Üretici çift köklülük: Kimlik-güç ilişkisinin çok ölçekli bir kez daha kuruluşu
GÜNCEL SON DAKİKA MANŞET

Üretici çift köklülük: Kimlik-güç ilişkisinin çok ölçekli bir kez daha kuruluşu

Bu makale, kimlik ve güç arasındaki ilişkinin günümüzde aldığı biçimi kavramak üzere “üretici çift köklülük” kavramını önerir. Kavram, merkezi süreklilik (doğulan ve güçlenilen yerde kök salmak) ve küresel etkileşim kapasitesinin (değer üretilen ve yenilik yaratılan yerde kök ifade etmek) birbirinin koşulu olarak kurulduğu bir çerçeve sunar. Kaynakların aktardığı detaylara göre, geçerlilik, üretil

L
Lumout Medya 31 Ekim 2026, 14:28
300 14 dk
Bu makale, kimlik ve güç arasındaki ilişkinin günümüzde aldığı biçimi kavramak üzere “üretici çift köklülük” kavramını önerir. Kavram, merkezi süreklilik (doğulan ve güçlenilen yerde kök salmak) ve küresel etkileşim kapasitesinin (değer üretilen ve yenilik yaratılan yerde kök ifade etmek) birbirinin koşulu olarak kurulduğu bir çerçeve sunar. Kaynakların aktardığı detaylara göre, geçerlilik, üretilen tanınma ve etkileşim gücüyle ölçülür; bununla birlikte bu ölçüt, süreklilik, kohezyon ve negatif dışsallıklarla dengelenir. Mevcut felsefe ve sosyal bilim birikiminin parçalı kaldığı noktada tamamlayıcı bir işlev üstlenen kavram, sosyal değişimi ölçekler arası üretken eklemlenme olarak okur ve daha adaptif ülke yönetimi tipleri ve siyasi bakışlar için analitik bir zemin sağlar. Kaynakların aktardığı detaylara göre, giriş: Sorun ve boşluk Modern sosyal teori, kimliği ya kökene bağlı bir süreklilik veya akışkan bir inşa olarak ele alma eğilimindedir. Birincisi ulus-ülke yönetimi merkezli meşruiyet anlatılarını, ikincisi ise küreselleşme literatürünün akışlar ve manzaralar (scapes) vurgusunu üretir (Appadurai, 1996). Her iki yaklaşım da gücün ne yalnızca doğulan yerde yoğunlaştığı ne de tamamen kökten kopuk bir hareketlilikten doğduğu güncel durumu yeterince yakalayamaz. Felsefede kökü olan kozmopolitizm (Appiah, 2006) ve çok ölçekli kimlik tartışmaları, sosyal bilimlerde ise transnasyonalizm ve çok ölçekli yönetişim çalışmaları (Brenner, 2004; Vertovec, 2009) ilgili parçaları ortaya koyar. Ancak bu parçalar genel itibarıyla ayrı durur: etik-normatif, betimleyici veya kurumsal odaklı kalır. Merkezi süreklilik ve küresel etkileşim kapasitesinin birbirinin koşulu olarak kurulması ve geçerliliğin güç-tanınma üzerinden sıkılaştırılması yeterince bütünlüklü değildir. Üretici çift köklülük, bu boşluğu doldurmayı hedefler. Teorik zemin Kökleşme tartışması, Deleuze ve Guattari’nin (1987) arborescent (ağaçsı) ve rizomatik yapı ayrımından beslenir. Arborescent model belirli bir kök ve süreklilik üzerinden güç üretir; rizomatik model ise çoklu bağlantılarla çalışır. Gerçeklikte çoğu aktör her iki özelliği de taşır. (Felsefede arborescent (ağaçsı/ağaç formlu) model, bilginin, toplumun ve yönetimi elinde bulunduranlar ilişkilerinin hiyerarşik, merkezi, dikey ve doğrusal bir yapıda örgütlenmesini ifade eder. Bu kavram, Fransız düşünürler Deleuze ve Guattari tarafından geliştirilmiştir. Düşünürler, geleneksel Batı düşüncesini ve toplumsal yapıları eleştirmek için bu metaforu kullanırlar.) Giddens’ın (1990) küreselleşme analizi zaman-mekân uzaklaşmasını vurgular; bununla birlikte yerel sürekliliğin küresel etkileşimle nasıl karşılıklı güç üretebileceğini açık bırakır. Çok ölçekli yönetişim ve diaspora çalışmaları ölçekler arası etkileşimi belgeler. Buna rağmen, kimliğin geçerliliğini “hangi ölçekte hangi güç ve tanınma üretildiği” sorusuyla sıkılaştıran bir çerçeve sınırlıdır. Yeni nesil filozof ve bilim insanları değişimin unsurlarına parçalı biçimde vakıftır; sentez ise zayıftır. Üretici çift köklülük, mevcut birikimi reddetmeden tamamlayıcı bir işlev üstlenir. Zemini biraz daha değerlendirelim. Yeni nesil filozof ve bilim insanları, böylesi bir değişime kısmen ve parçalı biçimde vakıftır; bununla birlikte üretici çift köklülüğün tarif ettiği sentezi (merkezi süreklilik ve küresel etkileşim kapasitesinin birbirinin koşulu olarak kurulması, geçerliliğin güç ve tanınma üzerinden sıkılaştırılması) bütünlüklü olarak kavramış değildir. Felsefe ve sosyal bilimlerde ilgili parçalar mevcuttur, bununla birlikte bunlar genel itibarıyla ayrı literatürlerde kalır ve stratejik-üretken bir kimlik-güç ilişkisi olarak sıkılaştırılmaz. Felsefede mevcut yakınlıklar: • Kökü olan kozmopolitizm (Appiah ve sonrasındaki tartışmalar): Kimliğin hem yerel/kökene bağlı hem de evrensel etik yükümlülüklere açık olabileceğini savunur. Bu, merkezi süreklilik ve küresel ölçeği bir arada düşünmeye en yakın normatif çerçevelerden biridir. Ancak güç, tanınma ve ölçekler arası üretken etkileşim boyutu ikincil kalır; daha çok etik ve kültürel çoğulculuk üzerinden ilerler. • Çok ölçekli ve postnasyonel kimlik tartışmaları: Bazı çağdaş siyaset felsefecileri ve eleştirel teorisyenler (örneğin çok ölçekli vatandaşlık, “ölçek, scale” ve “yeniden ölçeklendirme, rescaling” üzerine personel) kimliğin tek bir ölçeğe indirgenemeyeceğini vurgular. Deleuze ve Guattari etkisindeki rizomatik okumalar da süreklilik yerine bağlantı ve kaçış çizgilerini öne çıkarır. Bunlar küresel kökleşmenin hareketliliğini yakalar; bununla birlikte merkezi sürekliliğin hâlâ güç üretebileceğini ve bunun küresel kapasiteyle karşılıklı koşul olabileceğini yeterince işlemez. • Teknoloji ve insan sonrası felsefe: Yeni nesil filozofların kritik kısmı (AI, platform kapitalizmi, algoritmik yönetişim, antroposen üzerine personel) güç ve ölçek değişimini yoğun biçimde ele alır. Ancak odak genel itibarıyla teknolojik aracılık, yeni ontolojiler veya eşitsizlik üzerinedir. “Kökleşmek” gibi yer-bağlı süreklilik ve yenilik/değer üretiminin eklemlenmesi daha az merkezîdir. Öyleyse felsefede parçalar vardır; bununla birlikte bunlar çoğu zaman ya normatif (nasıl yaşamalıyız) veya eleştirel-yıkıcı (mevcut yapıları sorgulama) kalır. Üretici çift köklülüğün önerdiği gibi, süreklilik ve etkileşim kapasitesini birbirinin koşulu olarak kuran ve bunu güç/tanınma ölçütüyle sınayan bir sentez sınırlıdır. Bilim insanlarında (özellikle sosyal bilimler) durum: Sosyal bilimciler, filozoflardan daha ampirik ve dolayısıyla değişime daha yakındır. • Göç, diaspora ve transnasyonalizm çalışmaları: Bu bölge, bireylerin ve grupların birden fazla yerde kök ifade edebildiğini, değer transferi yapabildiğini ve hem köken hem varış yerini etkileyebildiğini uzun süredir belgeler. Çift köklülük fikrine en yakın ampirik zemin buradadır. • Küreselleşme, ağ ve çok ölçekli yönetişim araştırmaları: Ölçekler arası etkileşim, “ölçek sıçraması, scale jumping”, küresel ağların yerel sonuçları ve tersi yoğun biçimde çalışılır. Güç ve tanınmanın bundan böyle tek bir merkezden üretilmediği kabul edilir. (Siyasi coğrafya ve mekânsal sosyolojide ölçek sıçraması, bireylerin, toplumsal grupların veya hareketlerin kendi sınırlarını aşmak ve daha geniş bir güç dengesini etkilemek amacıyla yerel bir meseleyi bölgesel, ulusal veya küresel bir düzeye taşıması stratejisidir.) • Bilim ve teknoloji çalışmaları (STS) ve yenilik sosyolojisi: Elon Musk tipi aktörlerin, platformların ve küresel yenilik ekosistemlerinin nasıl yeni güç merkezleri yarattığı analiz edilir. Ancak bu çalışmalar genel itibarıyla teknoloji ve sermaye odaklıdır; kimlik ve süreklilik boyutu ikincil kalır. Yine de bu literatürler, değişimi büyük ölçüde “betimler”. Üretici çift köklülüğün yaptığı gibi, hangi koşullarda merkezi süreklilik ve küresel kapasitenin birbirini güçlendirdiğini, hangilerinde kopukluk veya seçici elitizm ürettiğini sistematik bir kavramsal çerçeveye oturtmazlar. Ayrıca güç ölçütünün hem analitik hem de normatif sınırları (kohezyon, anlam, negatif dışsallıklar) yeterince içselleştirilmez. Durum: Bu durumda yeni nesil filozof ve bilim insanları, küreselleşmenin kimlik ve güç ilişkilerini dönüştürdüğünü, tek ölçekli kök salmanın yetersiz kaldığını ve çoklu bağların önem kazandığını bilir. Transnasyonal pratikler, diaspora ağları, platform güçleri ve çok ölçekli yönetişim üzerine ciddi bir birikim vardır. Ancak: • Sentez zayıftır: Merkezi süreklilik genel itibarıyla ya savunulacak bir değer veya aşılması gereken bir engel olarak görülür; küresel etkileşim kapasitesiyle karşılıklı koşul olarak kurulması nadirdir. • Güç ve tanınma boyutu ya fazla araçsal veya fazla eleştirel kalır; üretken çift köklülüğün önerdiği dengeli sıkılaştırma azdır. • Stratejik ve politik uyanış boyutları (hangi ülke yönetimi/bakış daha adaptif, politikacılar neden kavramakta zorlanır) felsefe ve ana akım sosyal bilimde ikincil kalır; daha çok siyaset bilimi veya stratejik çalışmalarda parçalı biçimde görünür. Dolayısıyla duruma vakıflık “parçalı ve dağınıktır”. Değişimin unsurları bilinir; bununla birlikte bu unsurların “üretici çift köklülük” gibi bir kavramsal bütünlük içinde, güç-tanınma ölçütüyle ve süreklilik kaybı riskiyle birlikte ele alınması henüz yaygın değildir. Bu da tartışmanın özgünlük potansiyelini destekler: mevcut birikimi sentezleyen ve sıkılaştıran bir çerçeve hâlâ üretilebilir durumdadır. Kavramın tanımı ve mekanizması “Üretici çift köklülük”, bir aktörün hem doğduğu/güçlendiği yerdeki sürekliliği (merkezi kökleşme) hem de değer ürettiği veya yenilik yarattığı yerdeki etkileşim kapasitesini (küresel kökleşme) aynı anda işletebilmesidir. Güç, tek bir kökten değil, bu iki ölçeğin birbirini besleyebilme biçiminden doğar. Merkez, küresel ölçekte üretilen tanınma ve değeri kendi sürekliliğine eklediğinde güçlenir; küresel kökleşen, merkezi reddetmeden orada ürettiği etkileşimi sürdürülebilir kıldığında hem kendi hem de merkezin kapasitesi artar. Geçerlilik ölçütü performansa (değer ve güç üretmeye) dayalıdır: tarif edilen kök, başkaları tarafından tanınan ve etkileşime girilen bir güç üretebiliyor mu? Bu ölçüt saf köken iddiasını ve saf yer-körlüğünü dışlar. Ancak araçsal değildir. Üretilen güç yerel kohezyonu veya sürekliliği aşındırıyorsa, kısa vadeli tanınma uzun vadeli kırılganlık doğurur. Küresel kökleşme kapasitesi sınıf ve ağ erişimine bağlı kaldığı sürece, çift köklülük seçici elit pratiğine dönüşebilir. Yavaşlatıcı unsurlar bağlamsal olarak değerlendirilir: bazıları kohezyon üretir, bazıları etkileşimi engeller. Kopukluk olmadan kaynaştırma, merkezi sürekliliği küresel etkileşim kapasitesinin koşulu hâline getirmekle mümkündür. Sınır örnekleri ve ülke yönetimi tipleri Yeni nesil küresel güç ve değer üreten aktörler (Musk gibi), küresel kökleşmenin yoğun biçimini temsil eder. Doğdukları yerden koparak değer ürettikleri yerde kök ifade eder, mevcut sistem sınırlarını aşan güç ve tanınma üretirler. Çerçevedeki geçerlilik ölçütünü uç noktada karşılarlar. Ancak merkezi süreklilik boyutu zayıf kaldığı için üretici çift köklülüğün tam karşılığı değildirler. Onlar, kavramın hem doğrulayıcısı hem de sınır testidir: “üretici” sıfatı yalnızca yüksek güç üretmekle değil, ölçekler arası karşılıklı besleme kapasitesiyle tanımlanmalıdır. Daha adaptif ülke yönetimi tipleri, yönetilen çift köklülüğü kurabilenlerdir. Singapur, İsrail ve Güney Kore tipi örnekler güçlü ama esnek merkez ve yüksek transfer kapasitesini (diaspora, seçici göç, uluslararası ağlar) birleştirir. Güç hem yerel kökten hem de dışarıda üretilen değerin geri transferinden doğar. Saf merkezi kapanma ölçeği küçültür; kökü zayıflatan saf açılım ise kohezyon kaybı üretir. Siyasi bakış düzeyinde en işlevsel olan, stratejik çift köklülük veya üretici ulusal realizmdir. Bu bakış, merkezi sürekliliği inkâr etmez; bununla birlikte onu tek meşruiyet kaynağı yapmaz. Küresel etkileşim kapasitesini “yabancılaşma” değil, ölçek genişletme olarak okur. Kısa vadeli seçim karşıtlıklarından (yerli-yabancı, muhafazakâr-liberal) uzak durarak, hangi kök salma biçiminin somut güç, istihdam ve tanınma ürettiğini ölçer. Politikacıların bu değişimi kavraması, teşvik yapısının kısmen değişmesine, somut modellerin görünür kılınmasına ve kamuoyu baskısının yön değiştirmesine bağlıdır. Aksi hâlde konformist dil egemenliğini sürdürür. Konformizm, ileri ve hızlı hareket kabiliyeti olan, adaptif kapasitesi yüksek kültürlere nazaran, bu özellikleri yönüyle daha geride olan kültürlerde (veya ülkelerde) daha fazla görülür. Çünkü güçlü küresel etki üreten isimlerden yoksunluk onların dinamizmine engeldir. Sonuçta konformizm bir kolaycılık ve faydacılık konusudur. Hâlbuki yeni bir sistem, düzen, felsefe, ekonomi, yaşam biçimi, teknolojik örgü ve sonuçta siyaset ve dünya biçimi önerenler kimlik tartışmalarının çok üzerinde konumlanırlar. Politikanın onları anlamalarıyla da pek ilgilenmezler, işlerine bakıp değer ve güç üretmelerine devam ederler. Ya değer ve güç üretmeyen, siyasete yaslanan, konformist, göçmen, yozlaşmış, kolaycı, işgalci, faydacı, kök salmayı derinleştirmek yerine kökü bozanlar nasıl değerlendirilmeliler? Bu, gayet tehlikeli bir sosyolojik durumun tarifidir, aynı zamanda siyasal zemini de bozan husustur. Sonuç Üretici çift köklülük, kimlik-güç ilişkisini çok ölçekli ve üretken bir biçimde yeniden tarif eder. Merkezi süreklilik ve küresel etkileşim kapasitesini birbirinin koşulu olarak kurması, hem arborescent kapanmayı hem de rizomatik kök tanımazlığı aşar. Mevcut felsefe ve sosyal bilim birikiminin parçalı kaldığı noktada tamamlayıcı bir işlev üstlenir. Kavram, güç ve tanınma ölçütünü merkeze alarak analitik sıkılık sağlar; süreklilik ve negatif dışsallıkları dengeleyici olarak tutarak indirgemeciliği sınırlar. İleri geliştirme için mekanizmaların (transfer biçimleri, kurumsal düzenlemeler, teşvik yapıları) daha sıkı tanımlanması, karşılaştırmalı örneklerin başarısızlık koşullarıyla birlikte ele alınması ve ölçülebilir ayırt etme kriterlerinin geliştirilmesi gerekir. Bu zemin sağlandığında, üretici çift köklülük hem sosyal değişim analizine hem de stratejik düşünceye özgün bir katkı sunabilir. Kaynaklar: Appadurai, A. (1996). *Modernity at Large*. University of Minnesota Press. Appiah, K. A. (2006). *Cosmopolitanism*. W. W. Norton. Brenner, N. (2004). *New State Spaces*. Oxford University Press. Deleuze, G., & Guattari, F. (1987). *A Thousand Plateaus*. University of Minnesota Press. Giddens, A. (1990). *The Consequences of Modernity*. Stanford University Press. Vertovec, S. (2009). *Transnationalism*. Routledge. *Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer bölge görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. Gürsel TokmakoğluGürsel Tokmakoğlu Independent Türkçe için yazdıGürsel TokmakoğluCumartesi, Ekim 31, 2026 - 14:30Main image: 

Fotoğraf: Denys Nevozhai/Unsplash

TÜRKİYE'DEN SESLERType: newsSEO Title: Üretici çift köklülük: Kimlik-güç ilişkisinin çok ölçekli yeniden kuruluşucopyright Independentturkish: 
Bu haberi paylaş: Facebook Twitter WhatsApp
L
Bu Haberi Hazırlayan
Lumout Medya
Lumout Medya haber ekibi tarafından derlenen bu haber, editoryal standartlarımız çerçevesinde hazırlanmıştır.
31 Ekim 2026, 14:28 14 dk okuma 300 görüntülenme

Yorumlar 0

Yorum Yap

0 / 1000