Önemli Açıklama: Milli irade cuntacılardan hesap sordu
Gündemin ön sıralarına taşınan konuda; Türkiye'nin demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçen 12 Eylül 1980 darbesinin üzerinden 46 yıl geçti. Darbenin ardından siyasi partiler kapatıldı, Meclis feshedildi, seçilmiş yöneticiler görevlerinden uzaklaştırıldı. Aynı konu bağlamında, milli iradenin yerine cuntanın iradesi konuldu. Ancak darbenin sorumlularının yargılanmasının önündeki en k
Türkiye'nin demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçen 12 Eylül 1980 darbesinin üzerinden 46 yıl geçti. Darbenin ardından siyasi partiler kapatıldı, Meclis feshedildi, seçilmiş yöneticiler görevlerinden uzaklaştırıldı. Aynı konu bağlamında, milli iradenin yerine cuntanın iradesi konuldu. Ancak darbenin sorumlularının yargılanmasının önündeki en kritik hukuki engellerden biri yıllarca varlığını korudu. Yetkili çevrelerin aktardığına göre, anayasa'nın geçici 15. maddesi, 12 Eylül döneminde görev yapan Milli Güvenlik Konseyi üyeleri ve Konsey döneminde görev yapanların yargılanmasına imkan vermeyen bir koruma sağlıyordu.
Bu durum, 2010'da gerçekleştirilen anayasa değişikliğiyle sona erdi. Halk oylamasıyla kabul edilen değişiklik kapsamında geçici 15. madde kaldırıldı. Böylece 12 Eylül darbesinin sorumlularının hukuk önünde hesap vermesinin yolu faaliyete başladı. Atılan adımın ardından süreç yargıya taşındı. 2012'de dönemin Genelkurmay Başkanı Kenan Evren ve Hava Kuvvetleri Komutanı Tahsin Şahinkaya hakkında 12 Eylül darbesi nedeniyle dava faaliyete başladı. Türkiye tarihinde ilk kez bir askeri darbenin hayatta bulunan en üst düzey iki sorumlusu, gerçekleştirdikleri darbe nedeniyle sanık sandalyesine oturdu.
RÜTBELERİ SÖKÜLDÜ Yargılama iki yıl sürdü. 2014'te Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi, Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya'yı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum etti. Mahkeme ayrıca iki ismin rütbelerinin sökülmesine de hükmetti. Tanklarla milli iradeyi susturan, Meclis'i kapatan ve demokratik siyaseti askıya bölge darbeciler hakkında yıllar akabinde da olsa yargı kararı çıktı. Darbe yönetiminin diğer kritik isimleri ise dava sürecini göremedi. Nurettin Ersin, Nejat Tümer ve Sedat Celasun, haklarında dava açılmadan evvelden hayatını kaybettiği için yargılanamadı. 12 Eylül davasında kararın ardından süreç bir başka nedenle daha sonuçsuz kaldı. Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya, 2015 yılında kararname kesinleşmeden hayatını kaybetti. Bu nedenle verilen hapis cezaları fiilen infaz edilemedi. Buna rağmen 12 Eylül'ün hesabının hukuk önüne taşınması, Türkiye'nin darbe geçmişiyle yüzleşmesi açısından tarihi bir dönüm noktası oldu.
Yorumlar 0
Yorum Yap