Rus muhafazakarlar arasında "Neslihan Atagül" ve "Burak Özçivit" krizi: "Erkek çocuklarına Türk kadınların ismi veriliyor"
Rusya'da son günlerde dikkat çekici bir "kültürel tartışma" yaşanıyor. Konu, çiftlerin çocuklarına verdikleri "sıra dışı" isimler. Ancak bu tartışmanın, ülkemizi ilgilendiren bir boyutu da var. Yayımlanan verilere göre Moskova Bölgesi'nde bazı aileler, yeni doğan çocuklarına Neslihan ve Burak isimlerini veriyor. Bu gelişme, Türk basınında da çeşitli mecralarda ele alındı. Bazı yayın organları, "Rusya'da çiftler çocuklarına Türk isimleri veriyor" benzeri haberler yayınladı. Tartışma nereden çıktı? Moskova Bölgesi Sosyal Kalkınma Bakanlığı, 15 Eylül'de 2026'nın ilk 7 ayına ilişkin yeni doğan isimleri paylaştı. Bakanlığın değerlendirmesine göre bölgede klasik isimler hâlâ açık ara önde olsa da "nadir ve alışılmadık isimlere" yönelik artan ilgi dikkat çekiyor. Açıklamaya göre, bu yıl kayıtlara geçen sıra dışı erkek isimleri arasında "kahraman isimleri" dikkat çekiyor. Bunlar arasında Apollon, Odysseus gibi isimler yer alıyor. Kız çocuklarına verilen isimler arasında da Şehrazad ve Esmeralda isimlerini taşıyan kız çocukları dikkat çekiyor. Ayrıca, hem erkek hem de kız çocuklarında, Türk dizilerinden esinlenen isimlere yönelik bir eğilim olduğu ayrıca vurgulanmış. Yani Neslihan ve Burak isimleri, bahsi geçen "sıra dışı isimler" arasında gösteriliyor. İsimlerin kaynağına ilişkin resmi açıklamada ayrıntı verilmese de akıllara Kara Sevda'nın başrol oyuncuları Neslihan Atagül ve Burak Özçivit geliyor. Ancak burada kritik bir ayrım var. İkilinin Rusya'da da çok tanınan Kara Sevda dizisindeki karakterlerinin isimleri Kemal ve Nihan olsa da verilen isimler oyuncuların gerçek adları. Yani bebeklerine bu ismi veren çiftler, dizi karakterlerinden ziyade onları canlandıran oyuncuların hayranı. Türk dizileri Rusya'da ne kadar etkili? Rusya'nın en popüler dijital yayın platformlarından KION ve Rus perakende zinciri Perekrestok'un ortak araştırmasına göre Rusya'da Türk dizilerinin izlenme sayısı bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 23 arttı. Moskova Bölgesi Sosyal Kalkınma Bakanlığı'nın isim araştırmasıyla dizi araştırmasının kesiştiği noktalar ise şöyle: Türk dizilerini izleyenlerin yüzde 29'u Moskova ve çevresinden. En fazla izlenen yapımlar arasında 4. sırada Kara Sevda yer alıyor. İzleyici grubunun yaş aralığı ise 35-44 olarak aktarılmış. Türk dizilerine yönelik dikkat çekici başka veriler, Rusya'nın en büyük dijital sinema platformlarından Kinopoisk'in Kinopoisk Pro Endeksi verilerinde yer alıyor. Ancak Kinopoisk, 2025 yılında Türk dizilerine yönelik genel ilginin 2024'e kıyasla yüzde 25 azaldığını söylüyor. Verilere göre Türk yapımlarının dizilere yönelik toplam ilgideki payı da yüzde 6,4'ten yüzde 5,2'ye gerilerken Kinopoisk bu oranı 2021'den beri ölçülen en düşük seviye olarak tanımladı. Rus basınında yer alan bir haberde, Kara Sevda (Black Love) dizisinin Rusya uyarlamasının çekileceği belirtiliyor Peki KION ile Kinopoisk'in verileri, bir "çelişkiyi" mi gösteriyor? Aslında, KION'un kendi platformundaki izlenme artışı ile Kinopoisk'in endeksinin aynı sonucu vermemesi mümkün. Zira Kinopoisk, yalnızca platform izlenme sayılarını değil, internette dizi arama, ilgili sayfalara tıklama ve benzeri davranışları da verilerine dahil ediyor. Yani, Rusya'da Türk dizileri kültürel olarak etkili olmayı sürdürüyor, ancak aynı zamanda Türk dizilerinin genel popülaritesinin sürekli arttığı da söylenemez. Neden Neslihan ve Burak? Peki, böyle bir ortamda Neslihan ve Burak isimleri nasıl oldu da resmi verilere girebildi? Bu durumun arkasında, Kara Sevda'nın Rusya'daki "uzun soluklu" hikâyesi var. Dizi 2015 yapımı olmasına rağmen Rusya'da sonraki yıllarda da izleyici bulmaya devam etti. Oyuncular Burak Özçivit ve Neslihan Atagül, Rus eğlence sektöründe yıllardır Türk dizilerinin en tanınan yıldızları arasında anılıyor. Bunun, oyuncuların Rusya ve Avrasya'da yoğun PR çalışması yürütmesinin de payı olduğunu söylemek mümkün. Ayrıca, Rusya'da Kara Sevda için 2025 yılında Rus uyarlaması dahi üretildi; bu da orijinal yapımın ülkedeki bilinirliğinin hâlâ ticari değere sahip olduğunu gösteriyor. Yani bu iki isim yalnızca "ünlü oyuncu" değil, Türk dizilerinin öne çıkan simgeleri haline geldi. Öyle ki Burak Özçivit, 2026 Mart'ında "İstanbul'un En Güzel Kızı" adlı tek kişilik oyunuyla Moskova'da kendi tiyatro gösterisini sahneledi ve bazı Rus medya organları tarafından "Rusya'nın en popüler Türk oyuncusu" ifadeleriyle tanıtıldı. Rusya'nın önde gelen yayın organlarından Komsomolskaya Pravda (KP.RU), Burak Özçivit'i "Rusya'nın en popüler Türk oyuncusu" olarak nitelendirdi Rusya'da gerçekten Türk isimleri yayılıyor mu? Öncelikle, Moskova Bölgesi Sosyal Kalkınma Bakanlığı Neslihan adını kaç kız çocuğunun, Burak adını da kaç erkek çocuğunun aldığını açıklamadı. Ayrıca bu isimlerin geçen yıllara kıyasla ne kadar arttığına ilişkin sayısal seri de yayımlanmış değil. Bakanlık yalnızca bunların artık daha sık görülen sıra dışı isimler olduğunu aktardı. Ayrıca, ortada Rusya geneline dair yayınlanmış bir rapor da yok. Rusya Federal Vergi Servisi'nin 20 Ağustos 2026 tarihli ulusal verilerine göre en yaygın kız isimleri Sofya, Anna, Eva, Maria ve Varvara; erkek isimleri ise Mihail, Aleksandr, Artyom, Matvey ve Timofey. Burak ve Neslihan bu ulusal ilk 5 içinde bulunmuyor. Bu isimlerin bir "tartışma" halini alması, konuyu Rus muhafazakarların gündeme getirmesiyle gerçekleşti. Tartışma kısa süre içerisinde "dikkat çekici isimlerden" kimlik tartışmasına dönüştü. Rusya Federal Vergi Servisi’nin verilerine göre, kız bebeklerde en çok tercih edilen isim 13 bin 748 ile Sofiya (Sofia) oldu. Listede üst sıralarda yer alan diğer isimler ise 12 bin 182 ile Anna, 11 bin 617 ile Yeva (Havva), 10 bin 453 ile Mariya (Meryem) ve 10 bin 321 ile Varvara olarak kayıtlara geçti Rusya Federal Vergi Servisi’nin verilerine göre, ülkede erkek bebeklere en çok verilen isimlerin başında 18 bin 225 ile Mihail (Mikhail) geliyor. Mihail’i 15 bin 164 ile Aleksandr, 12 bin 420 ile Artyom, 11 bin 193 ile Matvey ve 10 bin 753 ile Timofey isimleri takip etti Rus vekil: "Türk dizileri iğrenç çöplük" İktidardaki Birleşik Rusya partisi mensubu Vitaliy Milonov, Neslihan ve Burak isimlerinin gündem olmasının ardından 15 Eylül'de Türk dizilerinin Rusya'da yasaklanmasını savundu: Neslihan ve Burak isimlerine yönelik bu çılgınlığın önüne geçmenin tek ve basit halk yöntemi, bu iğrenç çöplüğün ülkemizde televizyon kanallarında ve sinemalarda gösterilmesini yasaklamaktır. Ekranlarımızı bu üçüncü sınıf çöplükten temizleyin. Rus Milletvekili Vitaliy Milonov, Türk dizilerine yönelik "çılgınlığın" önüne geçmek için yasaklama çağrısında bulundu / Fotoğraf: The Moscow Times "Bunlar bize ait değil" İki gün sonra, Birleşik Rusya'nın Bryansk Bölgesi milletvekili ve "Ortodoks Rusya" Hareketi Mihail İvanov da aynı konuya ilişkin konuştu: Türk dizileri bugün bütün televizyon kanallarını doldurmuş durumda. Her köşe başında reklamları yapılıyor, saatlerce aralıksız yayınlanıyor. İnsanlar, özellikle de gençler, bu hikâyeleri kendilerine yakın görmeye başlıyor. Ancak bunlar bize ait değil. Bu başka bir kültür, başka değerler ve başka gelenekler. Yabancı kahramanlar etrafında bir kült oluşturulması kabul edilemez. "Bu moda değil, semptom" Tartışmanın bir başka boyutu da Tsargrad tarafından yayımlanan bir makalede daha geniş biçimde ele alındı. Bu arada Tsargrad, Rusçada tarihsel olarak Konstantinopolis/İstanbul için kullanılan, "Çarın Şehri" anlamına gelen bir isim. 2015 yılında iş insanı Konstantin Malofeev tarafından kurulan ve kendini "ilk Rus muhafazakâr bilgi-analiz televizyon kanalı" olarak tanımlayan yapım, Rus Ortodoksluğu, geleneksel değerler, milliyetçilik ve monarşist düşünceyle ilişkilendirilen bir yayın çizgisine sahip. Tsargrad'da Arina Dokuçayeva imzasıyla yayınlanan analiz, "Bu moda değil, semptom" başlığını taşıyor. Analizin ana teması, isimlerin Türkiye'deki popüler kültürün Rus aile hayatına taşınmasının bir sonucu olması. Dokuçayeva da tepki gösteren vekiller gibi son derece sert ifadeler kullandı. Ayrıca ilginç bir şekilde, söz konusu analizde Neslihan isminin Rus erkek çocuklarına verildiği de iddia edildi: Rusya'da ‘Neslihan' adı nedense erkek çocuklara veriliyor. Oysa Neslihan, Türkiye'de kadın ismidir. İsim, ‘asil hanımefendi' veya ‘prenses' şeklinde yorumlanıyor. Söz konusu "isim modasıyla" ilgili "Özgürlük mü, sorumsuzluk mu?" sorusunu soran Tsargrad, analizinde konuyu Telegram kanalında gündeme getiren isimlerden biri olan blog yazarı Suren Kagramanov'un görüşlerine de yer verdi. Kagramanov'a göre bütün bunların sorumlusu, sosyal medyadaki içeriklerin etkisi altında kalan kadınlar. Erkek ya huzur bozulmasın diye kabul ediyor ya da kendisi de hayran. Ancak isim sadece estetikten ibaret değil, aynı zamanda sosyal bir göstergedir. Rusya'da bir okulda Neslihan adında bir erkek çocuk olması, kusura bakmayın ama otomatik olarak zorbalık anlamına geliyor. Türk dizileri etrafında başlayan tartışma, Rusya'da yabancı kültürün sınırları ve "Rus olanı koruma" söylemi üzerinden daha geniş bir kimlik tartışmasına dönüştü / Fotoğraf: Unsplash Rus muhafazakarlığının "kimlik" krizi Dışarıdan bakıldığında bu tabloyu, bazı Türk yayın organlarında yer aldığı şekliyle, Rusya'da büyük bir "Türk isimleri dalgası" başlaması şeklinde okumak mümkün değil. Eldeki veriler sınırlı bir tabloya işaret ediyor. Ancak asıl dikkat çekici olan şey, Türk dizilerinin Rus pazarında ve kültüründe kapladığı yerden ziyade, Rus toplumuna yansıyan küçük örneklerin dahi muhafazakar çevreler tarafından daha geniş bir kimlik tartışmasının parçası haline getirilmesi. Özellikle Ukrayna savaşından sonra daha da sertleşen Rus muhafazakar söylemi, aslında daha önceki yıllarda şekillenmeye başlayan "öze dönüş", "geleneksel aile", "manevi değerler" ve "Rus kültürünü korumak" gibi kavramları savaş koşullarında daha kapsamlı ve "meşru" bir ideolojik çerçeveye taşıdı. Bunun güncel siyasetteki yansımaları, milliyetçi ve gelenekçi söylemlerin devlet politikasıyla daha fazla iç içe geçmesi ve kimi monarşist eğilimlerin dahi milliyetçiliğin ana akım unsurlarından biri olarak görülmeye başlaması oldu. Hal böyle olunca, "yabancı kültür" meselesinin sınırları da yalnızca Batı popüler kültürüyle sınırlı kalmıyor. Çocuklara verilen isimlerden televizyon dizilerine, aile yapısından toplumsal cinsiyet tartışmalarına kadar gündelik hayatın giderek daha geniş bir alanı, "Rus olan" ile "dışarıdan gelen" arasındaki ayrım üzerinden tanımlanıyor. Burak ve Neslihan isimleri etrafında yaşanan tartışma da bu açıdan, tek başına bir eğilimden çok, kültürel etkileşimin nasıl bir egemenlik ve kimlik meselesine dönüştürülebildiğini gösteren küçük ama çarpıcı bir örnek. Kaynaklar: news.ru/amp/vlast/v-gd-reshili-borotsya-s-trendom-na-imena-v-chest-geroev-tureckih-serialov *Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. RusyaNeslihan AtagülBURAK ÖZÇİVİTdosyaRusya'da Neslihan ve Burak isimleri üzerinden başlayan tartışma, Türk dizilerinin etkisinden çok, "Rus olan" ile "dışarıdan gelen" arasındaki kimlik gerilimini gündeme taşıdıErkin ÖncanÇarşamba, Eylül 23, 2026 - 10:30Main image: Rusya'da da izlenen "Kara Sevda", yıllar sonra bu kez dizideki karakter isimlerinden değil, oyuncularının gerçek isimlerinden dolayı gündemde / Fotoğraf: Ay Yapım DünyaLabel: dosyaType: newsSEO Title: Rus muhafazakarlar arasında "Neslihan Atagül" ve "Burak Özçivit" krizi: "Erkek çocuklarına Türk kadınların ismi veriliyor"
Rusya'da son günlerde dikkat çekici bir "kültürel tartışma" yaşanıyor. Konu, çiftlerin çocuklarına verdikleri "sıra dışı" isimler. Ancak bu tartışmanın, ülkemizi ilgilendiren bir boyutu da var. Yayımlanan verilere göre Moskova Bölgesi'nde bazı aileler, yeni doğan çocuklarına Neslihan ve Burak isimlerini veriyor.
Bu gelişme, Türk basınında da çeşitli mecralarda ele alındı. Bazı yayın organları, "Rusya'da çiftler çocuklarına Türk isimleri veriyor" benzeri haberler yayınladı.
Tartışma nereden çıktı? Moskova Bölgesi Sosyal Kalkınma Bakanlığı, 15 Eylül'de 2026'nın ilk 7 ayına ilişkin yeni doğan isimleri açıkladı. Bakanlığın değerlendirmesine göre bölgede klasik isimler hâlâ açık ara önde olsa da "nadir ve alışılmadık isimlere" yönelik artan ilgi dikkat çekiyor.
Açıklamaya göre, bu yıl kayıtlara geçen sıra dışı erkek isimleri arasında "kahraman isimleri" dikkat çekiyor. Bunlar arasında Apollon, Odysseus gibi isimler yer alıyor.
Kız çocuklarına verilen isimler arasında da Şehrazad ve Esmeralda isimlerini taşıyan kız çocukları dikkat çekiyor. Ayrıca, hem erkek hem de kız çocuklarında, Türk dizilerinden esinlenen isimlere yönelik bir eğilim olduğu ayrıca vurgulanmış. Yani Neslihan ve Burak isimleri, bahsi geçen "sıra dışı isimler" arasında gösteriliyor.
İsimlerin kaynağına ilişkin resmi açıklamada ayrıntı verilmese de akıllara Kara Sevda'nın başrol oyuncuları Neslihan Atagül ve Burak Özçivit geliyor.
Bu bağlamda, ancak burada kritik bir ayrım var. İkilinin Rusya'da da çok tanınan Kara Sevda dizisindeki karakterlerinin isimleri Kemal ve Nihan olsa da verilen isimler oyuncuların gerçek adları. Yani bebeklerine bu ismi veren çiftler, dizi karakterlerinden ziyade onları canlandıran oyuncuların hayranı.
Konuya ilişkin, türk dizileri Rusya'da ne kadar etkili? Rusya'nın en popüler dijital yayın platformlarından KION ve Rus perakende zinciri Perekrestok'un ortak araştırmasına göre Rusya'da Türk dizilerinin izlenme sayısı bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 23 arttı.
Konuya ilişkin, moskova Bölgesi Sosyal Kalkınma Bakanlığı'nın isim araştırmasıyla dizi araştırmasının kesiştiği noktalar ise şöyle: Türk dizilerini izleyenlerin yüzde 29'u Moskova ve çevresinden. En fazla izlenen yapımlar arasında 4. sırada Kara Sevda yer alıyor. İzleyici grubunun yaş aralığı ise 35-44 olarak aktarılmış.
Türk dizilerine yönelik dikkat çekici başka veriler, Rusya'nın en büyük dijital sinema platformlarından Kinopoisk'in Kinopoisk Pro Endeksi verilerinde yer alıyor. Ancak Kinopoisk, 2025 yılında Türk dizilerine yönelik genel ilginin 2024'e kıyasla yüzde 25 azaldığını söylüyor. Verilere göre Türk yapımlarının dizilere yönelik toplam ilgideki payı da yüzde 6,4'ten yüzde 5,2'ye gerilerken Kinopoisk bu oranı 2021'den beri ölçülen en düşük seviye olarak tanımladı.
Öte yandan, peki KION ile Kinopoisk'in verileri, bir "çelişkiyi" mi gösteriyor? Aslında, KION'un kendi platformundaki izlenme artışı ile Kinopoisk'in endeksinin aynı sonucu vermemesi mümkün.
Söz konusu gelişmeye göre, zira Kinopoisk, yalnızca platform izlenme sayılarını değil, internette dizi arama, ilgili sayfalara tıklama ve benzeri davranışları da verilerine dahil ediyor.
Yani, Rusya'da Türk dizileri kültürel olarak etkili olmayı sürdürüyor, bununla birlikte aynı zamanda Türk dizilerinin genel popülaritesinin sürekli arttığı da söylenemez.
Neden Neslihan ve Burak? Peki, böyle bir ortamda Neslihan ve Burak isimleri nasıl oldu da resmi verilere girebildi? Bu durumun arkasında, Kara Sevda'nın Rusya'daki "uzun soluklu" hikâyesi var.
Dizi 2015 yapımı olmasına rağmen Rusya'da sonraki yıllarda da izleyici bulmaya sürdü. Oyuncular Burak Özçivit ve Neslihan Atagül, Rus eğlence sektöründe yıllardır Türk dizilerinin en tanınan yıldızları arasında anılıyor. Bunun, oyuncuların Rusya ve Avrasya'da yoğun PR çalışması yürütmesinin de payı olduğunu söylemek mümkün.
Ayrıca, Rusya'da Kara Sevda için 2025 yılında Rus uyarlaması dahi üretildi; bu da orijinal yapımın ülkedeki bilinirliğinin hâlâ ticari değere sahip olduğunu gösteriyor.
Yani bu iki isim yalnızca "ünlü oyuncu" değil, Türk dizilerinin öne çıkan simgeleri haline geldi. Öyle ki Burak Özçivit, 2026 Mart'ında "İstanbul'un En Güzel Kızı" adlı tek kişilik oyunuyla Moskova'da kendi tiyatro gösterisini sahneledi ve bazı Rus medya organları tarafından "Rusya'nın en popüler Türk oyuncusu" ifadeleriyle tanıtıldı.
Rusya'da gerçekten Türk isimleri yayılıyor mu? Öncelikle, Moskova Bölgesi Sosyal Kalkınma Bakanlığı Neslihan adını kaç kız çocuğunun, Burak adını da kaç erkek çocuğunun aldığını açıklamadı.
Ayrıca bu isimlerin geçen yıllara kıyasla ne kadar arttığına ilişkin sayısal seri de yayımlanmış değil. Bakanlık yalnızca bunların artık daha sık görülen sıra dışı isimler olduğunu belirtti.
Ayrıca, ortada Rusya geneline dair yayınlanmış bir rapor da yok. Rusya Federal Vergi Servisi'nin 20 Ağustos 2026 tarihli ulusal verilerine göre en yaygın kız isimleri Sofya, Anna, Eva, Maria ve Varvara; erkek isimleri ise Mihail, Aleksandr, Artyom, Matvey ve Timofey.
Burak ve Neslihan bu ulusal ilk 5 içinde bulunmuyor. Bu isimlerin bir "tartışma" halini alması, konuyu Rus muhafazakarların gündeme getirmesiyle gerçekleşti. Tartışma kısa süre içerisinde "dikkat çekici isimlerden" kimlik tartışmasına dönüştü.
Rus vekil: "Türk dizileri iğrenç çöplük" İktidardaki Birleşik Rusya partisi mensubu Vitaliy Milonov, Neslihan ve Burak isimlerinin gündem olmasının ardından 15 Eylül'de Türk dizilerinin Rusya'da yasaklanmasını savundu:
Neslihan ve Burak isimlerine yönelik bu çılgınlığın önüne geçmenin tek ve basit halk yöntemi, bu iğrenç çöplüğün ülkemizde televizyon kanallarında ve sinemalarda gösterilmesini yasaklamaktır. Ekranlarımızı bu üçüncü sınıf çöplükten temizleyin.
"Bunlar bize ait değil" İki gün sonra, Birleşik Rusya'nın Bryansk Bölgesi milletvekili ve "Ortodoks Rusya" Hareketi Mihail İvanov da aynı konuya ilişkin konuştu:
Türk dizileri bugün bütün televizyon kanallarını doldurmuş durumda. Her köşe başında reklamları yapılıyor, saatlerce aralıksız yayınlanıyor. İnsanlar, özellikle de gençler, bu hikâyeleri kendilerine yakın görmeye başlıyor. Ancak bunlar bize ait değil. Bu başka bir kültür, başka değerler ve başka gelenekler. Yabancı kahramanlar etrafında bir kült oluşturulması kabul edilemez.
"Bu moda değil, semptom" Tartışmanın bir başka boyutu da Tsargrad tarafından yayımlanan bir makalede daha geniş biçimde ele alındı.
Bu arada Tsargrad, Rusçada tarihsel olarak Konstantinopolis/İstanbul için kullanılan, "Çarın Şehri" anlamına gelen bir isim. 2015 yılında iş insanı Konstantin Malofeev tarafından kurulan ve kendini "ilk Rus muhafazakâr bilgi-analiz televizyon kanalı" olarak tanımlayan yapım, Rus Ortodoksluğu, geleneksel değerler, milliyetçilik ve monarşist düşünceyle ilişkilendirilen bir yayın çizgisine sahip.
Tsargrad'da Arina Dokuçayeva imzasıyla yayınlanan analiz, "Bu moda değil, semptom" başlığını taşıyor. Analizin ana teması, isimlerin Türkiye'deki popüler kültürün Rus aile hayatına taşınmasının bir sonucu olması.
Dokuçayeva da tepki gösteren vekiller gibi son derece sert ifadeler kullandı. Ayrıca ilginç bir şekilde, söz konusu analizde Neslihan isminin Rus erkek çocuklarına verildiği de iddia edildi:
Rusya'da ‘Neslihan' adı nedense erkek çocuklara veriliyor. Oysa Neslihan, Türkiye'de kadın ismidir. İsim, ‘asil hanımefendi' veya ‘prenses' şeklinde yorumlanıyor.
Söz konusu "isim modasıyla" ilgili "Özgürlük mü, sorumsuzluk mu?" sorusunu soran Tsargrad, analizinde konuyu Telegram kanalında gündeme getiren isimlerden biri olan blog yazarı Suren Kagramanov'un görüşlerine de yer verdi.
Kagramanov'a göre bütün bunların sorumlusu, sosyal medyadaki içeriklerin etkisi altında kalan kadınlar. Erkek ya huzur bozulmasın diye kabul ediyor ya da kendisi de hayran. Ancak isim sadece estetikten ibaret değil, aynı zamanda sosyal bir göstergedir. Rusya'da bir okulda Neslihan adında bir erkek çocuk olması, kusura bakmayın ama otomatik olarak zorbalık anlamına geliyor.
Rus muhafazakarlığının "kimlik" krizi Dışarıdan bakıldığında bu tabloyu, bazı Türk yayın organlarında yer aldığı şekliyle, Rusya'da büyük bir "Türk isimleri dalgası" başlaması şeklinde okumak mümkün değil. Eldeki veriler sınırlı bir tabloya işaret ediyor.
Ancak asıl dikkat çekici olan şey, Türk dizilerinin Rus pazarında ve kültüründe kapladığı yerden ziyade, Rus toplumuna yansıyan küçük örneklerin dahi muhafazakar çevreler tarafından daha geniş bir kimlik tartışmasının parçası haline getirilmesi.
Özellikle Ukrayna savaşından sonra daha da sertleşen Rus muhafazakar söylemi, aslında daha önceki yıllarda şekillenmeye başlayan "öze dönüş", "geleneksel aile", "manevi değerler" ve "Rus kültürünü korumak" gibi kavramları savaş koşullarında daha kapsamlı ve "meşru" bir ideolojik çerçeveye taşıdı.
Bunun güncel siyasetteki yansımaları, milliyetçi ve gelenekçi söylemlerin devlet politikasıyla daha fazla iç içe geçmesi ve kimi monarşist eğilimlerin dahi milliyetçiliğin ana akım unsurlarından biri olarak görülmeye başlaması oldu.
Hal böyle olunca, "yabancı kültür" meselesinin sınırları da yalnızca Batı popüler kültürüyle sınırlı kalmıyor. Çocuklara verilen isimlerden televizyon dizilerine, aile yapısından toplumsal cinsiyet tartışmalarına kadar gündelik hayatın giderek daha geniş bir alanı, "Rus olan" ile "dışarıdan gelen" arasındaki ayrım üzerinden tanımlanıyor.
Burak ve Neslihan isimleri etrafında yaşanan tartışma da bu açıdan, tek başına bir eğilimden çok, kültürel etkileşimin nasıl bir egemenlik ve kimlik meselesine dönüştürülebildiğini gösteren küçük ama çarpıcı bir örnek.
news.ru/amp/vlast/v-gd-reshili-borotsya-s-trendom-na-imena-v-chest-geroev-tureckih-serialov *Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Yorumlar 0
Yorum Yap