Son Dakika: Rejans'ta cumhuriyet ve bir tabak etsiz kuru fasulye pilav
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’na günler kala Beyoğlu’nun eski Rejans’ında, bugünkü adıyla 1924 İstanbul’da bir akşam yemeğindeydim. Davetiyede kıyafet kodu "Cumhuriyet şıklığı" olarak belirtilmişti. Gündemin odağındaki bu gelişmede, rejans’ın geçmişine yabancı değildim. Yine de o akşamdan akabinde eski yazıları, hatıraları yeniden karıştırmaya başladım. Edinilen bilgilere göre, bildiğimi sandığım hik
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’na günler kala Beyoğlu’nun eski Rejans’ında, bugünkü adıyla 1924 İstanbul’da bir akşam yemeğindeydim. Davetiyede kıyafet kodu "Cumhuriyet şıklığı" olarak belirtilmişti. Gündemin odağındaki bu gelişmede, rejans’ın geçmişine yabancı değildim. Yine de o akşamdan akabinde eski yazıları, hatıraları yeniden karıştırmaya başladım. Edinilen bilgilere göre, bildiğimi sandığım hikâyelerin arasından yeni ayrıntılar çıktı. Bir lokantanın geçmişini araştırırken kendimi Rus Devrimi’nden cumhuriyetin ilk yıllarına, oradan Yahya Kemal’e, Muhsin Ertuğrul’a, İbrahim Çallı’ya uzanan bir yolculuğun içinde buldum. Ev sahiplerimiz Tamar Taşçıoğlu ve Muteber Yılmazcan’dı. Tamar Hanım uzun yıllar turizm dünyasında çalışmış, Muteber Hanım ise yazarlığının yanı sıra kültürel diplomasiyle de ilgileniyor. Birlikte kurdukları Mevzu Çok ve farklı kültürlerin mutfaklarını ve hikâyelerini buluşturuyorlar. Yüzlerce etkinlik düzenlemiş biri olarak söyleyebilirim ki böyle gecelerin hazırlığı kolay değildir. Programın akması, konukların kendilerini rahat hissetmesi, yemeğin, müziğin ve sohbetin birbirinin önüne geçmemesi gerekir. Tamar Hanım ve Muteber Hanım bunu gayet iyi başarmıştı. Üstelik hiçbir şey fazla düzenlenmiş hissi vermiyordu. Rehber ve tarih sevdalısı Engin Aymete, Cumhuriyet sofralarını aktarımda bulundu. Menüde Atatürk’ün sevdiği yemeklerle Rejans’ın yıllardır tanınan lezzetleri bir araya gelmişti. Gecenin müziğini ise Edward Aris üstlenmişti. Fakat evvelden Rejans’ın hikâyesine dönelim. 1924 İstanbul’da düzenlenen davette müzik, dans ve cumhuriyetin tarihine uzanan sohbetler bir araya ulaştı Beyoğlu’nun Rus misafirleri 1917’de Rusya’da devrim oldu. Ardından iç savaş başlangıç yaptı. Ülkelerini terk etmek zorunda kalan pek çok insanın yolu İstanbul’a geriledi. Kimler yoktu ki aralarında? Subaylar, aristokratlar, sanatçılar, müzisyenler, öğretmenler… Alıştıkları hayat geride kalmıştı. İstanbul’da geçinmek zorundaydılar. Kimi lokantalarda işe girdi, kimi geçimini müzikle sağladı, kimi mutfağa geçti. Beyoğlu’nun gündelik hayatına yeni yemekler, yeni sesler, yeni alışkanlıklar karıştı. Bu insanların çoğu için İstanbul başlangıçta geçici bir duraktı. Avrupa’ya veya daha uzak ülkelere gitmenin yolunu arıyorlardı. Ama beklemek de bir hayat biçimi sonuçta. Günler uzadı, aylar geçti. Bir kısmı burada çalışmaya, yaşamaya başlangıç yaptı. Yanlarında yalnızca bavullarını getirmemişlerdi. Bildikleri yemekleri pişirdiler, bildikleri müzikleri çaldılar. Kaybettikleri hayatın hiç değilse bazı alışkanlıklarını sürdürmeye çalıştılar. Rejans’ın öncülü Turkuvaz Lokantası 1924’te faaliyete başladı. Rejans adı ise 1932’de kullanılmaya başlandı. Rus mutfağı, lokantanın kimliğinin kritik bir parçası oldu. O akşam yemeğe borş çorbasıyla başladık. Ukrayna mutfağında köklü bir geçmişi olan, Rusya ve Doğu Avrupa’nın başka ülkelerinde de farklı biçimlerde pişirilen bu çorbanın Rejans’ın menüsünde yer alması, lokantanın göçlerle şekillenen geçmişini hatırlatıyordu. Rejans’ı Rejans yapan biraz da müdavimleriydi. Aynı masaya yıllarca oturanlar, orada kurulan dostluklar, edilen sohbetler… Yahya Kemal, Muhsin Ertuğrul, İbrahim Çallı… Rejans’ın eski müdavimleri arasında Yahya Kemal Beyatlı, Muhsin Ertuğrul ve İbrahim Çallı’nın adları geçiyor. Yahya Kemal’i düşününce aklıma evvelden İstanbul kazanç. Şiirlerindeki şehir yalnızca sokaklardan, semtlerden, manzaralardan ibaret değildir. Geçmişiyle, sesiyle, hatıralarıyla yaşayan bir İstanbul’dur. Şiirleri dergilerde yayımlanıyor, dost meclislerinde okunuyor, edebiyat çevrelerinde konuşuluyordu. Ama kitap bir türlü çıkmıyordu. Yaşarken böylesine tanınan bir şairin şiirleri bununla birlikte ölümünden akabinde kitaplaştırıldı. Yahya Kemal’in yaşadığı yıllarda edebiyat yalnızca kitaplarda ve dergilerde değildi. Kahvehanelerde, lokantalarda, otel salonlarında da yaşıyordu. Şairler, yazarlar, ressamlar, tiyatrocular bir araya geliyor; konuşuyor, tartışıyor, birbirlerinin fikirlerini dinliyordu. Yahya Kemal’in Rejans’a uğrayan isimler arasında olması bu nedenden ötürü şaşırtıcı değil. Şiirlerinde anlattığı İstanbul’un gündelik hayatının da içindeydi. Muhsin Ertuğrul’un adı geçince tiyatro geliyor akla. Türkiye’de tiyatronun kurumsallaşması için verdiği uzun mücadele, sahneye ve oyunculuğa getirdiği disiplin… İbrahim Çallı ise başka bir âlem. Resimleri kadar nükteleriyle, renkli kişiliğiyle de tanınan bir ressam. Onun bulunduğu bir sofrada sohbetin ne yöne gideceğini kestirmek herhâlde kolay değildi. Bu üç ismin aynı akşam aynı masada buluştuğunu bilmiyoruz. Belki farklı yıllarda, farklı insanlarla geldiler. Yine de aynı lokantanın müdavimleri arasında anılmaları, dönemin Beyoğlu’su hakkında çok şey söylüyor. Bir masada tiyatro, öbüründe resim, biraz ileride şiir konuşulmuş olabilir. Belki de herkes yalnızca yemeğini yemiştir. Sanatçıların da bazen sessizce yemek yemeye hakkı var. Gecenin menüsünde Rejans’ın geleneksel lezzetlerinin yanı sıra Atatürk’ün sevdiği yemekler de yer aldı İki numaralı masa Rejans’tan söz edip Atatürk’ün iki numaralı masasını anmadan geçmek olmaz. Lokantanın yıllardır yaşattığı hatıralardan biri, Atatürk’ün cumhurbaşkanlığı döneminde buraya geldiği ve iki numaralı masada oturduğu. Bugün o masanın üzerinde bir yazı var: Sonsuza kadar rezerve. Atatürk’ün burada yakın arkadaşlarıyla bir araya geldiğine dair hatıralar anlatılıyor. Bir de duvardaki fotoğrafın hikâyesi var. Rivayete göre lokantanın sahipleri duvara asmak için Atatürk’ten bir fotoğraf rica etmiş, daha akabinde fotoğraf lokantaya ulaştırılmış. O akşam Engin Aymete’den dinlediğim bir başka hikâye de aklımda kaldı. Anlattığına göre Mustafa Kemal, genç bir subayken bile fotoğraflarına büyük özen gösterirmiş. Çekilen fotoğrafları görmek ister, beğenmediklerinin kullanılmasına izin vermezmiş. Engin Aymete, askerî harekâtın beklendiği günlerden birinde yaşandığını söylediği bir olayı da aktardı. Mustafa Kemal tıraş olurken fotoğrafı çekilmiş. Fotoğrafı beğenmeyince de cam negatifini kırmış. Bu olayın doğruluğunu teyit edemedim. Ama dinlerken beni asıl etkileyen, henüz Atatürk olmamış genç Mustafa Kemal’in fotoğraflarına gösterdiği söylenen özendi. Acaba o genç subay, bir gün Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu olacağını, milyonların hafızasında Atatürk olarak yaşayacağını hayal etmiş miydi? İki numaralı masanın yanında dururken Atatürk’ün sofralarını da düşündüm. Yakın çevresinin hatıralarından biliyoruz ki onun sofralarında yalnızca yemek yenmezdi. Tarih konuşulur, edebiyat tartışılır, dil meseleleri üzerinde durulur, memleketin geleceği üzerine fikir yürütülürdü. Sofradakilerden görüşlerini açıklamaları beklenir, kimi zaman farklı fikirler karşı karşıya gelirdi. Atatürk’ün edebiyata, tarihe, müziğe ve Türkçeye duyduğu ilgi, Cumhuriyet’in ilk yıllarında dil, tarih, eğitim ve sanat alanlarında gerçekleştirilen çalışmalarda da kendini gösterdi. Kültür, onun için ülke yönetimi işlerinden ayrı bir uğraş değildi. Yeni kurulan Cumhuriyet’in nasıl bir toplum yetiştireceğiyle doğrudan ilgiliydi. Elbette bu sohbetlerin hepsinin Rejans’ta geçtiğini söylemiyorum. Ama iki numaralı masaya bakınca insan merak ediyor. Burada kimler oturdu? Neler konuşuldu? Hangi sohbetler gece yarısını buldu? Bilmiyoruz. Cumhuriyet şıklığı davetinde konuklar, tarihî Rejans sofrasında bir araya ulaştı Edward Aris ve gecenin müziği O akşam bizi cumhuriyetin ilk yıllarına götüren yalnızca Rejans’ın geçmişi değildi. Müzik de vardı. Edward Aris o akşam akordeon ve piyano çaldı. Bir zamanlar 12 dakikada 24 farklı enstrüman çaldığını öğrenince şaşırdım. TRT’nin kaydettiği bu gösteriyi daha akabinde Amerika’da da tekrarlamış. Ama araştırırken beni en çok etkileyen, çocuklara müziği sevdirmek için yaptıkları oldu. Yıllarca okulları dolaşmış, enstrümanları tanıtmış, çocukların ve gençlerin müzikle ilgilenmesine katkıda bulunmuş. O gece Atatürk’ün sevdiği şarkılar çalınırken konuklar masalarından kalkıp dans etmeye başlangıç yaptı. Özenli kıyafetler, müzik, dans eden çiftler… Fotoğraflarda gördüğüm Cumhuriyet baloları ulaştı aklıma. Davetiyedeki "Cumhuriyet şıklığı" ifadesi, o an yerini bulmuştu. Cumhuriyetin ilk yıllarının atmosferini yansıtan davette konuklar, dönemin kıyafetlerini tercih etti Bir tabak etsiz kuru fasulye pilav Gecenin son yemeği olarak etsiz kuru fasulye ve pilav servis edildi. Kuru fasulye Atatürk’ün sevdiği yemeklerden biriydi. Savaş yıllarında cepheye et ulaştırmak her zaman mümkün değildi. Yiyecek bulmak, erzakı askerlere ulaştırmak başlı başına bir güçlük olabiliyordu. Bir öğün sıcak yemeğin değeri de bugünkünden çok farklıydı. O sade tabak, bütün bunları hatırlatmak için hazırlanmıştı. Mustafa Kemal’i çoğu zaman Cumhurbaşkanı olarak hatırlıyoruz. Çankaya’daki sofralar, yabancı ülke yönetimi adamlarıyla görüşmeler, Cumhuriyet baloları… Oysa ondan evvelden uzun bir askerlik hayatı var. Trablusgarp, Çanakkale, Kafkas Cephesi, Suriye, ardından Millî Mücadele. Cumhuriyet’in ilan edildiği 29 Ekim 1923’e gelinceye kadar savaşlar yaşandı, kayıplar paylaşıldı, büyük güçlüklerle mücadele edildi. Cumhuriyet Bayramı’nı kutlarken yalnızca 29 Ekim’i değil, o güne nasıl gelindiğini de hatırlamak gerekiyor. Rejans’tan ayrılırken Rejans 2011’de kapandı. Daha akabinde yenilenerek 1924 İstanbul adıyla yeniden hizmet vermeye başlangıç yaptı. İstanbul’un eski lokantalarının bir kısmı bundan böyle yok. Kimilerinin yerinde başka işletmeler var. Kimilerinin adını yalnızca eski yazılarda, hatıralarda görüyoruz. Rejans ise aynı adreste yaşamaya sürmektedir. Atatürk’ün, Yahya Kemal’in, Muhsin Ertuğrul’un, İbrahim Çallı’nın adlarının geçtiği bu lokantanın geçmişi, İstanbul’un kültür ve düşünce hayatının da bir parçası. O geceden aklımda pek çok şey kaldı: Engin Aymete’nin anlattıkları, Edward Aris’in müziği, Atatürk’ün sevdiği şarkılar eşliğinde dans eden konuklar. Ama en çok, gecenin sonunda servis edilen o sade tabağı düşündüm. Bir tabak etsiz kuru fasulye pilav… *Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer bölge görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. RejansCUMHURİYETCUMHURİYET BAYRAMISelçuk RamazanoğluSelçuk Ramazanoğlu Independent Türkçe için yazdıSelçuk RamazanoğluPazar, Kasım 1, 2026 - 10:30Main image:
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı öncesinde 1924 İstanbul’da düzenlenen “Cumhuriyet şıklığı” davetinden konuklar
TÜRKİYE'DEN SESLERType: newsSEO Title: Rejans'ta cumhuriyet ve bir tabak etsiz kuru fasulye pilavcopyright Independentturkish:
Yorumlar 0
Yorum Yap