Sosyal medyada ne yapacağımızı bize kim söylüyor?
Son dönemde sosyal medyada dikkat çeken isimlerden biri, "Huylu Adam" adıyla tanınan iletişim uzmanı Fatih Günan. Günan'ın videolarını ilginç kılan yalnızca gündelik hayatın tuhaflıklarına mizahla yaklaşması değil. Meselenin ayrıntılarına bakıldığında, yaklaşık 20 yıldır iletişim ve pazarlama dünyasının içinde olan Günan, kendi sektörünün yarattığı akımları da sorguluyor. Ne yiyeceğimizden nasıl g
Son dönemde sosyal medyada dikkat çeken isimlerden biri, "Huylu Adam" adıyla tanınan iletişim uzmanı Fatih Günan. Günan'ın videolarını ilginç kılan yalnızca gündelik hayatın tuhaflıklarına mizahla yaklaşması değil. Meselenin ayrıntılarına bakıldığında, yaklaşık 20 yıldır iletişim ve pazarlama dünyasının içinde olan Günan, kendi sektörünün yarattığı akımları da sorguluyor. Ne yiyeceğimizden nasıl görüneceğimize, kimlerle arkadaşlık edeceğimizden günümüzü nasıl planlayacağımıza kadar uzanan bir bölge bu. Edinilen bilgilere göre, çünkü sosyal medyada birkaç dakika gezinmek bazen küçük bir "nasıl yaşamalısınız?" kılavuzunun içine düşmek için yeterli: Sabah 5'te kalkın. Spor yapın. Kendinizi geliştirin. Negatif insanları hayatınızdan çıkarın. Chia tohumu yiyin. Matcha için. Cildinize evvelden bunu, akabinde şunu sürün. Potansiyelinizin tamamını kullanın. Ve mümkünse bütün bunları yaparken mutlu, sağlıklı, başarılı ve genç görünün. Sorun bunların hepsinin yanlış olması değil. Belki sabah 5'te kalkmak size gerçekten iyi geliyor. Belki chia tohumunu seviyorsunuz. Belki 7 aşamalı cilt bakımından büyük keyif alıyorsunuz. Asıl soru ise şu: Bunları gerçekten biz mi seçiyoruz, yoksa seçmemiz için yeterince iyi mi ikna ediliyoruz? "Huylu Adam" adıyla tanınan içerik üreticisi Fatih Günan Günan da videolarında tam olarak bu tür alışkanlıkları ve kabulleri kendi üslubuyla sorguluyor. Kimi zaman kişisel gelişim tavsiyelerine, kimi zaman sağlıklı yaşam akımlarına, kimi zaman da insanlara kolayca "narsist" veya "kaçıngan" etiketi yapıştırılmasına takılıyor. Üstelik bütün bunlara iletişim dünyasının dışından bakmıyor. Kendi mesleğini anlatırken, Huylu Adam’ın neden ortaya çıktığını da anlatıyor: Yaklaşık 20 yıldır iletişim ve pazarlama dünyasının içindeyim. Uzun yıllar global bir şirkette İstanbul ve Londra’da PR, pazarlama ve iletişim alanlarında farklı sorumluluklar üstlendim. Kurumsal hayattayken Huylu Adam benim yaklaşık 10 yıldır var olan ama yoğun iş hayatım nedeniyle çok fazla ilgilenemediğim kendi oyun alanımdı. Şimdi ise Londra’da markalara ve kişilere iletişim ve pazarlama danışmanlığı veriyorum. Kendi işimi yapmaya başladıktan akabinde Huylu Adam’a da daha fazla zaman ayırmaya ve kendi düşündüklerimi daha özgür biçimde paylaşmaya başladım. Günan, bu gün itibarıyla yaptığı işin kendisini en çok tatmin eden taraflarından birinin Türkiye’den çıkan markaların İngiltere’de büyüme ve iletişim süreçlerine eşlik etmek olduğunu da söylüyor. Kendi bakış açısını sosyal medyada daha açık paylaşmaya başladığında insanların buna "ters bakış açısı" demesine şaşırdığını söyleyen Günan, "Ben bakış açımın ters olduğunu düşünmüyordum bu zamana kadar. Huylu Adam’la beraber öğrendim" diyor. Trendleri iletişimciler oluşturuyor Günan’ın anlattıklarını ilginç kılan noktalardan biri, bu gün itibarıyla eleştirdiği akımların nasıl yaratıldığını mesleği gereği yakından bilmesi. Özellikle pandemi sonrasında kişisel gelişimden beslenmeye kadar gündelik hayatın pek çok alanında trendlerin daha fazla yer kapladığını belirten Günan, kendi mesleğini işaret ediyor: Bu kişisel gelişim konuları, beslenme konuları, yani gündelik hayatımız… Hepsi akımlar üzerine, trendler üzerine kurulu oldu. Bunun arkasında yatan da ben ve meslektaşlarım. Çünkü biz pazarlamacıyız, iletişimciyiz. Bir ürünü, bir hizmeti akımlaştırıyoruz ve insanların bunu kolayca satın almasının arkasını savunuyoruz. O sebeple aslında biraz da kendi mesleğimi baltalayan bir isyan durumu söz konusu. Hayır, bunu yapmak zorunda değiliz. Onun "isyanı" bazen oldukça gündelik bir yerden çıkıyor. Sürekli pozitif insanlarla çevrili olmamız gerektiği fikrinden rahatsız olduğunu söyleyen Günan, "Hayatımda pozitif insanlar olsun diyorlar. Ben bazen arayıp negatif şeyler konuşmak istiyorum" diyor. Bu çıkışların bu kadar karşılık bulacağını kendisinin de beklemediğini Günan şu sözlerle anlatıyor: Ben zannediyordum ki insanlar da durmadan buna isyan ediyor. Bu videoları yayınladıktan akabinde ‘Oh be, biri sonunda bunu dile getirdi’ diye mesajlar gelince evvelden şaşırdım. Bu tepki, sosyal medyada başka bir değişimi de düşündürüyor. Bir dönem "daha iyi olmanın" yollarını anlatan içerikler ilgi görürken şimdi sürekli gelişmek zorunda olmadığımızı söyleyen, popüler psikoloji dilini sorgulayan, her yeni rutini hayatına sokmak istemeyen sesler de karşılık buluyor. Üstelik bu yorgunluk yalnızca kişisel gelişim tavsiyeleriyle sınırlı değil. İnsanlar, faydasına ilişkin iddiaların ne kadar güçlü bir dayanağı olduğunu bilmeden bazı ticari ürünlerin bir anda "olmazsa olmaz" hâline gelmesinden de sıkılmış durumda. Günan’ın videolarına gelen "Sonunda biri dile getirdi" mesajları da en azından kendi takipçileri arasında böyle bir karşılığın bulunduğunu gösteriyor. "Ben en iyisi olmak zorunda değilim" Günan’ın itiraz ettiği bir başka konu, insanın durmadan kendisinin "daha iyi bir versiyonuna" ulaşması gerektiği fikri. Bunun kendi günlük hayatında nasıl karşısına çıktığını Londra’daki sabah koşucuları üzerinden anlatıyor: Ben bir insanım, ruhum var, bedenim var. Topu topu 70-80 yıl burada yaşayacağım, gideceğim. Sorumluluk almadan da bir yaşayayım istiyorum. Ben sabah 5'te uyanıp koşmak zorunda değilim. Burada sabah uyanıyorum, koşmadığım için kendimi suçlu hissediyorum. İngilizler maşallah her sabah koşuyorlar. Bazen arkadaşlarla yürürken alay ediyorum. Bazıları bayağı hızlı koşuyor. ‘Ne oldu, bir şey mi çalındı acaba, peşinden koşuyor?’ diyorum. Koşmakla bir derdi olmadığını belirten Günan, asıl itirazının hayatın her alanının performansa dönüşmesine olduğunu söylüyor: Sürekli ‘Potansiyelinin tamamını kullan’ deniyor. Ben neden tamamını kullanıyorum? Birazı içeride kalsın, acil durumda kullanırız. Ben kendimin en iyi versiyonu olmak zorunda değilim. Daha sürdürülebilir bir versiyonum olmak istiyorum. İşimde zaten kendimi yeterince zorluyorum; özel hayatımın, sabah rutinimin, ilişkilerimin de sürekli performans göstermem gereken alanlara dönüşmesini istemiyorum. "Durmadan bir update geliyor" Günan, cilt bakımından kişisel gelişime uzanan bu resmi açıklama kalabalığını "Beynimiz bir ansiklopediye dönüşüyor. Doğal olarak da bundan böyle biz yazılımsal bir yapıya dönüşüyoruz insan olmanın dışında. Durmadan bir update geliyor. Durmadan bir akım. Durmuyor" sözleriyle anlatıyor ve ekliyor: Mesela cilt bakımıyla ilgili bir video yayınladım. Artık 7 aşamalı gece rutinlerinden bahsediliyor. Benim esprim de şu: ‘Arkadaşlar ben yatacağım, ameliyata hazırlanmıyorum.’ Çünkü bir noktadan akabinde yüzümüzü yıkamak bile yeterince ciddi bulunmuyor. Her hafta yeni bir ürün, yeni bir içerik, yeni bir rutin öğreniyoruz. Benim sorguladığım şey cilt bakımı değil; hayatın her alanının sürekli güncellenmesi gereken bir projeye dönüşmesi. Sağlıklı beslenmeyle ilgili eleştirel videolarını diyetisyenlerin paylaşmasına şaşırdığını anlatan Günan, itirazının belirli bir yiyeceğe değil, onun etrafında oluşan akıma olduğunu belirtiyor: Ben chia tohumuna, avokadoya veya sağlıklı beslenmeye karşı değilim. Zaten sağlık konusunda uzman değilim. Benim ilgimi çeken, bir yiyeceğin bir anda herkesin hayatında olması gerekiyormuş gibi sunulması. Videoda da ‘Yoğurdun üzerine chia koyunca hayatını düzene sokmuşsun gibi duruyor’ diye dalga geçiyorum. Benim sorguladığım şey şu: Bir şeyi gerçekten sevdiğimiz veya bize uygun olduğu için mi hayatımıza alıyoruz, yoksa bir anda herkes yapmaya başladığı için mi? Böylece sabah koşusundan cilt bakımına, chia tohumundan kişisel gelişime uzanan örneklerde Günan’ın itiraz ettiği nokta net: Bunların hayatımızda olması değil, bir noktadan akabinde herkesin yapması gereken şeylermiş gibi sunulması. "Önceden ‘onun huyu bu’ diyorduk" Narsist, toksik, kaçıngan bağlanan… Günan, psikoloji kavramlarının gündelik hayatta insanları hızla tanımlamak için kullanılmasına da takılıyor: Önceden ‘huyu kötü’ diyorduk veya işte ‘Onun huyu bu’ diyorduk. Çünkü herkes farklı. Herkes Fatih Fatih, herkes Esra Esra, Ahmet Ahmet olsa hayatın bir tadı olmayacak. O kadar çok mesaj altındayız ki… Televizyonu açıyoruz, TikTok’a giriyoruz, Instagram’a giriyoruz, YouTube’a giriyoruz. Sonsuz bir resmi açıklama kaynağı var. O sebeple biz de otomatik etiket çağına geldik gibi oluyor. Biriyle konuşurken; önyargılı, narsist, kendini beğeniyor, ukala… Ya önyargılı da değilim, narsist de değilim, kaçıngan bağlanmalı da değilim. Fazla mesaj atıyorum veya az mesaj atıyorum. Ya da o dönem görüşmek istemiyorum. Günan’ın sosyal medyada eleştirdiği konuların kritik bir kısmında ortak bir nokta var: Birilerinin başkalarına nasıl beslenmeleri, nasıl yaşamaları, ilişkilerini nasıl yorumlamaları gerektiğini söylemesi. Kendisinin de insanlara yeni bir yaşam biçimi önermediğini vurgulayan Günan, amacını şöyle anlatıyor: Aslında ben insanlara ‘Bunları yapmayın’ demiyorum. Tam tersine, sürekli ne yapmamız gerektiğinin söylenmesini sorguluyorum. Chia seviyorsanız yiyin, sabah koşmak size iyi geliyorsa koşun, 7 aşamalı cilt bakımından keyif alıyorsanız yapın. Ben sadece arada bir ‘Bunu gerçekten ben mi istiyorum?’ diye sormamız gerektiğini düşünüyorum. Huylu Adam’ın yaptığı da biraz bu: Herkes aynı şeyi söylerken bir dakika durup ‘Neden?’ demek. *Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer bölge görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. Fatih GünanSosyal Medya"Sabah 5'te kalk, kendini geliştir, negatif insanları hayatından çıkar, chia tohumu ye, genç kal…" "Huylu Adam" olarak tanınan iletişim uzmanı Fatih Günan, sosyal medya akımlarının yaşam tercihlerimizi nasıl şekillendirdiğini Independent Türkçe’ye anlattıEsra ÖzSalı, Ekim 13, 2026 - 12:00Main image: Röportajjw id: Hwg3uVslType: newsSEO Title: Sosyal medyada ne yapacağımızı bize kim söylüyor?copyright Independentturkish:
Yorumlar 0
Yorum Yap