05.10.2026
SON DAKİKA
Kurşunlar sıkılmadan önce... Deepfake çağında medya manipülasyonu • Shyamalan'dan sürpriz prömiyer: Yeni filmine övgü bombardımanı • Dikkat Çeken Gelişme: Abiy Ahmed, Afrika Boynuzu'nu nasıl aleyhine çevirdi? • Gündem Yaratıyor: Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek: Yıllık enflasyon 57 ay sonra yüzde 30’un altına geriledi • Babacan'dan enflasyon tepkisi: Atılması gereken adımlar atılmıyor ve enflasyon bir türlü düşmedi, düşmüyor • Dikkat Çeken Gelişme: Maratonda bisikletle yakalanan fenomenden özür ulaştı • Ünlü oyuncudan gişede batan filmiyle ilgili itiraf • Tuncer Bakırhan: İlk gelişlerin kışa kalmadan başlamasını bekliyoruz • Önemli Açıklama: Nobel Tıp Ödülü'nün sahipleri belli oldu • Yılın 9 ayında 294 "suçlu" Türkiye'ye iade edildi • Kurşunlar sıkılmadan önce... Deepfake çağında medya manipülasyonu • Shyamalan'dan sürpriz prömiyer: Yeni filmine övgü bombardımanı • Dikkat Çeken Gelişme: Abiy Ahmed, Afrika Boynuzu'nu nasıl aleyhine çevirdi? • Gündem Yaratıyor: Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek: Yıllık enflasyon 57 ay sonra yüzde 30’un altına geriledi • Babacan'dan enflasyon tepkisi: Atılması gereken adımlar atılmıyor ve enflasyon bir türlü düşmedi, düşmüyor • Dikkat Çeken Gelişme: Maratonda bisikletle yakalanan fenomenden özür ulaştı • Ünlü oyuncudan gişede batan filmiyle ilgili itiraf • Tuncer Bakırhan: İlk gelişlerin kışa kalmadan başlamasını bekliyoruz • Önemli Açıklama: Nobel Tıp Ödülü'nün sahipleri belli oldu • Yılın 9 ayında 294 "suçlu" Türkiye'ye iade edildi •
49,1530 55,0972 64,9966 6.527,90
Savaş suçlarını belgelemek yetiyor mu?
GÜNCEL SON DAKİKA MANŞET

Savaş suçlarını belgelemek yetiyor mu?

Savaşların ardından ortaya çıkan yıkımın, can kayıplarının ve hukuk ihlallerinin kayıt altına alınması, savaşın kendisi kadar kritik bir süreç haline ulaştı. Çünkü savaş bittikten akabinde başka bir mücadele başlıyor: Yaşananların hukuki olarak tanımlanması ve sorumluların hesap vermesinin sağlanması. Bu bağlamda, fakat burada temel bir mesele var. Binlerce sayfalık belge, yüzlerce uzman raporu ve

L
Lumout Medya 05 Ekim 2026, 08:00
285 7 dk
Savaşların ardından ortaya çıkan yıkımın, can kayıplarının ve hukuk ihlallerinin kayıt altına alınması, savaşın kendisi kadar kritik bir süreç haline ulaştı. Çünkü savaş bittikten akabinde başka bir mücadele başlıyor: Yaşananların hukuki olarak tanımlanması ve sorumluların hesap vermesinin sağlanması. Bu bağlamda, fakat burada temel bir mesele var. Binlerce sayfalık belge, yüzlerce uzman raporu ve kapsamlı hasar tespitleri tek başına hukuki sonuç doğurmuyor. Konuya ilişkin, asıl mesele, bu delillerin hangi mahkemenin önüne götürülebileceği ve verilecek kararın nasıl uygulanacağı. İran'ın Dena fırkateyni olayı ve Azerbaycan'ın Karabağ sonrasında yürüttüğü hukuki girişimler bu açıdan dikkat çekici iki örnek oluşturuyor. 130 bin sayfalık dosya ne ifade ediyor? İran makamları, 4 Mart 2026'da Dena fırkateyninin ABD denizaltısı USS Charlotte tarafından batırılmasının ardından kapsamlı bir belgeleme çalışması başlattı. İran, Dena'nın silahsız bir eğitim görevi yürüttüğünü ABD tarafına bildirdiğini ve geminin herhangi bir uyarı yapılmadan vurulduğunu ileri sürdü. Buna benzer birçok önemli olay var. İran Yargı Erkanları Merkezi Başkanı Hassan Abdollianpour'un açıklamasına göre yaklaşık 19 bin uzman, çatışma dönemindeki olayları ve meydana gelen zararları inceleyerek 130 bin sayfayı aşan teknik ve hukuki rapor hazırladı. Burada tartışmasız biçimde şu soru ortaya çıkıyor: Bu kadar kapsamlı bir dosya ABD'nin uluslararası hukuk önünde sorumlu tutulmasını sağlayabilir mi? Mevcut hukuki çerçeveye bakıldığında bunun oldukça zor olduğu görülüyor. Sadece DENA konusuna bakarsak, Deniz harp hukukunda savaş gemileri, uluslararası silahlı çatışma koşullarında askeri hedef kabul edilebiliyor. Geminin eğitim görevi yapması veya silahsız olması tek başına bu statüyü ortadan kaldırmıyor. Bir savaş gemisine saldırıdan evvelden mutlaka uyarı yapılmasını gerektiren genel bir kural da bulunmuyor. Daha kritik mesele ise yargı yetkisi. İran'ın ABD'yi önüne götürebileceği doğrudan bir uluslararası yargı mekanizması bulunmuyor. ABD'nin ilgili mahkemelerin yargı yetkisini kabul etmemesi ve Güvenlik Konseyi'ndeki veto yetkisi, böyle bir girişimin önündeki temel engeller arasında. Peki 130 bin sayfalık belge neye dönüşüyor? Hukuki bir dosyadan çok siyasi ve diplomatik bir araca. Karabağ'da tablo neden farklı? Azerbaycan'ın Karabağ sonrasında yürüttüğü belgeleme faaliyetlerinde farklı bir hukuki mimari ortaya çıkıyor. Bakü, 2020 savaşı ve 2023'teki operasyon sonrasında savaş suçları, sivil yerleşimlere yönelik saldırılar, mayınlar, kültürel varlıkların tahribi ve doğal kaynakların kullanımı gibi konularda kapsamlı kayıtlar oluşturdu. Bu kayıtlar UAD, AİHM ve uluslararası tahkim mekanizmaları üzerinden yürütülen süreçlerde kullanılmaya başlandı. Buradaki temel fark, Azerbaycan'ın Ermenistan'la taraf oldukları uluslararası sözleşmeler üzerinden çeşitli yargı yollarına sahip olması. Uluslararası Adalet Divanı'nın 2024'teki kararları da bu açıdan kritik. Mahkeme, iki ülke yönetimi arasındaki uyuşmazlığın Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılması Sözleşmesi kapsamında incelenebileceğini kabul etti ve davaları esasa taşıdı. Azerbaycan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ndeki davaları ve uluslararası tahkim süreçlerini de kullanıyor. Fakat burada da kritik bir sınır var. Bir devletin kendi kurumları tarafından hazırlanmış hasar raporları, uluslararası mahkemeler açısından otomatik olarak kesin delil sayılmıyor. Delilin miktarı mı, niteliği mi? Uluslararası Adalet Divanı'nın Kongo ve Uganda arasındaki davada verdiği karar bu açıdan kritik bir emsal oluşturuyor. Kongo, savaş nedeniyle 11 milyar doların üzerinde tazminat talep etmişti. Ancak Divan, taraflardan birinin kendi dava hazırlığı için oluşturduğu belge ve beyanların sınırlı ispat gücüne sahip olduğunu belirledi. Bağımsız kuruluşlar tarafından doğrulanmayan iddialara ihtiyatla yaklaşıldı ve sonuçta 325 milyon dolarlık tazminata hükmedildi. Buradan çıkarılacak sonuç açık: Uluslararası hukukta dosyanın kalınlığı, delilin gücünü tek başına belirlemiyor. Uydu görüntüleri, bağımsız uzman raporları, uluslararası kuruluşların kayıtları, saha incelemeleri ve birbirinden bağımsız kaynakların birbirini doğrulaması daha kritik. Fakat bütün bunların üzerinde başka bir mesele var. Kararı kim uygulayacak? Hukuk ve güç arasındaki mesafe Uluslararası hukuk sisteminin en kritik açmazı burada ortaya çıkıyor. Bir yargı organı karar verebilir. Fakat kararın uygulanması için siyasi ve ekonomik güç gerekebilir. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin daimî üyelerinin veto hakkı bu sorunu daha da belirgin hale getiriyor. 1986'da Uluslararası Adalet Divanı'nın ABD aleyhine verdiği Nikaragua kararının uygulanamaması bunun klasik örneklerinden biri. Tarihsel örnekler de aynı gerçeği gösteriyor. Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin başarılı olabilmesinde savaşın ardından oluşan siyasi ve askeri şartlar belirleyici oldu. Irak'ın Kuveyt işgali sonrasında kurulan BM Tazminat Komisyonu ise Güvenlik Konseyi'nin doğrudan zorlayıcı gücüne dayanıyordu. Kongo ve Uganda arasındaki tazminat süreci ise kararın verilmesinden çok akabinde dahi uygulama sorunlarıyla karşılaştı. Savaş suçlarını belgelemek önemlidir. Fakat belgeleme ve adalet arasında doğrudan bir ilişki bulunmuyor. Belgeler bazen yargı organı için değil, masa için hazırlanıyor Karabağ örneğinin bir başka boyutu da burada ortaya çıkıyor. Toplanan belgeler, gelecekteki davalarda kullanılabilecek hukuki deliller olduğu kadar diplomatik müzakerelerde pazarlık gücü sağlayan araçlar olarak da işlev görüyor. Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki barış görüşmelerinde uluslararası mahkemelerdeki karşılıklı davaların geri çekilmesi meselesinin gündeme gelmesi bunun açık göstergelerinden biri. Bu nedenle savaş sonrası hukuk mücadelesini sadece yargı organı salonunda aramak yanlış olur. Bazen hazırlanan dosyanın asıl hedefi yargı organı değildir. Dosya, müzakere masasındaki güç dengesini değiştirmek için hazırlanır. Sonuçta savaş suçlarının belgelenmesi üç farklı amaca hizmet edebilir: Sorumluların cezalandırılması, maddi tazminat elde edilmesi ve siyasi pazarlık gücü kazanılması. Hangisinin gerçekleşeceğini ise toplanan belge sayısından çok, yargı yetkisi, delillerin niteliği ve kararların uygulanmasını sağlayacak siyasi güç belirler. *Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer bölge görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. savaş suçlarıDr. Osman Gazi KandemirDr. Osman Gazi Kandemir Independent Türkçe için yazdıDr. Osman Gazi KandemirPazartesi, Ekim 5, 2026 - 08:00Main image: 

İran fırkateyni IRIS Dena, 4 Mart 2026'da ABD denizaltısı tarafından Hint Okyanusu'nda batırıldı / Fotoğraf: Reuters

TÜRKİYE'DEN SESLERType: newsSEO Title: Savaş suçlarını belgelemek yetiyor mu?copyright Independentturkish: 
Bu haberi paylaş: Facebook Twitter WhatsApp
L
Bu Haberi Hazırlayan
Lumout Medya
Lumout Medya haber ekibi tarafından derlenen bu haber, editoryal standartlarımız çerçevesinde hazırlanmıştır.
05 Ekim 2026, 08:00 7 dk okuma 285 görüntülenme

Yorumlar 0

Yorum Yap

0 / 1000