20.09.2026
SON DAKİKA
48,7543 55,9992 65,3125 6.865,06
Moda cinayetinin kan donduran detayları! Gerçek 93 gün sonra ortaya çıktı
GÜNCEL SON DAKİKA MANŞET

Moda cinayetinin kan donduran detayları! Gerçek 93 gün sonra ortaya çıktı

Yıl 1960... Tarih yaprakları 25 Ocak gününü gösteriyordu. Yetkili çevrelerin aktardığına göre, i̇stanbul’un sakin semtlerinden Kadıköy Moda’da gece yarısı sokakta koşan bir adam, “Polis yok mu? Adam öldürüyorlar” diye bağırıyordu. Kaynakların aktardığı detaylara göre, bu bağırışa yoldan geçen bir taksici tanık oldu. Taksiciyle birlikte, saldırıya uğradığını söylediği kendi evine giren genç adam,

L
Lumout Medya 20 Eylül 2026, 09:33
16 14 dk

Yıl 1960... Tarih yaprakları 25 Ocak gününü gösteriyordu. Yetkili çevrelerin aktardığına göre, i̇stanbul’un sakin semtlerinden Kadıköy Moda’da gece yarısı sokakta koşan bir adam, “Polis yok mu? Adam öldürüyorlar” diye bağırıyordu. Kaynakların aktardığı detaylara göre, bu bağırışa yoldan geçen bir taksici tanık oldu.

Taksiciyle birlikte, saldırıya uğradığını söylediği kendi evine giren genç adam, kan donduran manzarayla karşılaştı. Salonda 21 yaşındaki, 8 aylık hamile eşi Feride ve 2 yaşındaki çocuğunun cansız bedeni duruyordu. Bağırışları duyan komşuların da gelmesiyle önemli olay vakit kaybetmeksizin polise aktarıldı.

Dikkat çekici bir önemli olay olarak, önemli olay yerine gelen güvenlik birimleri ekipleri, anne ve çocuğunun boğularak öldürüldüğünü fark etti. Olay yerine İkinci Şube Cinayet Masası ekipleri çağrılırken, bu cinayet kısa süre içerisinde dönemin en çok konuşulan olaylarından birine dönüşecekti.

Cinayet Masası ekipleri ve yetkililerin önemli olay yerinde yaptıkları çalışmalara göre anne eşarpla, küçük çocuk ise elle boğulmuştu. Yapılan ilk incelemede Feride’nin bunun yanı sıra cinsel saldırıya uğradığı belirlendi. Cinayetin işlendiği evde ise soruşturmanın seyrini belirleyecek pek çok iz vardı. Yatakta ve zeminde kan lekeleri bulunmuştu. Ancak anne ve çocuğun bedenlerinde bu kadar kanamayı açıklayabilecek bir yara yoktu.

Yetkili çevrelerin açıklamalarına göre, peki kan kime aitti? Bu sorunun cevabı aranırken, evin içinde saldırıya uğradığını iddia ederek sokakta bağırıp yardım isteyen Feride’nin 27 yaşındaki eşi Mustafa’nın anlattıkları, soruşturmayı daha da karmaşık hale getirecekti.

Cinayet Masası’nın ilk işi Mustafa’nın ifadesini almak oldu. Garsonluk yapan Mustafa, önemli olay gecesi eve geldiğinde evvelden holdeki elektriği yakmaya çalıştığını bu gelişmeyle paralel olarak ışığın yanmadığını dile getirdi. Mutfaktaki ışığın ise açık olduğunu fark etmişti. Bunun üzerine karanlık odanın kapısını açarak içeri girdi. Mustafa’nın polise anlattığına göre tam bu sırada odadaki bir kişi çekiçle başına vurdu. İkili arasında boğuşma başlangıç yaptı. Mustafa, saldırganın kendisini boğmaya çalıştığını, kurtulmayı başardıktan akabinde dışarı çıkarak yardım istediğini dile getirdi.

Mustafa’nın sokakta yardım istediğini görenler de vardı. Kadıköy’den Moda’ya müşteri getiren taksi şoförü Mümtaz, Mustafa’nın koşarak, “Polis yok mu? Adam öldürüyorlar” diye bağırdığını gördü. Polis eve girdiğinde Feride ve küçük oğlu bundan böyle hayatını kaybetmişti. Ancak Mustafa’nın anlattığı saldırgandan eser yoktu.

Cinayet Masası ekipleri evde ayrıntılı inceleme gerçekleştirdi. Yatakta ve zeminde bulunan kan lekeleri özellikle dikkat çekiyordu. Çünkü gerçekleştirilen ilk adli incelemede Feride ve küçük çocuğun bedenlerinde bu miktardaki kanın kaynağı olabilecek bir yara tespit edilmemişti.

Mustafa’nın başında ise bir sıyrık vardı. Bu bulgular, evde cinayet sırasında ikinci bir kişinin bulunmuş olabileceği ihtimalini gündeme getirdi. Mustafa gerçekten bir saldırganla boğuşmuş ve evdeki kan o kişiden kalmış olabilirdi.

Ancak aynı bulgular başka bir ihtimali de ortaya çıkarıyordu. Mustafa’nın anlattığı saldırgan hiç var olmamış olabilir miydi? Bu nedenle birinci derecede baş şüpheli Mustafa’ydı. Cinayet Masası bu noktadan akabinde hem Mustafa’yı hem de onun anlattığı “ikinci adam”ı araştırmaya başlangıç yaptı.

Bu bağlamda, mustafa’nın başındaki sıyrığın gerçekten anlattığı gibi bir çekiç darbesi sonucu oluşup oluşmadığı araştırıldı. Evdeki ampuller üzerinde gerçekleştirilen incelemede Mustafa’ya ait parmak izleri bulundu. Olay yerindeki kan lekelerinin kime ait olduğunun belirlenmesi için de çalışma başlatıldı.

Ancak soruşturmayı zorlaştıran kritik bir nokta vardı. Eğer katil Mustafa ise, hamile eşini ve 2 yaşındaki oğlunu neden öldürmüş olabileceğine ilişkin açık bir neden bulunamıyordu. Yapılan araştırmada Mustafa’nın ailesine ve özellikle çocuğuna düşkün olduğu yönünde bilgiler elde edilmişti. Buna rağmen Cinayet Masası, Mustafa’nın anlattığı saldırgan hikâyesine kuşkuyla yaklaşıyordu. Bu nedenle Mustafa gözaltına alındı ve sorguya çekilmeye başlandı.

Mustafa, hakkındaki şüpheler giderek artarken cinayetle bağlantılı olabileceğini düşündüğü bir kişinin adını sundu. Bu kişi deniz eri Sabri adında biriydi. Mustafa’nın anlatımına göre Sabri, Mustafa’nın kız kardeşiyle evlenmek istemiş bu gelişmeyle paralel olarak Mustafa bu evliliğe karşı çıkmıştı. Mustafa, Sabri’nin bu nedenden ötürü kendisine kin beslemiş olabileceğini iddia ediyordu.

Polis Sabri’yi bulmak için harekete geçti. Ancak Sabri ortada yoktu. Yapılan araştırmada Sabri’nin birliğinden izinli olarak ayrıldığı belirlendi. Cinayetin ardından kendisine ulaşılamaması, Mustafa’nın verdiği ismi daha kritik hale getirdi.

Cinayet Masası bundan böyle iki ayrı ihtimali araştırıyordu. İlk ihtimale göre Mustafa, eşini başka bir erkekle yakalamış, bu kişiyle boğuşmuş, adamın kaçmasının ardından Feride ve küçük çocuğunu öldürmüştü. Diğer ihtimale göre ise Mustafa doğruyu söylüyordu. Cinayeti evde bulunan başka biri işlemişti. Bu ikinci ihtimalde polisin aradığı isim Sabri’ydi.

Mustafa’nın anlattığı boğuşma doğruysa evdeki ikinci kişinin yaralanmış olma ihtimali vardı. Cinayet Masası bu olasılığın peşine geriledi. Anadolu yakasındaki doktorlar, hastaneler ve eczaneler araştırıldı. Cinayetin işlendiği gece yaralanarak tedavi olmak isteyen birinin başvurup başvurmadığı soruşturuldu. Yapılan araştırmalarda böyle yaralı birinin olduğuna dair herhangi bir bilgiye ulaşılamadı.

Olay yerindeki kan lekelerinin kaynağı ise hâlâ açıklanamıyordu. Anne ve çocuğu boğularak öldürülmüştü. Bedenlerinde, evde bulunan kanı açıklayabilecek bir yara yoktu. Mustafa’nın başındaki sıyrığın da bu miktardaki kanın kaynağı olamayacağı değerlendiriliyordu.

Değerlendirmelere göre, bu durum soruşturmayı sıra dışı üçüncü bir ihtimale götürdü. Acaba anne ve çocuğu dışında evde bir kişi daha öldürülmüş olabilir miydi? Cinayet Masası ekipleri bu ihtimal üzerine evin bahçesinde kazı gerçekleştirdi. Polis üçüncü bir ceset arıyordu. Ancak kazıda herhangi bir cesede rastlanmadı. Evdeki kanın kime ait olduğu sorusu cevapsız kalırken, Sabri’nin ortadan kaybolması da cinayetin üzerindeki sis perdesini daha da kalınlaştırıyordu.

Kamuoyunda yankı uyandıran bu gelişmede, günlerdir sorgulanan Mustafa, işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Sulh Ceza Hâkimliği, Mustafa’nın serbest bırakılmasına kararname sundu. Ancak soruşturmayı yürüten savcılık makamı bu karara itiraz etti. Savcılık, önemli olay yerindeki bulgular ve Mustafa hakkındaki şüphelerin tutuklanmasını gerektirecek kadar güçlü olduğu görüşündeydi. İtiraz üzerine dosya Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Bu kez kararname değişti.

Mustafa hakkında tutuklama kararı paylaşıldı. 27 yaşındaki garson, 8 aylık hamile eşi Feride ve 2 yaşındaki oğlunu öldürmekle suçlanarak cezaevine gönderildi. Mustafa ise suçlamaları kabul etmiyordu. Eşini ve çocuğunu öldürmediğini söylüyor, cinayetin çözülmesi için aynı ismin bulunmasını istiyordu. Mustafa cezaevine gönderilmişti bu gelişmeyle paralel olarak Cinayet Masası dosyayı kapatmadı. Çünkü Mustafa’nın anlattığı ikinci kişi ihtimalini tamamen ortadan kaldıracak bir bulgu elde edilememişti. Polis Sabri’nin peşindeydi.

Cinayetin üzerinden 33 gün geçmişti. Mustafa cezaevindeydi. Ancak onun ilk günden beri adını verdiği deniz eri Sabri’den hala iz yoktu. İstanbul’da gerçekleştirilen aramalardan sonuç alamayan Cinayet Masası, bu kez Sabri’nin peşine Türkiye çapında düşmeye kararname sundu. Fakat polisin elinde Sabri’nin aramalarda kullanılabilecek güncel bir fotoğrafı yoktu. Bunun üzerine daha akabinde Türkiye’nin en ünlü karikatüristlerinden biri olacak Milliyet gazetesinin ressamı Bedri Koraman’dan yardım istendi. Sabri’nin eşkal bilgileri Koraman’a paylaşıldı. Ünlü karikatürist, anlatılan eşkâlden yola çıkarak aranan Sabri’nin iki ayrı temsili resmini çizdi.

Polis bu resimleri çoğalttı ve Türkiye’nin dört bir yanındaki emniyet birimlerine gönderdi. Artık Sabri yalnızca İstanbul’da değil, yurt genelinde aranıyordu. Ancak Sabri’nin 33 gündür hiçbir yerde ortaya çıkmaması Cinayet Masası’nın önüne başka bir ihtimal daha çıkardı:

Cinayetle bağlantısı olduğu için mi kaçıyordu? Mustafa ise cezaevinden aynı iddiasını sürdürüyordu: “Ben yapmadım.” Polis henüz bilmiyordu ama Bedri Koraman’ın çizdiği o resimlerden biri, aylar akabinde Sabri yakalandığında onun cebinden çıkacaktı.

Aradan haftalar geçti. Sabri’den hala resmi açıklama yoktu. Cinayet Masası bir taraftan Mustafa hakkındaki soruşturmayı sürdürürken, diğer taraftan Sabri’yi aramaktan vazgeçmedi. Günler ilerledikçe Moda cinayeti daha karmaşık hale geliyordu. Bu belirsizlik 93 gün sürdü. Ve 93’üncü gün, Moda cinayetinin bütün seyrini değiştirecek önemli olay yaşandı.

Sabri’nin çizilen resmi, dönemin gazetelerinde de yayımlanarak vatandaşlar uyarılmıştı. Türkiye gündemini sarsan Moda cinayeti günlerce gazetelerde yazılıyor ve konuşuluyordu. İşte bu haberleri takip eden genç bir çocuk, Caddebostan’da Sabri’ye benzeyen birini gördü. Hemen balıkçılık yapan babasına dile getirdi. Baba ve balıkçı arkadaşları Sabri’ye benzeyen bu kişiyi yakalayarak, “Sabri sen misin?” diye sordu.

Önce, “Hayır, ben değilim” diyen Sabri’yi tanıyan biri çıkınca vakit kaybetmeksizin polise resmi açıklama paylaşıldı. 93 gündür Cinayet Masası’nın peşinde olduğu Sabri, balıkçılar tarafından polise teslim edildi.

Artık Moda cinayetinin başından beri adı geçen “ikinci adam” polisin elindeydi. Sabri Sargın emniyete götürüldükten akabinde üzerinde arama gerçekleştirildi. Cebinden 12 lira 50 kuruş çıktı. Ancak polislerin dikkatini çeken asıl şey para değildi. Sabri’nin cebinde bir de kendi resmi vardı. Bu, sıradan bir fotoğraf değildi. Cinayetten akabinde Sabri’nin yakalanabilmesi için Bedri Koraman tarafından çizilen temsili resimdi. Polis bu resmi çoğaltmış ve Türkiye’deki emniyet birimlerine dağıtmıştı. Resim ayrıca gazetelerde defalarca yayımlanmıştı.

Sabri’nin yakalanması Moda cinayetinde bütün dengeleri değiştirdi. Cinayetin işlendiği günden beri Mustafa, eşini ve çocuğunu kendisinin öldürmediğini söylüyor ve Sabri’nin bulunmasında ısrar ediyordu. Şimdi Sabri yakalanmıştı. Sabri’nin ilk ifadesinde söyledikleri ise soruşturmayı yeni bir noktaya taşıdı. O gün gazetelere yansıyan ifadesine göre Sabri, cinayeti Mustafa ve birlikte işlediklerini iddia etti.

Bu ifade, ilk bakışta Mustafa’nın üzerindeki şüpheleri ortadan kaldırmak yerine onu yeniden cinayetin içine çekiyordu. Bir tarafta 93 gündür cezaevinde bulunan ve “Ben yapmadım, Sabri’yi bulun” diyen Mustafa, diğer tarafta yakalandığında “Cinayeti Mustafa ve birlikte işledik” diyen Sabri vardı. Cinayet Masası’nın önünde şimdi birbirini suçlayan iki adam bulunuyordu. Hangisi doğruyu söylüyordu?

Sabri’nin Caddebostan’da balıkçılar tarafından yakalanıp polise teslim edilmesiyle, Moda cinayetinde 93 gündür aranan en kritik isim bundan böyle Cinayet Masası’nın elindeydi. Ancak Sabri yalnız değildi. Soruşturma sırasında güvenlik birimleri Muharrem adlı bir kişiye daha ulaştı. Muharrem de gözaltına alınarak sorguya alındı.

Sabri ve Muharrem ayrı ayrı sorgulandı. İfadeleri, önemli olay yerindeki bulgular ve soruşturmanın ilk gününden itibaren toplanan bilgilerle karşılaştırıldı. Sorgular derinleştikçe, 25 Ocak 1960 gecesi Moda’daki evde yaşananların yanı sıra cinayetin arkasındaki neden de ortaya çıkmaya başlangıç yaptı.

Sabri ve Mustafa birbirlerini tesadüfen tanıyan iki kişi değildi. Akrabaydılar. Ancak ikilinin arasında geçmişten gelen bir mesele vardı. Sabri, Mustafa’nın kız kardeşiyle evlenmek istemişti. Mustafa ise bu evliliğe karşı çıkmıştı. Sabri bunu unutmadı.

Yıllar akabinde yargı organı dosyasına da yansıyan bilgilere göre Sabri, Mustafa’nın evliliğe karşı çıkmasını gurur meselesi haline getirmişti. 25 Ocak gecesi yaşanacakların gerisinde işte bu eski husumetin bulunduğu ortaya çıkacaktı.

Yapılan soruşturmada cinayeti Sabri ve Muharrem’in işlediği belirlendi. Ortaya çıkan detaylar ise kan dondurucuydu. Soruşturmaya yansıyan bilgilere göre cinayetin işlendiği gece Sabri bir bardaydı. Burada daha evvelden tanımadığı Muharrem ve karşılaştı. İki adam tanıştı ve birlikte alkol almaya başlangıç yaptı.

Gecenin ilerleyen saatlerinde Sabri, yeni tanıştığı Muharrem’i de yanına aldı. İstikamet Moda’ydı. Sabri gideceği evi biliyordu. Üstelik aileyle akrabalığı bulunduğu için kapıyı açtırması ve eve girmesi de şüphe uyandırmayacaktı. İki adam birlikte Mustafa’nın evine hareket etti. Mustafa o sırada evde değildi. Evde 8 aylık hamile Feride ve 2 yaşındaki küçük oğlu vardı.

Sabri için o kapının açılması zor olmadı. Çünkü Feride kendisini tanıyordu. Karşısındaki kişi kocasının akrabasıydı. Bu nedenle Sabri, yanında Muharrem olduğu halde eve rahatlıkla girdi. Ancak eve girdikten akabinde gecenin seyri değişti. Sabri ve Muharrem, 8 aylık hamile Feride’ye cinsel saldırıda bulundu. Ardından Feride’yi, daha akabinde da geride tanık bırakmamak için 2 yaşındaki oğlunu boğarak öldürdüler.

Ortaya çıkan tablo, soruşturmanın başından beri cinayetin baş şüphelisi olarak görülen Mustafa’nın durumunu da tamamen değiştirdi. Mustafa ilk günden beri aynı şeyi söylüyordu: Eşini ve çocuğunu kendisinin öldürmediğini, eve geldiğinde içeride başka bir erkek bulunduğunu ve bu kişiyle boğuştuğunu anlatıyordu.

93 gün akabinde yakalanan Sabri ve Muharrem’in sorgularında ortaya çıkan gerçekler, korkunç cinayeti gün yüzüne çıkarmıştı. Cinayetin ardından katil zanlısı olarak cezaevine gönderilen Mustafa için bu kez tahliye yolu açılırken, Sabri ve Muharrem hakkında adli süreç başlayacaktı.

İki şüpheli, sorgunun ikinci gününde cinayetin tüm detaylarını anlatmıştı. Bu ifadelerin ardından Mustafa’nın tahliyesine kararname paylaşıldı. Hamile eşini ve 2 yaşındaki oğlunu öldürmekle suçlanan Mustafa, tam 95 gün kaldığı cezaevinden çıktı. Üç ayı aşkın süre boyunca iki cinayetin sanığı olarak cezaevinde bulunan Mustafa’nın çıkışını gazeteciler de takip ediyordu.

Mustafa cezaevi kapısından çıktığında kollarını kaldırarak sevincini gösterdi. Ardından, “Allah bana bugünleri gösterdi. Çok sevinçliyim, başım ağrıyor” dedi. Ancak Mustafa için mesele yalnızca özgürlüğüne kavuşmak değildi. Eşi ve çocuğu öldürülmüş, kendisi ise onları öldürmekle suçlanarak 95 gün cezaevinde kalmıştı. Mustafa, eşinin ve oğlunun acısını unutamadığını belirterek gerçek suçluların cezalandırılmasını beklediğini dile getirdi.

Feride ve 2 yaşındaki oğlunun öldürülmesinin üzerinden yaklaşık 6 yıl geçmişti. Sabri hakkındaki dava sonuçlandığında yargı organı, Sabri’yi suçlu bularak idam cezasına mahkûm etti. Ancak cinayet gecesi Sabri ve birlikte eve girdiği belirlenen Muharrem hakkında hüküm kurulamadı. Çünkü Muharrem, yargılama devam ederken cezaevinde hayatını kaybetmişti. Böylece 25 Ocak 1960 gecesi Moda’daki bir evde başlayan ve yıllarca süren cinayet dosyasında Sabri hakkında en ağır ceza paylaşıldı.

Bu haberi paylaş: Facebook Twitter WhatsApp
L
Bu Haberi Hazırlayan
Lumout Medya
Lumout Medya haber ekibi tarafından derlenen bu haber, editoryal standartlarımız çerçevesinde hazırlanmıştır.
20 Eylül 2026, 09:33 14 dk okuma 16 görüntülenme

Yorumlar 0

Yorum Yap

0 / 1000