Milli maç öncesi 26 yıllık sır yeniden gündemde: Zidane geldi ama: Djorkaeff neden gelmedi
20 yıl önce Türkiye-Fransa maçında Zidane İstanbul’da resital verirken, Ermeni kökenli Youri Djorkaeff kafaları karıştıran bir nedenle kadroda yoktu. Ölüm tehditleri iddiası, sakatlık açıklaması ve yıllar sonra gelen “siyasi nedenler” ifadesi tartışmayı yeniden alevlendirdi. A Milli Takım bugün saat 21.45'te Kocaeli'de EFA Uluslar Ligi Lig A Grup 1'de Fransa ile karşılaşacak. Fransız L’Équipe, Zinédine Zidane’ın Fransa Milli Takımı’nın başındaki ilk maçına Türkiye karşısında
A Milli Takım bugün saat 21.45'te Kocaeli'de EFA Uluslar Ligi Lig A Grup 1'de Fransa ile karşılaşacak. Fransız L’Équipe, Zinédine Zidane’ın Fransa Milli Takımı’nın başındaki ilk maçına Türkiye karşısında çıkacak olması nedeniyle, yıldız futbolcunun 15 Kasım 2000’de İstanbul’da oynadığı Türkiye-Fransa maçını arşivinden çıkardı. Yazının ana konusu, o günlerde Juventus’ta sıkıntılı bir dönem geçiren Zidane’ın İstanbul’da yeniden parlaması. Gazetenin ifadesiyle Zidane, “sıkıntılarının ortasında İstanbul’da bir resital” vermişti. Fransa maçı 4-0 kazanırken Zidane, ısınma sırasında Türk seyircilerden alkış da almıştı.
Belirtmek gerekir ki, l’Équipe, o maçı anlatırken kadroda bulunmayan Ermeni kökenli Fransız futbolcu Youri Djorkaeff için şu bilgiyi veriyor: Djorkaeff, “siyasi nedenlerle” Türkiye seyahatine katılmadı. Gazete bunu, Fransa’nın Ermeni soykırımını tanıma sürecinin Türkiye’de yarattığı gerilimle ilişkilendiriyor.
Gündeme gelen gelişmeye göre, dönemin haberlerine bakıldığında ise üç farklı anlatım çıkıyor. Takım arkadaşı Emmanuel Petit, Djorkaeff’in Türkiye’ye gelmek istediğini bununla birlikte ölüm tehditleri aldığını ileri sürüyor. Le Parisien’e, “Neden gereksiz bir risk alsın?” diyerek arkadaşının Ermeni kökeni nedeniyle tehdit edildiğini söylüyor.
Takip eden süreçte, fransa Teknik Direktörü Roger Lemerre ise bunu reddediyor: Djorkaeff’in sakatlıktan çıktığını ve bu nedenle kadroya alınmadığını, kararın arkasında “kesinlikle siyasi bir değerlendirme bulunmadığını” açıklıyor.
Peki Djorkaeff ne dedi? Le Monde’un o günkü haberine göre Le Parisien futbolcuya ulaştı. Djorkaeff, yeni bir polemiğe girip yeni gerilimler yaratmak istemediğini belirterek konuyu açıklamayı reddetti. Yani ne Petit’nin “ölüm tehdidi” iddiasını açıkça doğruladı ne de Lemerre’in "sakatlık" açıklamasını sahiplendi. Böylece 2000’de cevabı tam olarak verilemeyen "Djorkaeff neden İstanbul’a gelmedi?" sorusu, 26 yıl sonra L’Équipe’in Zidane yazısındaki tek cümleyle yeniden gündeme geldi.
L’Équipe bugün “siyasi nedenlerle gelmedi” diyor; dönemin kaynaklarında ise bunu tam olarak doğrulamıyor. Le Parisien, 15 Kasım 2000’de İstanbul’da oynanan Türkiye-Fransa maçı günü, Fransız futbolcu Emmanuel Petit ile dikkat çekici bir röportaj yayımladı. Didier Romain imzalı röportajın başlığı doğrudan Petit’nin sözlerinden alınmıştı: "Youri ölümle tehdit edildi."
Petit’ye, Ermeni kökenli Youri Djorkaeff’in bu nedenle Türkiye’ye gelmekten vazgeçip vazgeçmediği soruldu. Petit, Djorkaeff’in İstanbul’a gelmek istediğini ancak risk almak istemediğini söyledi ve şu iddiada bulundu: "Youri ölüm tehditleri aldı. Bunu biliyorum."
Elde edilen bilgilere göre, fransız futbolcu, takımın İstanbul’a geldiği uçakta oyuncuların kendi aralarında da konuyu konuştuklarını belirtti. Petit’ye göre Djorkaeff’in yaşananlarda hiçbir sorumluluğu yoktu; tek "suçu" Ermeni kökenli olmasıydı.
Konunun arka planına bakıldığında, petit ilginç bir hatırlatma da yaptı. 1994’te Galatasaray-Monaco maçı için Djorkaeff ile İstanbul’a geldiklerini, herhangi bir sorun yaşamadıklarını ve Djorkaeff’in o maçta gol attığını anlattı. Ancak Petit’ye göre 2000’de ortam farklıydı. Türkiye-Fransa maçı, Fransız Senatosu’nun Ermeni soykırımının tanınması yönündeki kararının ardından yaşanan siyasi gerilimin ortasına denk gelmişti.
Petit, buna rağmen Türkiye-Fransa maçının iptal edilmesini doğru bulmadığını söyledi. Böyle bir kararın iki ülke arasında diplomatik krize yol açabileceğini ve mevcut gerilimi daha da artıracağını savundu. Fransa Milli Takımı’nın Türkiye’ye siyaset yapmak için değil, futbol oynamak için geldiğini özellikle vurguladı.
Röportajın sürecin tamamlanmasıyla Petit konuyu futbolun dışına taşıdı. İsrail ve Yugoslavya’daki çatışmaları da örnek göstererek, iki dünya savaşından sonra insanların hâlâ benzer çatışmalar yaşamasına tepki gösterdi ve "Bazen insan olmaktan utanıyorum." dedi.
Ve oldukça sıra dışı bir benzetmeyle sözlerini tamamladı: Uçakta Djorkaeff’i düşünürken "Keşke bir köpek olsaydım" dediğini; insanların büyük çoğunluğunun aslında barış içinde yaşamak istediğini söyledi.
İngiliz The Guardian, Zinedine Zidane’ın Fransa Milli Takımı’nın başındaki ilk sınavı olan Türkiye maçı öncesinde ilginç bir soru ortaya attı: Real Madrid’de olağanüstü başarılar kazanan Zidane gerçekten büyük bir teknik direktör mü, yoksa olağanüstü futbolcuları yönetmeyi çok iyi bilen bir isim mi?
The Guardian, Zidane’ın Real Madrid’deki rakamlarını hatırlatıyor: İlk 100 maçında yalnızca sekiz yenilgi; üst üste üç Şampiyonlar Ligi, iki lig şampiyonluğu ve peş peşe kırılan kulüp rekorları... Ancak gazeteye göre bütün bunlara rağmen Zidane’ın teknik direktör olarak neyi temsil ettiği, hâlâ tam olarak bilinmiyor.
Çünkü Guardiola gibi belirgin bir oyun sistemiyle, futbol anlayışıyla ya da taktik devrimle özdeşleşmiş değil. Gazetenin temel sorusu burada. Real Madrid’de Casemiro-Modric-Kroos orta sahasını Zidane kurmadı. Ronaldo ya da Bale’e yeni bir futbol kimliği kazandıran da o değildi.
Bu nedenle The Guardian, Zidane’ın asıl yeteneğinin başka yerde olabileceğini düşünüyor: Elit futbolcuları ikna etmek, egoları yönetmek ve yıldızların bütün potansiyellerini sahaya çıkarmalarını sağlamak.
Gazetenin ifadesiyle Zidane, teknik direktör olarak hâlâ “okuyanın istediği anlamı çıkarabileceği bir bilmece.” Milli takım görevi bu nedenle farklı görülüyor. Zidane artık Real Madrid’in hazır yıldız düzeninin içinde değil; kadroyu, tercihleri ve takımın futbol kimliğini kendisi belirleyecek. Üstelik Deschamps’ın 14 yıllık döneminden sonra Fransa’da yeni yüzler ve farklı tercihler ortaya çıkmaya başladı.
The Guardian bu nedenle Türkiye maçını yalnızca Zidane’ın ilk milli maçı olarak görmüyor. Fransa Milli Takımı, Zidane’ın gerçek teknik direktörlük yeteneklerinin ilk kez daha açık biçimde görülebileceği yer olabilir.
Yazının sonundaki soru da bunu özetliyor: “Bu büyük gizemin ardında sürecin tamamlanmasıyla bir yüz belirecek mi?” İlk cevap Türkiye-Fransa maçında gelecek.
💡 Neden Onemli? Spor haberleri, milyonlarca taraftarın yakından takip ettiği gelişmeleri kapsar. Güncel sonuçlar ve analizler, spor dünyasını anlamak için vazgeçilmez kaynaklardır.
Yorumlar 0
Yorum Yap