Son Dakika: Otobüste duyduğu konuşma hayatını değiştirdi! 'Eşime söyledim, bir daha kopamadım'
GÜNCEL SON DAKİKA MANŞET

Son Dakika: Otobüste duyduğu konuşma hayatını değiştirdi! 'Eşime söyledim, bir daha kopamadım'

HABERLERGündem HaberleriOtobüste duyduğu konuşma hayatını değiştirdi! 'Eşime söyledim, bir daha kopamadım'Güncelleme Tarihi: Eylül 17, 2026 11:48 İlgili kaynakların aktardığına göre, 1951'de Kosova'da doğan, 10 yaşında ailesiyle İstanbul'a göç eden Akdere'nin gönüllülük hikayesi çocuklarla başlamadı. Habere ilişkin ed

L
Lumout Medya 17 Eylül 2026, 11:48
1 8 dk

HABERLERGündem HaberleriOtobüste duyduğu konuşma hayatını değiştirdi! 'Eşime söyledim, bir daha kopamadım'Güncelleme Tarihi: Eylül 17, 2026 11:48

İlgili kaynakların aktardığına göre, 1951'de Kosova'da doğan, 10 yaşında ailesiyle İstanbul'a göç eden Akdere'nin gönüllülük hikayesi çocuklarla başlamadı. Habere ilişkin edinilen son bilgilere göre, yıllarca Fındıkzade'deki Kosova Derneğinin huzurevinde gönüllü olarak çalışan Akdere, yaşlılarla ilgilendi ve kermeslerle huzurevinin ihtiyaçlarının karşılanmasına katkı sundu.

Yeşilköy'e taşındıktan akabinde ise hayatının yönünü değiştirecek tesadüfi bir karşılaşma yaşadı. Eski komşularını ziyaret etmek için bindiği otobüste, iki kadının ülke yönetimi korumasındaki çocukların yaşadığı Çocuk Evleri Sitesi'nden söz ettiğini duydu.

Ertesi gün merak edip kuruma giden Akdere'nin hayatı, kapıdan içeri girdiği an değişti. Aynı konu bağlamında, çocukların kendisine sarılması ve ayrılırken "Anne, ne zaman geleceksin, elimizi tutacaksın?" diye seslenmesi üzerine gözyaşları içinde eve dönen Akdere, eşine bundan böyle huzurevinden çok çocukların yanında olmak istediğini dile getirdi.Akdere, o günden akabinde çocuklar için yalnızca kurumu ziyaret eden biri olmadı. Dönemin gönüllü anneleriyle birlikte devletin gönderdiği erzakla çocuklara yemek hazırladı, oruç tutanlar için sahurluklar gerçekleştirdi, çocukların isimlerini tek tek öğrendi ve onların günlük hayatının bir parçası haline ulaştı.

Ancak Akdere'nin gönüllü anneliği mutfakta bitmedi. Çocukların eğitimlerini sürdürmeleri için burs aradı, okul kitaplarını temin etti, onları ehliyet kurslarına yönlendirdi, tatil dönemlerinde boşta kalmamaları için çevresindeki esnafla görüşerek iş bulmalarına yardımcı oldu. Tekstil sektöründen tanıdıklarının desteğiyle yatak ve örtüler temin etti, çalışabilecek yaşa gelen çocukların iş bulmasına aracılık etti.

Konunun arka planına bakıldığında, çocukların yalnızca ihtiyaçlarını karşılamaya değil, hayatlarına yön vermeye de çalışan Akdere, kurumdan ayrıldıktan akabinde da onlarla bağını koparmadı.

Bugün yıllar evvelden küçük yaşta tanıdığı çocukların nikahlarına gidiyor, bazılarına şahitlik yapıyor, bebek haberlerini telefonla alıyor ve farklı şehirlerden sırf elini öpmek için gelen çocukları ağırlıyor.

Onun için gönüllü annelik, organizasyon kapısından içeri girmekle başlayan geçici bir yardım değil, yıllar akabinde bile "Şivazar Anne" diye seslenen çocuklarla devam eden bir aile bağına dönüştü.

25 yıldır Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İstanbul Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne bağlı Çocuk Evleri Sitesi'ndeki çocuklara gönüllü annelik yapan Akdere, çocuklarla tanışmasının tamamen tesadüf olduğunu bu gelişmeyle paralel olarak ilk karşılaşmadan akabinde bir daha onlardan kopamadığını aktarımda bulundu.

Akdere, "Ben ilk evvelden huzurevinde gönüllüydüm. Yaşlıların saçlarını tarıyorduk, tırnaklarını kesiyorduk, kermesler yapıyorduk. Sonra Yeşilköy'e taşındım. Bir gün otobüsle Fındıkzade'ye eski komşularıma giderken iki tane bayanın konuşmasına kulak misafiri oldum. Yeşilköy'de Çocuk Evleri Sitesi olduğunu anlatıyorlardı. Ben de merak ettim, ertesi gün gittim. Çocuklara baktım, onlar bana sarılınca içimden böyle bir şey aktığını hissettim. O kadar mutlu oldum ki. Ayrılırken 'Anne, ne zaman geleceksin, ne zaman elimizi tutacaksın?' dediler. Ben de oradan ağlayarak ayrıldım. Eve gidip eşime, 'Ben bundan böyle huzurevine gitmiyorum, çocuk evlerine gidiyorum.' dedim. Ondan akabinde da bir daha kopamadım." dedi.ÇOCUKLARIN GELECEĞİNİ DE DÜŞÜNDÜ

Yetkili çevrelerin açıklamalarına göre, akdere, kurumda yalnızca çocuklarla vakit geçirmediğini, onların eğitim ve çalışma hayatına hazırlanması için de yıllarca çaba gösterdiğini dile getirdi.

Çocukların hayatına dokunmaya başladığı dönemde kurumda 30 çocuk olduğunu kaydeden Akdere, "Devlet erzak gönderirdi, biz de Müzeyyen Anne, Esra Hanım, Melahat Anne hep birlikte yemeklerini yapardık. Oruç tutan çocuklara sahurluk hazırlardık. Sonra çocuklar büyümeye başlangıç yaptı. Kimisinin okul kitabını aldık, kimisine burs bulduk, kimisini ehliyet kursuna yazdırdık. Okul tatillerinde boş gezmesinler diye tanıdığım esnafa götürdüm. Esnafla görüşerek tatillerde çalışabilmelerine yardım ettik. Amacım sokakta dolaşmaları değil, bir meslek öğrenmeleri, hayata tutunmalarıydı." diye açıklamalarda bulundu.

Akdere'nin hafızasında en derin iz bırakan anılardan biri de Ayşe isimli bir annenin kızıyla yaşadığı karşılaşma oldu.

"Ben resmi açıklama vermeden kuruma giderdim. Bir gün baktım, 10 yaşlarında bir kız çocuğu var. 'Senin ne işin var burada?' dedim. 'Annem burada çalışıyor.' dedi. Annesini çağırdım. Bırakacak yeri olmadığı için kızını yanında getiriyormuş. Hemen çocuklarıma telefon açtım. Aynı gün formasını aldık, okul kaydını yaptırdık. Sonra hep birlikte Halkalı tarafında ona bir ev açtık. Eşim arabasıyla eşyaları taşıdı. Eşten dosttan ne bulduysak evini kurduk. Kadın oradan ayrıldı, kendi hayatını kurdu. Onu hiç unutamıyorum.""GEL ANNE, ÇEKİRDEK TIKLAYALIM"

Yıllar akabinde bile aklına geldikçe gülümsediği çocuklardan biri de Kemal oldu. Kurumdaki iki kardeşten biri olan Kemal'in çocukça bir cümlesi, yıllar geçmesine rağmen Akdere'nin günlük hayatında yaşamaya sürmektedir.

Konuyla ilgili değerlendirmelere göre, akdere, "Kemal 8 yaşlarındaydı. Çok sevdiğim bir çocuktu. Kravatsız hiç gezmezdi. Bir gün elindeki çekirdekleri almış yanıma ulaştı, 'Anne gel, çekirdek tıklayalım.' dedi. Dikkatimi çeken de buydu, 'Çekirdek yiyelim.' demedi, 'Tıklayalım.' dedi. O gün birlikte oturup çekirdek tıkladık. Aradan bunca yıl geçti ama o söz hala benimle yaşıyor. Şimdi ne zaman eve çekirdek alsam çocuklarıma, torunlarıma da 'Gelin, çekirdek tıklayalım.' diyorum. O söz bana Kemal'den kaldı." ifadelerini kullandı.

Uzmanların aktarımına göre, nikahlarında şahit olduğu, bebek haberlerini ilk aldığı çocukların bu gün itibarıyla hala kendisini "Şivazar Anne" diye çağırdığını anlatan Akdere, yıllar evvelden küçük yaşta tanıştığı Suat'ın düğününde yaşadığı anıyı ise unutamadığını dile getirdi.

Akdere, "Suat çok küçük gelmişti kuruma, 5 yaşlarındaydı. Yıllar geçti, büyüdü, evlendi. Nikahında kız tarafı ailece fotoğraf çektirdi. Sonra görevli, 'Damadın yakınları gelsin.' dedi. Çocuk öyle bir etrafına baktı ki... Annesi, babası yoktu. Ben de yanındaydım. Arkadaşı Özay 'Anne yürü.' dedi, koluma girdi. Birimiz sağına, birimiz soluna geçtik. Aile fotoğrafını öyle çektirdik. Hala o fotoğrafları bana gönderiyorlar. Böyle zamanlarda çok duygulanıyorum." dedi.

Akdere, yıllar evvelden birlikte büyüdüğü çocukların bu gün itibarıyla de kendisini aramaya devam ettiğini dile getirerek, "Hepsi beni arıyor. Nikahlarına gidiyorum, şahit oluyorum. Bebek haberlerini bana veriyorlar, resimlerini gönderiyorlar. Ankara'dan sırf elimi öpmeye gelen çocuğum oldu. Sokakta karşılaşınca 'Şivazar Anne' diye koşup sarılıyorlar. Bana küçüklük fotoğraflarını gösteriyorlar ki hatırlayayım. Onlar beni unutmadı, ben de hiçbirini unutmadım. Emeklerimiz birbirimize boşa gitmedi." ifadelerini kullandı.

Bugün sağlık durumu nedeniyle eskisi kadar sık kuruma gidemese de çocuklarla bağını koparmayan Akdere, insanların çocuklara yalnızca maddi destek vermekle yetinmemesi gerektiğini düşünüyor.

Akdere, "Anne babasız büyümek çok zor. Çocuklar her şeylerini anlatamıyor. Bazen kenara çekip dertlerini anlatıyorlar. Onlar ağlayınca ben de ağlıyorum. Sarıldığım zaman kendimi mutlu hissediyorum. Onları mutlu edebiliyorsam ne mutlu bana. Herkese söylüyorum; çocuklarımıza daha fazla ilgi gösterelim. Eğitimlerine önem verelim. Her şeyden evvelden sevgi verelim. Bir çocuğun hayatına dokunmak bazen bir sarılmakla başlıyor." şeklinde açıklamalarda bulundu.

Bu haberi paylaş: Facebook Twitter WhatsApp
L
Bu Haberi Hazırlayan
Lumout Medya
Lumout Medya haber ekibi tarafından derlenen bu haber, editoryal standartlarımız çerçevesinde hazırlanmıştır.
17 Eylül 2026, 11:48 8 dk okuma 1 görüntülenme

Yorumlar 0

Yorum Yap

0 / 1000