18.10.2026
SON DAKİKA
Dikkat Çeken Gelişme: Sigortası olmayanlar dikkat! Hasar sonrası ne yapılmalı? İşte sel mağdurları için hukuki yol... • Önemli Açıklama: Elektrikli araç şarjında İstanbul ilk sırada: Eylül verileri duyuruldu • Faiz kararı için geri sayım başlangıç gerçekleştirdi! Gözler Merkez Bankası'nda... • SON DAKİKA! Ticaret Bakanlığı sosyal medyada yayımlanan ilanlara ceza yağdırdı • Önemli Açıklama: Pay gelirlerinin bütçeye sağlayacağı katkı belli oldu • En yoğun pay demir yoluna ayrıldı! 2027'de ulaşım programlarına ne kadar ödenek ayrıldı? • Ticari araç ihracatı 5,1 milyar doları aştı! En çok ihracat yapılan ülke belli oldu • Gündem Yaratıyor: Galatasaray'ın rakibi Lille'e Brest çelmesi! • Son Dakika: Süper Lig'de Beşiktaş ile Trabzonspor derbide kozlarını paylaşacak! • Konya'yı tek golle geçen Amed inadını sürdürdü • Dikkat Çeken Gelişme: Sigortası olmayanlar dikkat! Hasar sonrası ne yapılmalı? İşte sel mağdurları için hukuki yol... • Önemli Açıklama: Elektrikli araç şarjında İstanbul ilk sırada: Eylül verileri duyuruldu • Faiz kararı için geri sayım başlangıç gerçekleştirdi! Gözler Merkez Bankası'nda... • SON DAKİKA! Ticaret Bakanlığı sosyal medyada yayımlanan ilanlara ceza yağdırdı • Önemli Açıklama: Pay gelirlerinin bütçeye sağlayacağı katkı belli oldu • En yoğun pay demir yoluna ayrıldı! 2027'de ulaşım programlarına ne kadar ödenek ayrıldı? • Ticari araç ihracatı 5,1 milyar doları aştı! En çok ihracat yapılan ülke belli oldu • Gündem Yaratıyor: Galatasaray'ın rakibi Lille'e Brest çelmesi! • Son Dakika: Süper Lig'de Beşiktaş ile Trabzonspor derbide kozlarını paylaşacak! • Konya'yı tek golle geçen Amed inadını sürdürdü •
49,4840 55,6436 66,0003 6.632,39
Muhalefete ne gerek var? İktidar kendi kendini yıkacak güçte!
GÜNCEL SON DAKİKA MANŞET

Muhalefete ne gerek var? İktidar kendi kendini yıkacak güçte!

Farkında mısınız? Sokakta bir "duygusal cemaat" doğuyor! Bilindiği üzere, i̇ktidarı yıkacak olan bir cemaat. Ve bunu yönetimi elinde bulunduranlar kendi eliyle inşa ediyor. Gündemin odağındaki bu gelişmede, toplumları bir arada tutan harç sadece ortak değerler değil; bazen de ortaklaşa hissedilen ve görmezden gelinen derin adalet duygusu kaybıdır. Bugün Türkiye’de milyarlarca liralık fon iddiaları

L
Lumout Medya 18 Ekim 2026, 14:03
222 6 dk
Farkında mısınız? Sokakta bir "duygusal cemaat" doğuyor! Bilindiği üzere, i̇ktidarı yıkacak olan bir cemaat. Ve bunu yönetimi elinde bulunduranlar kendi eliyle inşa ediyor. Gündemin odağındaki bu gelişmede, toplumları bir arada tutan harç sadece ortak değerler değil; bazen de ortaklaşa hissedilen ve görmezden gelinen derin adalet duygusu kaybıdır. Bugün Türkiye’de milyarlarca liralık fon iddialarıyla gündeme gelen, para hareketlerinin niteliği ve aktörleri hakkında soru işaretleri yaratan olayların birileri tarafından üzerinin örtülmeye çalışıldığı algısı, tam olarak bu sosyo-psikolojik mekanizmayı tetikliyor. Milyarlarca liranın akıbeti, BDDK, SPK ve MASAK gibi ilgili denetim ve finansal inceleme kurumlarının süreçteki rolü ve soruşturma süreçlerinin şeffaflığı kamuoyunda açık yanıtlar bekliyor. Böylesi büyük bir skandal karşısında eğer yönetimi elinde bulunduranlar şeffaf davranamaz ve şüphelileri koruyor şeklinde bir izlenim doğarsa bu haksızlığa tepki veren tüm kamuoyu bu gidişle ortak bir öfkede birleşecek ve devasa bir "duygusal cemaat" oluşturacak. Umuyoruz ki yönetimi elinde bulunduranlar denildiğinde gözlerin çevrildiği en yüksek makamın "üzeri örtülmeyecek" yönündeki kararlılık beyanı eksiksiz tecelli eder ve hepimiz bu yıpratıcı belirsizlikten ve öfkeden bir an evvel arınırız. Unutulmamalıdır ki toplumsal hareketler için kolektif duygular vazgeçilmezdir. Politik aktörler bu duyguları uyandırır, yönlendirir ve canlı tutar. Tam da bu noktada yönetimi elinde bulunduranlar partisinin şapkasını önüne koyup düşünmesi gerekir: Bir ülkede milyarlarca liranın akıbeti tartışılırken asıl mesele paranın nereye gittiği değil de bu soruyu kimin sorduğu hâline gelmişse, orada ekonomik denetimden evvelden ciddi bir siyasi muhasebenin yapılması gerekir. İktidar, muhalif kesim söylemleriyle uğraşmak yerine kendi bünyesindeki bu yapılara bakmalı ve kitleleri kendi aleyhine konsolide eden bu mekanizmalara karşı kendi iç tedbirini vakit kaybetmeksizin almalıdır. Zira muhalefetin yıllarca uğraşarak yapamadığını, iktidarın kendi bünyesindeki denetimsizlik iddiaları birkaç haftada yapabiliyorsa, ortada muhalefetin başarısından çok yönetimin kendi kendisine açtığı ağır bir siyasi yara var demektir. Çünkü burada bundan böyle sadece teknik bir ekonomik kritik süreç yok; geçen her gün iktidarın aleyhine işleyen, kolektif hafızaya kazınan derin bir adalet, güven ve meşruiyet krizi var. Görünen o ki milyonların gözü önünde haklarında ağır suçlamalar bulunan şüphelilerin üzerindeki sis perdesini kaldırmakta tereddüt edenler var. Oysa en temel kuraldır: Şeffaflıktan kaçınmak ve belirsizlik şüpheyi, şüphe ise en nihayetinde kitlelerin öfkesini besler. Siyasi iktidarın has kurmayları iyi bilir ki bu kritik süreç, geçmişte tecrübe ettikleri, tanıdık ve geçiştirilebilir krizlerden biri değil. Politik psikolojide "göreli yoksunluk" olarak adlandırılan durum tam olarak bu gün itibarıyla yaşanmakta. Bir tarafta ayın sonunu getiremeyen, kirasını toparlayamayan, pazarda ve mutfakta her gün sessiz bir varlık mücadelesi veren geniş halk kitleleri; diğer tarafta ise hiçbir kurala uymadan büyük kaynakları kontrol ettiği iddia edilen bir avuç ayrıcalıklı zümre... Halk, kendi yaşadığı ağır mağduriyet ve bu pervasız zenginleşme arasındaki korkunç tezatı zihninde eşitlediği an, iktidarla arasındaki güven bağı kopma noktasına kazanç. Buradaki temel soru, yalnızca paranın kimler tarafından alındığı değil; hangi denetim mekanizmalarının neden işlemediği, olası ihmallerin kimler tarafından araştırıldığı ve siyasi sorumluluğun nasıl üstlenileceğidir. Devletin görevi yalnızca suç işlendikten akabinde suçluyu bulmak değil, milyarlarca liralık kaynakların nasıl el değiştirdiğini zamanında denetlemek ve kamuoyuna açıklamaktır. Büyük kitleler, ekonomik darboğazlara bir süre sabredebilir. İnsan psikolojisi adalet duygusu ayakta kaldığı sürece yük taşımaya meyillidir. Ancak toplum, sistemin çifte standart uyguladığına, gücü elinde tutanların şüphelileri koruduğuna ikna olursa sabrın yerini derin bir yabancılaşma alır. Bu yüzden, milyarları elinde tuttuğu iddia edilen isimlerin ve finansal ilişki ağlarının tam ve şeffaf dökümünü kamuoyunun önüne koymaz, kurumlar arası açık bir hesaplaşma sağlamazsanız, bu siyasi ve toplumsal yükü taşıyamazsınız. İktidar sahiplerinin vakit kaybetmeksizin bu gün itibarıyla kendilerini geçici çözümlerle avutmayıp kendi yarasına neşteri kendisi vuracak güçte olduğunu göstermesinin tam zamanıdır. Şeffaflık ve hukuk tam manasıyla tesis edilmelidir. Zira kolektif şuur bir kez kırıldığında, siyasi psikolojideki bastırma mekanizmaları bundan böyle işe yaramaz. Siyasette en tehlikeli eşik, seçmenin yaşama riski bulunan o geri dönülmez "duygusal kopuş" anıdır. Bu güven kaybı derinleştiğinde söylenecek hiçbir söz, verilecek hiçbir vaat, yürütülecek hiçbir propaganda bu kenetlenmiş kitlenin zihnindeki hükmü değiştiremez. Sandık günü geldiğinde kitleler sadece bir oy kullanmaz; uğradıkları haksızlığın ve cevapsız bırakılan soruların faturasını çıkartır. Devletin itibarı, güçlülerin korunmasıyla değil, güçlü olanların da hukuk karşısında hesap verebilmesiyle korunur. Bir yönetimin gerçek gücü, kendisine yöneltilen soruları susturmasında değil, o soruların cevabını kendi iradesiyle kamuoyunun önüne koyabilmesindedir. Çünkü adaletin geciktiği yerde söylentiler büyür; şeffaflığın kaybolduğu yerde ise en ağır siyasi faturayı muhalif kesim değil, iktidarın kendi suskunluğu hazırlar. İşte tam da bu nedenden ötürü toplumun adalet duygusunu hiçe sayan bir avuç muhterise inat, her ne pahasına olursa olsun, yönetimi elinde bulunduranlar bu olayın üstüne kararlılıkla gitmeli; içindeki bu kirli elleri deşifre ederek arınmalı ve eğer hâlâ iktidarda kalmak istiyorsa işini o duygusal cemaatin sandıkta kuracağı soğuk mahkemeye bırakmamalıdır. Geleceği kurtarmanın tek yolu, gerçeklerle cesaretle yüzleşmek ve halkın sarsılan adalet duygusunu onarıcı bir liderlikle yeniden inşa etmektir. *Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer bölge görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. muhalefetİKTİDARDr. Ayça Ferda KansuDr. Ayça Ferda Kansu Independent Türkçe için yazdı Dr. Ayça Ferda KansuPazar, Ekim 18, 2026 - 14:00Main image: 

Fotoğraf: AA

TÜRKİYE'DEN SESLERType: newsSEO Title: Muhalefete ne gerek var? İktidar kendi kendini yıkacak güçte!copyright Independentturkish: 
Bu haberi paylaş: Facebook Twitter WhatsApp
L
Bu Haberi Hazırlayan
Lumout Medya
Lumout Medya haber ekibi tarafından derlenen bu haber, editoryal standartlarımız çerçevesinde hazırlanmıştır.
18 Ekim 2026, 14:03 6 dk okuma 222 görüntülenme

Yorumlar 0

Yorum Yap

0 / 1000