerde ittifakın dile getirilmeyen ağırlığı olarak anılıyor. Ankara için kazanç da yalın. Körfez’de güvenilir bir güvenlik ortağı sayılmak savunma sanayisinin önünü açıyor, enerji hatlarının güvenliğinde söz sahibi olmak da ithalatçı bir ülke yönetimi olarak Türkiye’nin kendi çıkarına hizmet ediyor. Bölgenin güvenliğini bölge ülkelerinin birlikte kurması fikri yıllardır Ankara’nın diplomasi dilinde yer alıyor. Mekke’de bu fikir imzalı bir metne, bir sekreteryaya ve bir toplantı takvimine kavuşmuş oldu. Kâğıt üzerindeki güç ortada. 3 ülkenin toplam aktif personeli yaklaşık 1,4 milyon ve uçak sayısı 3 bin 400’ün üzerinde. 3 silahlı kuvvetler bugüne kadar ikili tatbikatlar gerçekleştirdi, 3’lüsü henüz yok. Kalabalık bir orkestra, provasını yapmadığı bir eseri ilk konserde çalmaya kalkmaz. Ortak planlar, birlikte çalışabilirlik ve uzun vadeli bir caydırıcılık stratejisi bu mesafeyi kapatacak ve Ankara bunun için birkaç yıllık bir süreç öngörüyor. Caydırıcılık, güç ve o gücü kullanma iradesinin çarpımına benzer ve çarpanlardan biri sıfırsa sonuç da sıfır çıkar. Ulusal yasal düzenleme kaydı iradeyi anayasal bir zemine oturtuyor, komiteler, sekreterya ve tatbikatlar ise gücü birbirine bağlıyor. Gücün ve iradenin birlikte ilerlemesi ittifakın inandırıcılığını belirleyecek. NATO’nun 5. maddesi tarihinde tek bir kez, 11 Eylül’ün ardından işletildi ve ittifak onlarca yıl boyunca o maddenin varlığıyla işini gördü. Riyad’daki masaya dönelim. O akşamki karar manşetlere girdi, oysa caydırıcılığın başarısı manşete çıkmaz, olmayan saldırılarda saklıdır. Mekke İttifakı’nın sınavı, 3 ülkenin kuvvetlerinin yan yana durduğu ve hiçbir füzenin atılmadığı bir sabahta geçilmiş olacak. *Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer bölge görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. mekke paktıGöktuğ ÇalışkanGöktuğ Çalışkan Independent Türkçe için yazdıGöktuğ ÇalışkanÇarşamba, Ekim 7, 2026 - 08:15Main image: 

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan heyetleri, Mekke Savunma İttifakı'nın 5 Ekim 2026'da Riyad'da düzenlenen olağanüstü toplantısında bir araya ulaştı / Fotoğraf: AA

TÜRKİYE'DEN SESLERType: newsSEO Title: Mekke'den Riyad'a 59 gün: Yeni savunma ittifakının ilk sınavıcopyright Independentturkish: 
Bu haberi paylaş: Facebook Twitter WhatsApp
L
Bu Haberi Hazırlayan
Lumout Medya
Lumout Medya haber ekibi tarafından derlenen bu haber, editoryal standartlarımız çerçevesinde hazırlanmıştır.
07 Ekim 2026, 08:15 11 dk okuma 239 görüntülenme

Yorumlar 0

Yorum Yap

0 / 1000