Pakistan BM Daimi Temsilcisi Ahmad: Türkiye ile BM'deki tüm konularda birlikte çalışıyoruz
Pakistan’ın Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Asım İftikhar Ahmad, Pakistan ile Türkiye'nin, BM Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) daha demokratik ve hesap verebilir bir şekilde reforme edilmesi için birlikte çalıştıklarını aktardı. "2027 İspanya Süper Kupası" Tanıtım Toplantısı Pakistan BM Daimi Temsilcisi Ahmad: Türkiye ile BM'deki tüm konularda birlikte çalışıyoruzDünyaPakistan BM Daimi Temsilcisi Ahmad: Türkiye ile BM'deki tüm konularda birlikte çalışıyoruzPakistan’ın Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Asım İftikhar Ahmad, Pakistan ile Türkiye&a
"2027 İspanya Süper Kupası" Tanıtım Toplantısı
Gündeme gelen gelişmeye göre, pakistan BM Daimi Temsilcisi Ahmad: Türkiye ile BM'deki tüm konularda birlikte çalışıyoruzDünyaPakistan BM Daimi Temsilcisi Ahmad: Türkiye ile BM'deki tüm konularda birlikte çalışıyoruzPakistan’ın Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi Asım İftikhar Ahmad, Pakistan ile Türkiye'nin, BM Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) daha demokratik ve hesap verebilir bir şekilde reforme edilmesi için birlikte çalıştıklarını belirtti.Islam Doğru17 Eylül 2026•Güncelleme: 17 Eylül 2026BİRLEŞMİŞ MİLLETLERAhmad, Pakistan’ın BMGK'deki geçici üyeliği, ülkesinin Gazze ve İran krizi hakkında yürüttüğü diplomatik çalışmalar ve Türkiye ile ilişkileri hakkında AA'ya özel mülakat verdi.
Yaklaşık iki yıldır geçici üyesi oldukları BMGK’deki çalışmalarında barışı koruma, çatışmaları önleme ve anlaşmazlıkların barışçıl çözümü konularının öncelikleri arasında yer aldığını belirten Ahmad, Pakistan'ın konseyde daimi 5 üye (P5) ve diğer geçici üyelerle çok yakın ilişkileri olduğunu söyledi.
Elde edilen bilgilere göre, ahmad, yıl sonu bitecek olan BMGK üyelikleri boyunca hedeflerine büyük ölçüde ulaştıklarını düşündüğünü belirterek, "Devam eden zorluklar ve çözülmemiş durumlar var. Bunlar, Konsey'de sürekli çalışma gerektiriyor. Açıkçası, görev süremiz sınırlı, üç ay sonra bitecek. Ancak geride iyi bir katkı bıraktığımızdan eminim." dedi.
Dikkat çekici bir gelişme olarak, bM’nin güvenilirliğine yönelik çok fazla eleştiri olduğunu söyleyen Ahmad, ancak bunların çoğunun haksız olduğunu, bu eleştirilerin BMGK üyelerine yönelik olması gerektiğine işaret etti.
"BMGK’deki daimi üyelerin pozisyonları ve kullandıkları veto yetkileri var. Konseydeki eylemler, daimi üyelerin kendi ulusal çıkarlarını veya dost ve müttefiklerinin çıkarlarını korumaya veya bunların çıkarlarına aykırı hareket etmeye çalıştıklarında sorunlu hale geliyor. Bunu konseyde farklı zamanlarda gördük. Bu nedenle, Pakistan ve Türkiye, diğer dostlarımızla birlikte, BMGK'nin daha demokratik ve hesap verebilir bir şekilde reforme edilmesi ve genişletilmesi çağrısında bulunan, reform yanlısı ülkeler grubu olarak bir araya geldik.”
Elde edilen bilgilere göre, bMGK’nin daimi üyelerinin yanı sıra seçilmiş üyelerin de temsilinin güçlendirilmesinin, konseyin daha şeffaf ve daha etkili hale getirilmesi için çok kritik olduğunu düşündüklerini belirten Ahmad, bu konuda BMGK'de seçilmiş üyelerin sesini daimi üyelere kıyasla güçlendirecek öneriler üzerinde çalıştıklarını belirtti.
Ahmad, BMGK’deki daimi üyelerin uluslararası barış ve güvenliği koruma konusundaki özel yükümlülükleriyle birlikte, Genel Sekreterlik makamının da taraflara daha fazla ulaşma ve onlarla daha proaktif bir şekilde iletişim kurma konusunda daha istekli olması gerektiğini kaydetti.
Pakistan’ın ABD/İsrail ile İran arasındaki çatışmada arabulucu rolü hakkındaki soruya karşılık, bu konuda uluslararası alandan çok olumlu tepkiler aldıklarını belirten Ahmad, “Çünkü bu çaba, hızla tırmanan ve tüm dünyanın bu çatışmanın hangi yöne gittiği konusunda gerçekten endişeli olduğu bir dönemde gerçekleşti." dedi.
Ahmad, ABD/İsrail-İran çatışmasının barış ve güvenlik boyutunun yanı sıra gıda ve enerji güvenliği dahil ekonomik yansımalarına da dikkat çekerek “Daha geniş çaplı bir tırmanma riski de söz konusuydu, gerçek bir tehdit vardı." şeklinde devam etti.
Pakistan’ın on yıllardır görüşmeyen tarafları ilk kez çok yüksek düzeyde görüşmelerle bir araya getirdiğini vurgulayan Ahmad, "Bunu, Suudi Arabistan, Mısır ve Türkiye gibi dostlarımız ve ortaklarımızla ve Çin gibi diğer ülkelerle yakın işbirliği içinde, arabuluculuk çabalarımızı destekleyen bir grup dostla birlikte yaptık." ifadelerini kullandı.
"Ancak taraflar İslamabad Mutabakat Zaptı'nın uygulanmasında gerekenleri yerine getirmediler ve bu da çatışmaların yer yer yeniden başlamasına neden oldu. Bu durum biraz kötüleşiyor, ancak şunu da söylemeliyim ki, mart ve nisan başlarında yaşanan çatışmanın ivmesi ve zirve noktası Pakistan'ın çabalarıyla kırıldı. Yani evet, hala bir gerginlik var, ara sıra saldırılar oluyor, ancak o yoğunlukta bir çatışma yok. Bu da diyalog ve diplomasi için hala alan olduğu anlamına geliyor."
Ahmad, ABD/İsrail-İran çatışması konusunda taraflarla temaslarını sürdürdüklerini ve tarafları yeniden masaya getirmeye çalıştıklarını belirtti.
Bu gelişmeler arasında, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında 7 Ağustos’ta imzalanan Mekke Mutabakatı’nın da çok kritik bir gelişme olduğunu belirten Ahmad, "Bunun arkasında bir tarih var." dedi.
Ahmad, "Bölgedeki gelişmeler göz önüne alındığında, bölgede kaynaklara, ekonomik, askeri ve siyasi etkiye sahip kritik ve etkili üç ülke olmamız nedeniyle, bölgenin barış ve istikrarını sağlamak adına üstlenmemiz ve yerine getirmemiz gereken bir sorumluluk olduğunu düşündük." ifadelerini kullandı.
Mekke Mutabakatı'nın caydırıcı nitelikte olduğunun açıkça belirtildiğini hatırlatan Ahmad, "Temel amacı caydırıcılık ve istikrarı sağlamaktır, savunma amaçlıdır. Herhangi bir ülkeye karşı yöneltilmemiştir." diye konuştu.
Ahmad, mutabakatı "ortak bir çaba, irade ve kararlılık" şeklinde niteleyerek, "Bu durum, diğer birçok dostumuz ve ortağımız tarafından büyük ilgiyle karşılanıyor ve bunun nihayetinde ne şekil alacağına dair beklentiler ve tartışmalar var. Şu anda, bu anlaşmayı kurumsallaştırmak için adımlar atıyoruz." ifadelerini kullandı.
Öte yandan Türkiye ile Pakistan arasındaki dostluk ve kardeşliğin son anlaşmalarla tanımlanamayacağı, ilişkinin hilafet dönemine kadar uzanan bir geçmişe sahip olduğunu vurgulayan Ahmad, iki ülke arasındaki geniş kapsamlı, çok yönlü, karşılıklı yarar sağlayan bir işbirliği ve birbirinin temel ulusal çıkarlarına destek söz konusu olduğunu söyledi.
Ahmad, "Bu ilişki sadece devlet ve hükümet düzeyinde kalmıyor, ötesine geçiyor. Her iki tarafta da halklar arasında yakın ilişki var ki bu çok kritik çünkü bu aslında Pakistan ve Türkiye arasındaki ilişkiyi güçlendiriyor." dedi.
Bu ilişkinin BM’deki çalışmalara da çok yansıdığını belirten Ahmad, şöyle devam etti:
"BM'deki tüm konularda birlikte çalışıyoruz. Çok yakın işbirliği içindeyiz. Örneğin, Müslüman karşıtlığı (İslamofobi) konusu bizi bir araya getiren ortak bir nokta. Dolayısıyla, genel olarak BM'deki ortaklığımızın çok güçlü olduğunu söyleyebilirim. Biz 20 yılı aşkın süredir BMGK reformu için çalışan "Uzlaşma İçin Birleşme" grubunun bir parçasıyız. Türkiye, arabuluculuk rolünü teşvik etmede çok istekli ve aktif."
"Yani aklınıza gelen her konuda BM'de birlikteyiz" diyen Ahmad, iki ülke arasında halklara kadar uzanan dostluk bağının çok derinlere gittiğinin ve bunun da Pakistan-Türkiye dostluğunun gerçek gücü olduğunun altını çizdi.
Pakistanlı Daimi Temsilci "Bu durumdan gerçekten çok mutlu ve heyecanlıyım. Pakistan-Türkiye ilişkilerini daha da yüksek seviyelere taşımayı diliyoruz." ifadelerini kaydetti.
Yorumlar 0
Yorum Yap